- Kategori
- Yemek - Mutfak
Yemekteyiz’de cehalet diz boyu

Bu hafta başından beri oğlum okuldan gelir gelmez ilk işimiz beraber bu yarışmayı izlemek oluyor. Bir eğleniyoruz, sormayın…
Bu nasıl bir yarışma fomatıdır; en temel görgü kuralını altüst ediyor. Bir kimsenin evine yemeğe davet ediliyorsun ve yaptığı yemeği abartarak eleştiriyorsun. Eleştirilerin hiçbir inandırıcı tarafı yok. Fakat yarışma tüm dünyada ve Türkiye’de rating rekorları kırıyor, işte ironi burada.
Şimdi dün akşamki yarışmacıların cehaletine geleceğim. Mükerrem diye bir bayan, yarışmacı olarak katılmış, hangi lokmayı ağzına alsa peçeteye çıkarıyor. Zehir var sanırsınız. Bu nasıl çirkin bir davranış böyle.Yarışmacının yüz ifadesi, tavırları bütünüyle iticilik içeriyor.
Yurt dışı görmüş, kültürlü olduğu belli Banu Hanım’ın yaptığı yemekler illa eleştirileceği için ne komiklikler ve bilgisizlikler vardı.
“pesto sos mu? O da nedir ? Hiç duymadım?”
“pesto değil, festo”diyor öteki yarışmacı.
Tencere dibin kara, seninki benden kara…
Birde üstüne üstlük adını duymadıkları ne olduğunu bilmedikleri bu sostan yapılmış motzerella peynirli domatesi eleştiri yağmuruna tutuyorlar.
Yahu biz Türkler kahvaltıda zeytinyağı ve kekikle süslenmiş domates yanında da peynir yemez miyiz?
Yeriz, bu ne tepkidir anlamadım.
Sonra ev sahibi Banu Hanım, hardal soslu yeşil salata getiriyor. Hayatında hardal sosu tatmamış yemek cahili Mükerrem Hanım ;
“çamur gibi olmuş” diye yorum yapmaz mı?
Abartı ve eleştirinin kantarı bir kaçtı ki, sınır yok anlayacağınız…
Fesat kadın modeli Mükerrem Hanım’ın iğneli sözleri bitmiyor
“Banu hanım da çok ağır servis yapıyor, galiba yardımcıya alışkın” diyor.
Biz oğlumla bu kadarı da pes deyip ekran karşısında kendimizi tutamıyoruz.
“ ben bu yarışmaya katılsam bu kadına demediğimi bırakmam “ diyor.
“ ben de kendimi zor tutarım herhalde” diyorum.
Ev sahibi bayan nezaketini bozmadan konukları ağırlıyor ve evlerine gönderiyor.
İnsan evinde bir davet veriyorsa en iyi bildiği yemekleri, en özenli şekilde yapmaya çalışır. Bu yarışmada ikram edilen yemekler en fazla ne kadar kötü olabilir? Herkes tabağında yemek bırakmayı marifet sayıyor, kimse kimseye yüksek not vermek istemiyor çünkü, rekabet var...
İşin bu yarışma kısmını ciddiye almazsak, bu programın şov kısmı insanları çekiyor herhalde. “yemek yapma “ aktivitesi çoğunluğu kapsama alanına alan bir ilgi ve eylem alanı olması nedeniyle ve izleyen herkesin yemeklerle ilgili az çok bilgisi ve yorum yapma şansı olduğu için bu kadar favori olsa gerek.
Dün sofrada şöyle yorumlar alıyorum oğlumdan:
“hımmm bu çorba soğuk, yemeğin salçası çok az olmuş, soya sos bu şekilde kullanılmaz”.
Gülüyoruz.