​ Yaşantımızdaki teyzeler / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '08

 
Kategori
Anılar
 

Yaşantımızdaki teyzeler

Yaşantımızdaki teyzeler
 

Anadolu'nun cefakar teyzelerinden biri


Annemizin kardeşi olmayanları bile teyze diye çağırırdık eskiden . Hala da öyle olmalı . Kendi teyzem uzakta yaşadığı için pek görüşemedik ama mahallede çok sayıda teyzemiz vardı.

Gecekondudan bozma dört katlı bir binanın en alt katında oturduk ben yurttan ayrılana kadar . Bır Saniye teyzemız vardı . Ev sahıbimiz . Daha adet görmeden evlendirildigini söylerdi hep ve çok sayıda çocuğu vardı . Bazıları benden büyük bazıları aynı yaşlarda , biri küçük . Uzun boylu yapılı bır hanımdı . O zamanlarda yaşam standartları bizden daha iyiydi ya da bana öyle gelirdi . Kocası Sadık amca abdesinde namazında sessiz biriydi .

Türkiye 'ye her gidişimde ziyaret ederim onları . Bir aile gibi olmustuk onlarla . Yaklaşık yirmi yıla yakın kiracılarıydık . Arada bir takılırdım ona . " Yeni bir yasa çıkmış . Kiracı bir evde on yıldan fazla oturursa o ev kiracının olurmus ." dıye . Okuması yazması olmadıgından bir telaşlanırdı kı anlatamam . Arada bir gazete getirir okuttururdu .

Dört yıl önce gittiğimde tanımıstı beni . Bükülen belini doğrultmaya çalışarak yüzüme bakmış , ağlamıştı . Daha sonra bizden iyi kiracı gelmediğini söylemişti karı koca .

Geçen ay yine uğradım onlara . Saniye teyzenın beli daha da bükülmüştü , ötesi hafızasını yitirmisti . Tanıyamadı beni . Yalan söylediğimi söyleyince bir an üzüldüm ama yapılacak bir sey yoktu . Sadık amcanın bırı yesil biri mavi olan gözleri daha az görüyordu . Karısı adına özür diledi . Aslında gerek yoktu özre . Onları o halde görmek beni üzmüştü . Kendi anne babam sağ olalardı belki onlardan farklı olmayacaklardı . Saniye teyze en küçük kardeşimi hatırlamıştı . Vedalaşıp ayrıldım oradan . Şöyle bir sokaga baktım .

Bir pembe boyalı üç katlı ev vardı . Sahibi Melahat teyze ve kocası Cemil amca . Sokaktaki en gösterişlı evdi. Kızı da aynı bina da yaşadığından kiracıları fazla yoktu . Onların evin terasında akşam üzeri çaylarını yudumladıkları hala gözümüm önünde . Bir de evlatlık kızları vardı . Elif abla . Bır gün ummadığimiz cesareti gösterdi ve kaçtı evden . Çünkü annesi evlenmesine izin vermiyor evde hizmetli gibi kullanıyorlardı . Melahat teyze kocası öldükten sonra kendı öz kızının ısrarı ile evi satıp başka şehre yerleştiler . Sonra rahmetlik oldu . Kırmızı rujunu sürmeden sokağa çıkmazdı .

O eski genış teraslı ev yok olmuştu . Balkonlar kapatılıp oda haline getirilmişti . Teras daha bir küçülmüştü içimden bir şeylerın koptuğunu hissettim .

Kocası ıle kavga ettığinde bizim evde uyuyan Ayşe teyzeyi ( ev sahibimizin eltisi ) göremedim . İp atlayıp kaydırak , istop, yakantop oynadığımız sokaklar bomboştu . Baharın sıcaklıgını hissetmek evin duvar diplerinde oturan teyzeler yoktu . En çok üzüldüğüm konu ise pencerelerimizin önündeki kayısı ve kiraz ağaçlarını görememek oldu . Yazın sıcak güneş ışıklarından bizi koruyan kocaman şemsiyelerdi onlar ...

Sonra annemin mezarını ziyarete gittik kardeşimle . Okuduk dualarımızı . Baş ucundaki çam ağacından düşen kozalaklardan birini alıp cebime koydum ve şehrın gürültüsüne doğru arabayı sürdük . Bir kez daha çocukluğumu geride bıraktım gibi geldi ...

Sevgilerimle .

 
Toplam blog
: 397
: 1111
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

1955 Niğde doğumluyum. Ancak Japonya'ya gelene kadar yaşantımın büyük bir bölümü Ankara'da geçti. Ka..