- Kategori
- Bayramlar
Yaşanmış; Kansız bir Bayram öyküsü

KURBAN BAYRAMI ÖYKÜSÜ
- Katılımcılarımız arasında, geçmişte kendi yaşadığı bir bayram öyküsünü aktaracak arkadaşımız var. HOŞBEŞ ÇAYEVİ’ mizde GÜNDEMİMİZ O KANSIZ KURBAN BAYRAMI OLSUN MU?
Dikkat kesildiler.
* * *
- YIL 1977…
DENİZLİ’ nin ÇARDAK İlçesine bağlı İNCELER KASABASI…
Kurban bayramı yaklaşıyordu.
ORMAN BÖLGE ŞEFİ, idare binasının girişindeki merdivenlerin en üstünde, elleri cebinde, hemen karşısındaki ilkokuldan koşuşturarak çıkan çocukların kasaba meydanına doğru çıkan ana yoldan, plastik, eskimiş ayakkabılarını ayaklarında tutmaya çalışarak dağılmalarını izliyordu.
Hava serindi… Islaktı… Çoğunun üstü-başı dağınık, yırtık, yamalıydı…
İNCELER insanları SÖKE’ ye, pamuk çapasına giderdi yaz aylarında, borçlandıkları DAYIBAŞINA borçlarını öderler, çok az paraları kaldığı için kışın yeniden borçlanırlardı.
* * *
Bir anda indi merdivenlerden, boşalan okula girdi. Doğruca okul müdürü Mehmet Hoca’ nın odasına…
- Hocam, yarın öğretmenlerle konuş, ana-babası olmayanlardan başlayarak, yoksul olduğunu bildikleri çocukların ayak numaralarını ve beden ölçülerini listelesinler. Sayısı önemli değil… O listeyi iki gün içinde istiyorum.
- Hayrola şefim?
- Sen dediğimi yap… Hayırdır umarım…
* * *
Bölge binasına döndü, katibini odaya çağırdı…
- Tüm personeli yarım saat sonra odama toplamış ol!
Toplandılar.
- Arkadaşlar, kimler kurban kesecek?
Biri dışında 14 memur elini kaldırdı.
- Yarın saat 10.00 da odamda yine toplanın, paralarınızı alacağım.
Sevindiler.
Düşünmüşlerdi; sürü sahipleri şeften çekinirler. Şef onlara uygun fiyata kurbanlık erkeç alacaktı besbelli.
* * *
Ertesi gün paralar eksiksiz verildi.
- ÇOCUKLARIN OKULDAN ÇIKIŞINI İZLEDİM DÜN. PERİŞANLAR…
Anlattı.
- Yarın liste elimde olacak. Katip ve bir muhafaza memurumuzla DENİZLİ’ ye gidecek, o listeye göre gocuk ve muflonlu çizmeler alacağız.
Memurlar şaşkınlıkla birbirine baktı… Çok muhafazakar olduğunu bildiği bir memur itiraz edecek oldu.
- Ama şefim, ibadet yerine getirilmemiş olacak…
- Bence olacak… Eğer günaha girdiğinizi düşünecekseniz, TANRI hepinizin günahını bana yazsın. Ben razıyım… Parası olan bu verdiği kurban parasını yok sayıp yine de kurbanlık alıp kesmekte serbest…
* * *
Alış-verişte, hayırsever DENİZLİ esnafının, amacın ne olduğunu duyunca fiyatları da en aza çekmesi sonucu, fazlasıyla karşılanmıştı gereksinimler…
Tam bayram öncesi gün poşetler içinde, eldeki listeye göre dağıtım yapıldı.
Para artmıştı.
O sırada kasabaya çıkan gazoz kamyonunu durdurdu, zili çaldırdı, sıraya giren 450 çocuğa birer meyve suyu ikram ettiler.
Çoğu belki de ilk kez meyve suyu içiyordu.
* * *
İNCELER’ in meşhur bir dindarı vardı.
ŞİKAYET ETMİŞ MÜFTÜLÜĞE…
Bir öğleden sonra, müftü yardımcısının geldiğini söyledi bir muhafaza memuru…
Odasından çıktı, saygıyla odasına davet etti, dinledi…
- Anladım hocam… Evet, aynen size bildirildiği gibi oldu. Buyurun, kapının önüne çıkalım…
Odacısından merdiven sahanlığına iki sandalye çıkarmasını söyledi. Oturdular, odacının getirdiği çayı içmeye başladılar.
Sessizdi. Hoca bir şey anlamamıştı…
Zil sesinden sonra kurşun gibi fırladı çocuklar…
- Bak hocam, şu sarı çizmeler ve lacivert, tüylü kapüşonu olan gocuklar bizim dağıttıklarımız… Tutanağını da vereyim size… Memurlarımın ve öğretmenlerin imzaları var… Günahsa, üstleniyorum. Yasaksa cezalandırın…
SONRA İNCELER İNSANLARININ EKONOMİK DURUMUNU ANLATTI…
Sessizce dinleyen hoca efendi ayağa kalktı…
- Şefim, hiç görmediğim gibi birisin. Allah sana selamet versin. Gördüklerimi sayın müftümüze anlatacağım. Benden yana doğru yapmışsın. Ama yapma be şefim… Başka yollar bul yardım için…
Resmi otosuna ilerledi, vedalaştılar…
* * *
O ORMAN BÖLGE ŞEFİ BENDİM.
Ertesi yıl memurlarım ‘size kurbanlık alayım mı?’ diye sorduğumda gülüştüler…
Sık sık yutkunarak dinlemişlerdi öyküyü…
Anlatan katılımcı, o günleri yeniden yaşamış olmanın hazzıyla çıkarken, sessizlik sürüyordu…
Özcan ÇELTİK
27.09.2015