​ Yedi Günah 2 : Açgözlülük / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '11

 
Kategori
İnançlar
 

Yedi Günah 2 : Açgözlülük

Yedi Günah 2 : Açgözlülük
 

Dinlerin, Semavi Dinlerin, özellikle de Hristiyanların en çok lanetlediği günahlardan biri de “Açgözlülüktür”.

Nedir Açgözlülük ? Asla sahip olduğu şeyle  yetinmemek, daha çoğuna, daha fazlasına sahip olmak için çalışmak… Sahip oldukça, daha fazlasını istemek; biraz daha fazlasını elde edebilmek için diğer insanları bozuk para gibi harcamaktır.

Depremlerde yıkılan evlerin %90’ı  böyle açgözlü insanların, daha çoğa “Tamah” etmeleri yüzünden, malzemeden çalmaları sonucunda ortaya çıkar! Onlar hiç doymazlar ve durmadan; hiç utanmadan, başkalarının payından; fakir fukaranın rızkından göz göre çalarlar ve sonra da, utanmadan “Ben çalmadım…” derler… Çok sıkışırlarsa , “Çalmışlar ama… kimin çaldığını bilmiyorum…” derler… Evet, bana göre de bu çeşit “Açgözlü” günahkarların yeri  “Tamu”dur… başka yer onları kurtarmaz.

Acaba bazı insanların fitratında mı vardır, “Durmadan sahip olma …”  duygusu… Onlar hiç doymazlar;  yetinmezler ve eskilerin deyimiyle, “Rebbana, hep bana…” derler… Kimlerdir onlar? Türk halkı çok iyi bilir de, sesini pek fazla çıkaramaz…

Hiç mi doymazlar, hiç doymazlar… Azla yetinmenin anlamı yoktur onlar için… Daha çok… Daha çok… Daha çok… Hayatta kalmanın ve kazanmanın formülü budur. Bundan daha kötüsü; kazanmak ve daha fazlasına sahip olmak için önlerine geçen  herkesi ezer geçerler…

Kibirli olmakla,  “Açgözlülük” arasında yakın bir ilişki var  mıdır? Herhalde! Kibirli olan , bencildir, egoisttir, biraz “ego-manyak” tır; o bakımdan, her iyi  şeyin kendisinde olmasını ister.. hiç yetinmez. Bu da benim… O’da benim… Yani her şey, her güzel şey onun olmalı… Mümkün mü? Ama, “Açgözlü” doymaz ki… durmadan ister… Bunun için çoğu kez gözünü başkalarının malına mülküne diker…

Bunlar , kendinden daha zengini ; daha varlıklısını; daha kodamanını  gördükçe ; dayanamazlar… İçleri içlerini yer… Bir türlü mutlu olamazlar… Açgözlülük veya “Tamah” bir çeşit ebedi “Doyumsuzluk”tur… Hiç doymazlar…

Bir hastalık diğerini kovalarmış … Bir “Tamah” da diğerini kovalar… Onu da isterler ; onu da, onu da… Sonuç , çağımızın hastalığı : “Tüketim çılgınlığı”… Her şey; her güzel şey benim olacak çılgınlığı… Bu çılgınlığa tutulanlar, karşılığında da her türlü “Fedakarlık”ı yapabilirler..!

Derler ki; şimdiki “Ceo”ların çoğu bu içgüdü veya duygu sayesinde bulundukları o mevkiye gelmişlerdir. Eğer bu duyguyu bir an kaybetseler, her an tepe taklak olabilirler… Diğerlerine göre “kapitalizm”i yükselten de, çökerten de bu duygu olmuştur… Hep daha çoğunu, daha fazlasını isteyeceksin; hiçbir zaman tatmin olmayacaksın… Bu duygu seni kalp hastası; obez yapsa bile… Gebersen bile , ölümüne kadar böyle gideceksin… Bireyler böyle olunca, toplumlar ya nasıl olur?

Bazen bu duygu, özellikle fakir ailelerde “yükselmek için içten gelen bir hırs” şeklinde ortaya çıkarsa da, nedense daha çok zenginlerde gemlenemeyen, daha fazlasını elde etmezse rahat etmeyen, ettirmeyen bir duygu olarak belirir … “Açgözlülük”… Tamah… ne derseniz deyin… Günahtır işte..!

İnterneti karıştırırsanız , “Açgözlülük” hakkında şu öyküyü  bulabilirsiniz :

"Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içeri tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır.

Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülük duygusu o kadar güçlüdür ki, bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür."

Bütün o taşra kızlarının evden kaçıp, büyük kentlere getiren; sonra Nuri Alço’lara teslim edip, geleceğini “Açgözlülük” uğruna karartan;  hep aza razı olmamak, çoğa tamah etmeleri duygusu yüzünden, değil midir?. Ne derler, “İyi kızlar Cennete gider, kötü kızlar her yere gider…”  Ha ha haa…

Herhalde bugün, bu “Açgözlülük” ve “Tamah  olmasaydı; günümüzün “Rekabet” duygusu da olmayacaktı  ve hiçbir şey de yaratılmayacaktı… Onun için, sahipleri “Tamu”ya gönderilmeden önce… Bu “Günah” bana göre biraz daha  açık açık bir açık oturumda tartışılmalıdır…

 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..