- Kategori
- Anılar
Yaşantımızdaki teyzeler

Anadolu'nun cefakar teyzelerinden biri
Annemizin kardeşi olmayanları bile teyze diye çağırırdık eskiden . Hala da öyle olmalı . Kendi teyzem uzakta yaşadığı için pek görüşemedik ama mahallede çok sayıda teyzemiz vardı.
Gecekondudan bozma dört katlı bir binanın en alt katında oturduk ben yurttan ayrılana kadar . Bır Saniye teyzemız vardı . Ev sahıbimiz . Daha adet görmeden evlendirildigini söylerdi hep ve çok sayıda çocuğu vardı . Bazıları benden büyük bazıları aynı yaşlarda , biri küçük . Uzun boylu yapılı bır hanımdı . O zamanlarda yaşam standartları bizden daha iyiydi ya da bana öyle gelirdi . Kocası Sadık amca abdesinde namazında sessiz biriydi .
Türkiye 'ye her gidişimde ziyaret ederim onları . Bir aile gibi olmustuk onlarla . Yaklaşık yirmi yıla yakın kiracılarıydık . Arada bir takılırdım ona . " Yeni bir yasa çıkmış . Kiracı bir evde on yıldan fazla oturursa o ev kiracının olurmus ." dıye . Okuması yazması olmadıgından bir telaşlanırdı kı anlatamam . Arada bir gazete getirir okuttururdu .
Dört yıl önce gittiğimde tanımıstı beni . Bükülen belini doğrultmaya çalışarak yüzüme bakmış , ağlamıştı . Daha sonra bizden iyi kiracı gelmediğini söylemişti karı koca .
Geçen ay yine uğradım onlara . Saniye teyzenın beli daha da bükülmüştü , ötesi hafızasını yitirmisti . Tanıyamadı beni . Yalan söylediğimi söyleyince bir an üzüldüm ama yapılacak bir sey yoktu . Sadık amcanın bırı yesil biri mavi olan gözleri daha az görüyordu . Karısı adına özür diledi . Aslında gerek yoktu özre . Onları o halde görmek beni üzmüştü . Kendi anne babam sağ olalardı belki onlardan farklı olmayacaklardı . Saniye teyze en küçük kardeşimi hatırlamıştı . Vedalaşıp ayrıldım oradan . Şöyle bir sokaga baktım .
Bir pembe boyalı üç katlı ev vardı . Sahibi Melahat teyze ve kocası Cemil amca . Sokaktaki en gösterişlı evdi. Kızı da aynı bina da yaşadığından kiracıları fazla yoktu . Onların evin terasında akşam üzeri çaylarını yudumladıkları hala gözümüm önünde . Bir de evlatlık kızları vardı . Elif abla . Bır gün ummadığimiz cesareti gösterdi ve kaçtı evden . Çünkü annesi evlenmesine izin vermiyor evde hizmetli gibi kullanıyorlardı . Melahat teyze kocası öldükten sonra kendı öz kızının ısrarı ile evi satıp başka şehre yerleştiler . Sonra rahmetlik oldu . Kırmızı rujunu sürmeden sokağa çıkmazdı .
O eski genış teraslı ev yok olmuştu . Balkonlar kapatılıp oda haline getirilmişti . Teras daha bir küçülmüştü içimden bir şeylerın koptuğunu hissettim .
Kocası ıle kavga ettığinde bizim evde uyuyan Ayşe teyzeyi ( ev sahibimizin eltisi ) göremedim . İp atlayıp kaydırak , istop, yakantop oynadığımız sokaklar bomboştu . Baharın sıcaklıgını hissetmek evin duvar diplerinde oturan teyzeler yoktu . En çok üzüldüğüm konu ise pencerelerimizin önündeki kayısı ve kiraz ağaçlarını görememek oldu . Yazın sıcak güneş ışıklarından bizi koruyan kocaman şemsiyelerdi onlar ...
Sonra annemin mezarını ziyarete gittik kardeşimle . Okuduk dualarımızı . Baş ucundaki çam ağacından düşen kozalaklardan birini alıp cebime koydum ve şehrın gürültüsüne doğru arabayı sürdük . Bir kez daha çocukluğumu geride bıraktım gibi geldi ...
Sevgilerimle .