- Kategori
- Öykü
Yaşama veda mı ediyorum. (Bölüm 1)

Sema o sabah gene çok halsiz kalktı. Geceyi uykusuz geçirmişti. Son zamanlarda midesindeki ağrıdan, hazımsızlıktan dolayı gece uyuyamıyordu. Önceleri yediklerim dokunuyor veya stres sebep oluyor diye üzerinde fazla durmamıştı bu rahatsızlığın ama yaşamını etkilemeye başlamıştı midesindeki sorun.
İşte dün gece de ağrı ile kıvranmış, en son sabaha karşı yorgun düşüp dalmıştı. Hatta buna bayılmak bile denebilirdi. Oysa ki yemesine çok dikkat ediyordu artık. Daha önceleri iştahla yediği bir çok gıda yerini diet yemeklerine bırakmıştı. Hoş artık eskisi kadar iştahı da yoktu. Bütün bu sorunlara bir de halsizlik eklenince yaşam çekilmez olmaya başlamıştı. Halsiz olmam normal dedi kendi kendine.Ne yiyorum ki halim olsun. Annesi sağlığında 'Bu vücut yakıt olmadan bu yaşamı nasıl götürür.' diye kendisine diet yapmasını öneren doktorlara cevap verirdi.
Önce annesini,daha sonra babasını kaybetmişti Sema. Hasta ağabeyi ile yaşıyordu. Ağabeyi doğuştan engelliydi. Annesini kaybedince evin tüm işi, babasını kaybedince yaşamın tüm sorumluluğu omuzlarına binmişti zavalli kızcağızın.
Yataktan zorlukla doğrulup mutfağa yöneldi. Birazdan ağabeyi uyanır ve acıktım derdi. Semanın hasta olmaya pek hakkı yoktu. Ne kadar halsiz olsa kalkmak ve kahvaltı hazırlamak zorundaydı. Ağabeyinin işleri, evin sorunları onu çok yoruyordu. Bir de yalnız olmanın ve sorumlulukları tek başına yüklenmenin verdiği stres onu yıpratmıştı.
Üniversite yıllarını düşündü birden. Ne güzel koşa koşa okula giderdi. Güzel kızdı. Siyah saçları, bembeyaz teni, siyah kocaman gözleri ile pamuk prensese benzetirlerdi onu sınıfta. O da bu benzerliği daha da arttırmak için hep uzun ,kabarık etekller, romantik giysiler tercih ederdi.
Sınıfta ona hayran delikanlılar da vardı ama o hiçbirine yüz vermezdi. Ta ki karşısına Gökhan çıkana kadar. Bir bahar günü vapura binerken tanışmıştı onunla. Akşam okul dönüşü koşa koşa yetiştiği vapura binerken ayağı iskeleye takılmış ve sendelemişti. O anda onu kolundan tutup yardım eden delikanlı ile vapur süresince sohbet etmiş, inerken de ertesi gün aynı vapurda buluşmaya sözleşmişti.
Nereden aklıma geldi şimdi Gökhan diye söylenerek çay suyunu ateşe koydu. Sokak kapısından kapıcının bıraktığı ekmeği aldı. Geceden astığı torbaya her sabah kapıcının koyduğu ekmeği aldığında yaptığı ilk iş, kahvaltıyı beklemeden ekmeğin başına bir parça peynir koyup yemekti. Bu sabah ta aynısını yapmak istedi. Çocukluğundan beri çok sevdiği kabuk ekmek boğazından geçmiyordu sanki. Midemin üstüne bir balina oturmuş gibi, bir kalkıp gitse rahatlayacağım.'diye söylenerek ağabeyine bakmak üzere arka odaya yürüdü.
Devamı bir sonraki yazımda.