Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

01 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

YENİ MİSAFİRLER

YENİ MİSAFİRLER
 

Bu kazlar da bizim misafirler kadar gürültücüler


Nemli, yağmurlu havalara açıyor insan gözlerini aslında açmak istemezken ama açıyor bir şekilde bazen zorunluluktan bazen de gözleri açılınca seviniyor açıldığında. Bahardan kalma şaşkın bir bülbül ötüyor birkaç sabahtır hatta sabah olmadan önceki karanlıkta. Kulağımıza gelen bülbül sesine dürtüyoruz birbirimizi “Sen de duy” diye.

Deprem diye uyanıyorum bazı geceler, deprem benim içimde oluyor daha da hızlandı hareketleri, her şey yolunda diye huzurla kapatıyorum gözlerimi derin bir teslimiyetle uykuya. Uyku öyle güzel bir şey ki ölüm de böyleyse eğer severek teslim olmak geliyor içimden. O güvenli karanlık anaç koyunda güvenle kapatmak gözlerini öyle iyi geliyor ki yük de ağır bahada çok pahalı RUHA ancak yaşanırsa anlaşılır.

Ruhun ağırlığı bir arı kadarmış, yirmi bir gram ya var ya yokmuş yani. Küçücük bir ağırlığın güvenli bir koyunda dinlenmesi iyi geliyor yeniden dirilişe, uyku bunun görüntüye dönüşmüş hali. Yeniden şarj oluş, yeniden doğuş her sabaha, anlamı bu. Yeninin yeni getirileriyle başlayabilme ihtimalinin sana yeniden verilişi…

Bir bedende üç ruh taşımak, hayır kesinlikle zor değil, bedenlerin yaşlarının önemi yok önemli olan ruhların taşıdıkları. Bu beden ayrı zamanlarda iki ruha daha ev sahipliği yaptı, zamanlar taşıyıcı ruhu daraltsa da hiç vazgeçmedi ruhlarına duyduklarından. O eski misafir ruhlarda da gözle görünür bir heyecan bir telaş… Şimdi misafir odası biraz kalabalık, biraz gürültü var, deprem hissiyle uyanıyorum uykularımdan ama bu tatlı bir süreç… Umarım bu sürecin sonunda herkes aynı gülümsemeyle bakar birbirine.

Bütün güzellikleriyle yaşamak istiyorum doğan sabahları, şaşkın bülbül hep şaşkın kalsın yaz kış, hep benim bahçemde ötsün karanlık sabahların ilk saatleri. Ses sadece bana ait değil, kimin kulakları duymak istiyorsa ulaşsın onlara da, bir ışık açıldığında herkesin aydınlığa kavuşması gibi… Hayatın terazisinin kefesi hangi ağırlıkta ağır basar hangisinde havada kalır? Dinlenmiş bir ruhun hissettiklerinin ağırlığının hafifliği o kadar güzel ki…

Derin huzurlu uykular, sonbaharda ormanın bütün sıcak renklerini görüp hepsini tek tek ayırt etmek kadar güzel. Huzurlu bir yolculukta, sıcak renklerle ruhunu boyamak gibi, sende bak ne kadar güzellere sıkılan o elin verdiği güven. Kimseye göstermeden, gözlüğünün altından akan pırıldakları el çabukluğuyla silmek mahareti, gördüğüne-göreceğine-gösterene içten minnetlerin gözyaşı şekline dönüş hali… Uçsuz bucaksız ormanların renklerini görmek için verilen kısacık molada inanılmaz manzaraları beyne kaydetmek huzura ekstra malzeme gibi geliyor sonrasında.

Deprem oluyor hissiyle bölünse de derin huzurlu uykular, şaşkın bülbül ötüşleri duyulan yeni sabahlar, hayat bazen güzellikleri sunuyor el yapımı, sıcak sonbahar renklerine boyanmış tepsilerde hissi yaşatıyor insana.

İsim tartışmalarına bile pes ettim, tatlıya bağlandı, endişeler sadece yeni misafirlerin sağlıkları üzerine. Bu da bir süreç geçecek elbette, umarım tam zamanında sorunsuz boşaltırlar odalarını.

 
Toplam blog
: 374
: 869
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..