​ Yeni Türkiye'nin yeni hocaları ve şike caizdir üzerine... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '11

 
Kategori
Güncel
 

Yeni Türkiye'nin yeni hocaları ve şike caizdir üzerine...

Seçimlerden önce İnternet ortamında ve gazetelerde “Grev günahtır” başlığı ile verilen haberde Düzce’de cemaate okunan hutbede “İşi gereğinden fazla yavaşlatmak ve işyerine zarar vermek, kârı ve kârlılığı azaltıcı davranışlarda bulunmak çalışanı ağır dini mesuliyet altına sokar” denilmişti.

Mas-Daf fabrikasındaki işlerinden atılan 120 işçinin direnişine sahne olan Düzce'de müftülüğün tartışmalı hutbesi, kamuoyunda büyük yankı uyandıran eylemlere imza atan Mas-Daf işçilerini kovan patronlara destek olarak değerlendirilmişti. Söz konusu hutbe 29 Nisan günü kılınan Cuma namazında okunmuştu.
O süreçte konuyu MB sayfalarına taşıyıp eleştirmiştim. Söz konusu yazıdan sonra Diyanet’e mail yolu ile 25.05.2011 tarihinde şu soruyu sormuştum: ”İşçinin hak aramak amacı ile işi yavaşlatması dini bakımdan sorunlu veya günah mıdır?”

Aldığım yanıtta: ”Kanuni çerçeve içerisinde, bir haksızlığı reddetmek ya da meşru bir hakkı elde etmek gayesiyle normal hallerde ve üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmemek şartıyla; grev, işi yavaşlatmak vs. meşru hakları kullanmak caizdir.” deniliyordu.

Aldığım yanıtı “Hak aramak caizdir, ileri demokrasi hariç” başlıklı bloğun son bölümünde de kullanmıştım. Yazıyı ‘haksızlığa karşı çıkanların ne yasalar karşısında ne de dini bakımdan “eşkıya” olmadığını ‘söyleyerek bitirmiştim.

Bu yazının konusu özellikle son yıllarda türeyen “hoca” görünümlü hem toplumu hem de toplumun dini duyarlılıklarını sömüren, palazlanan keneler ile ilgili.

Malum, okurun dikkatle izlediği “Futbolda şike soruşturması” sürecinde ortaya çıkan İbrahim Akın ile ilgili iddialar gazetelere yansıdı. Habere göre Fenerbahçe’ye gol atmama karşılığı olarak verilmek istenen 100 bin doları almasının dinen sakıncasını soruyor. Danıştığı yeni Türkiye’nin hocasına: “Hocam bir şey sormam lazım. Şimdi hafta sonu Fener’le maçımız var ya, demişler ki İbo gol atmasın; 100 bin dolar para verelim...” diyerek şike yapıp para almasının sakıncalı olup olmadığı konusunda görüş istiyor.

“Sakınca olmadığını” öğrenen Akın, 100 bin Dolar değil 100 bin Euro istiyor! Nasılsa dinen sakınca yok(!) bari Euro olsun diyor dini duyarlılığı yüksek sporcu!

Bu arada Zonguldak İl Müftüsü Refik Bulut’a bir gazetecinin, “Son günlerde gündemde olan Türk futbolundaki teşvik primi olayını nasıl değerlendiriyorsunuz, bu günah mıdır? sorusuna verdiği yanıt”: “Dini inançlarımıza ters düşmemek şartıyla yapılan bütün sportif faaliyetler, bunlara olan teşviklere biz caizdir diyoruz” açıklaması gündeme düştü. Medya bana göre art niyetli olarak yanıtı öne çıkardı. Gazetecinin sorduğu soru ile müftünün algısının farklı olduğu verdiği yanıtta açıkça görülmesine rağmen abartıldı. Sanal ortamda “Akın’ın akıl danıştığı hoca Zonguldak müftüsü çıktı” geyikleri yapıldı.

Benim asıl merak ettiğim Diyanet İşleri Başkanlığı gündemdeki konulara neden zamanında yanıt vermez, yanlış anlamaları ortadan kaldırmaz. Yazının girişinde söz ettiğim Düzce’deki patronları savunan hutbeye ilişkin benin mail yoluyla sorarak aldığım yanıtı kamuoyu ile paylaşmaz.

Laik bir ülkede tartışmasız devletin dini alandan elini çekmesi gerekir.

Hadi bu şimdilik olmuyor, daha gidecek çok yolumuz var diyelim, o zaman halkın vergileri ile devasa bütçeye sahip olan bu kurum, neden toplumda dini duyarlılıkları sömürenlere karşı gerekli açıklamaları yaparak insanları aydınlatmaz.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın suskunluğunun halkın dini duygularının sömürülmesine, yurttaşın aldatılmasına yol açtığı ortada. Yurtdışında yaşayan insanlarımızın başına gelenlerde hangi kurumun payı var size göre.

Örnek çok!

Bu yazıda şu ana kadar iki tane örnekten söz ettim. Kamuoyuna yansıyan sayısız örnek bulup yazı ortamına taşımakta olası. Medyatik “hocaların, cemaat liderlerinin” lüks içindeki yaşantıları zaman zaman gündem oluyor. Adeta halkın cehaleti bacasız sanayi haline dönüşmüş durumda.

Rant korkunç.

Siyaseti, toplumu dizayn etme noktasında söz sahibi haline gelen “din tüccarları” devletin kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmemelerinin yarattığı alanı çıkarlarına göre kullanmakta sakınca görmüyorlar. Camilerin bile paylaşıldığı, falan cami şu tarikatın, diğeri bunların diye gayet normal bir durum gibi konuşulduğu günümüzde ortaya çıkan tablo gerçekten “Yeni Türkiye” denilecek kadar açık. Camiler bölünmüş, hocalar hile karşılığında alınacak haksız paranın sakıncasız olduğuna fetva verecek kadar “dini bilgiden” yoksun.

Halk her sakallı ve cübbeliyi din adamı sayacak kadar kandırılmaya müsait, bu devran böyle sürer!

Şimdi bu örneklerden sonra Anayasa’da yazan “..Laik, sosyal hukuk devleti..”size göre nostalji ifadesi değil midir? Yeni Türkiye’de yer yok ta…

 
Toplam blog
: 1114
: 827
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..