- Kategori
- Blog
Yazarlığın gücü!!!

Bizleri kimi olaylara karşı koruyan asıl güç, kendimize olan özgüvenimiz ile alakalı pek tabii ki.
Ancak bu gün yaşadığım bir olay da yazarlığın gücünden yararlanmak zorunda kaldım!!
Aslında hiç aklımda yokken olay kendiliğinden gelişti desem daha doğru olur.
Geçtiğimiz hafta başında tatil öncesi birkaç parça kıyafet almak için marka ürünler satan bir mağazaya gitmiştim.
Beğendiğim ürünlerin kalitesi reyon görevlisi tarafından da onaylanınca keyifle ayrılmıştım oradan..
Marka bir ürün alıyorsunuz beyefendi demişti, yüzde yüz memnun kalacağınızdan emin olabilirsiniz!!
Ancak bu memnuniyetim çok kısa sürdü!!
Ertesi sabah yaptığım sekiz saatlik yolculuk sonrasında gördüğüm manzara karşısında şaşkındım!
Aldığım kıyafetlerden ennn garantili olanı, otomobilin içine sızan güneşten etkilenip yer yer solmuş ve sanki kamuflaj olarak adlandırılan askeri kıyafete dönüşmüştü..
Vay be dedim.
Marka haa!!!
Siz görürsünüz gününüzü!!
Ballandırarak anlattığınız ürünün ömrü sadece birkaç saat miydi?
Oysa böylesi bir olayla karşılaşmamak için açık renkli olanlarını tercih etmiştim..
Tatil dönüşü onları rezil etmek için sabırsızlanıyordum!
Ancak mağazaya gittiğimde gayet pişkince tavırlar sergilediler!!
İade alamıyoruz beyefendi dediler..
Değişim de yapamazlarmış!!
Önce fabrikaya gönderilecekmiş ürün, oradan gelen cevaba göre değişim yapılabilirmiş ancak.
Hem de onbeş yirmi gün sürermiş bu işlemler..
Yok yaaa dedim..
Made ın ındıa Hindistan'da üretilmiştir yazıyor etiketinde, oraya mı göndereceksiniz?
Hem ayıplı mal satacaksınız, hem de karşıma geçip bana bir takım kurallar dayatacaksınız!!
Yok öyle şey..
Aldıklarımın tamamını iade etmek istiyorum, gittiğim yerde başka kıyafetler almak zorunda kaldım çünkü!
Sesimi yükseltmeye zorlamayın beni!!
Prosedür böyle efendim, yapacak bir şey yok!!
Son sözünüz bu mu?
Mallesef öyle, dedim ya prosedürler..............
Ama isterseniz bu markanın internet sitesine şikayetinizi belirtebilirsiniz.
Yayınlayacaklarını mı sanıyorsunuz dedim, övgü mesajı değil ki bu!!!
Olur mu beyefendi dedi görevli, Dünya markası bu..
Üç beş bin kişi böyle yazsın bakın nasıl sıkışıyorlar..
Bu beni sakinleştirmez dedim, sonuçta yirmi gün beklenmeyecek mi?
İşte o an yazarlığım aklıma geldi..
Bu aşamadan sonra mütevazı davranmamın hiç bir anlamı yoktu!!
Neden o markanın internet sitesine yazıyormuşum dedim!
Ben bir büyük gazetenin internet sitesinde blog yazarıyım.
On beş dakika sonra evdeyim ve bir saat sonra okursunuz..
Hem de marka adı vermeyeceğim, özellikle mağazanızın adını vereceğim.
Muhatabım sizsiniz çünkü!
Görevlinin bir saniye efendim diye yanımdan uzaklaşması sonrasında hemen ortalık karıştı.
Yanıma gelen yetkili nasıl yardımcı olabilirim efendim diye sordu.
On beş dakikadır anlatıyorum dedim, görevlinize sorun.
Yada üzerine ozon dökülmüş gibi duran şu pantolon’a bir göz atın..
O dakika içerisinde sorun çözülmüş ve benden özür dilenmişti..
Geçtiğimiz yıl bir bilgisayar firmasında da benzer sorunlar yaşamıştım.
Haklı olduğunuz durumlarda bu konu aklınızda bulunsun istedim:-))
Sağolasın Gazetemiz..