​ Yerel kalkınma örneği: Beypazarı / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Yerel kalkınma örneği: Beypazarı

Yerel kalkınma örneği: Beypazarı
 

Beypazarı, Ankara'ya 1 saat uzaklıkta günübirlik gidilebilecek bir hafta sonu kasabası, ayrıca Türkiye'de yerel kalkınma projelerine ve diğer yerel belediyelere model olabilecek, hatta seminer, inceleme, araştırma konusu yapılabilecek niteliklere sahip bir yer.

Ankara'ya bu kadar yakın olmasının, gelişmesinde çok önemli etkisi olduğu yadsınamaz. Ancak çalışkan halkı ve özellikle kadınları, belediyesi, yaşadıkları şehrin kaynaklarını çok iyi değerlendirmişler. Bana her gidişimde, gıptayla baktığım Avrupa ülkelerinin o küçük ve sevimli kasabalarını hatırlatır. İsteyince, iyi organize olunca demek ki bizde de oluyor diye düşünerek, gurur duyuyorum burayla.

Ne yapmışlar da fark yaratmışlar Beypazarı'nda?

Sahip oldukları yerel kaynakları, üretime dönüştürerek gelir kaynağı yaratabilecek hale getirmişler; gümüş işlemeciliği, havuç üretimi, kurutulmuş gıdaların paketlenmesi ve kasabanın sokaklara yayılan pazarında yerli turistlere satışı, evlerin restore edilerek gezi evi ve minik müze olarak ziyarete açılması en başta sıralanabilecek olanlar.

Bütün bunların arkasında olağanüstü bir belediyecilik örneği var tekrarlamak gerekirse, halkının da azimle yaşadıkları yere sahip çıkışı. Belediyenin web sitesinden bu açıkça anlaşılıyor; “ilçemizi dünya şehri yapmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz” demişler.

Beypazarı’nda 2-3 katlı ahşap konaklardan 3500 tanesinden 500 civarında olanı restore edilmiş, daha fazla restore etmek içinde sponsor ya da fon aranıyor. Ankara da yaşayan Karaoğuz ailesinin konağı da restore edilmiş olanlardan ve halka açık bir müze eve dönüştürülmüş.

Beypazarı havucu meşhurdur bilirsiniz; havuçlu dondurma yapmışlar, ilk kez rastladığım yerel bir ürün.

Kasabanın girişinde solda yer alan, yan yana dizilmiş ahşap Beypazarı evlerinden oluşan büyük bir gümüşçüler çarşısı var, el yapımı, telkari gümüş işleri, dükkanların çoğu işletmecisi kadın.

Gümüşçüler çarşısından çıkar çıkmaz dar ve yokuş sokaklardan geçip, Beypazarı evlerinin güzelliğini seyredip, sokak pazarında buluyorsunuz kendinizi. Pazarın düzeni de, temizliği de her yere örnek olması gereken türden. Küçük tahta tezgahların üzerinde halk kendi yaptığı , paketlenmiş kurutulmuş domates, biber, patlıcan, çeşitli baharatlar satıyor. Paketler öyle sıradan değil, düzgün poşetlerde ve üzerine küçük etiketler konarak ürünle ilgili açıklamalar yazılmış. Satıcıların eli yüzü temiz, alıcılara karşı nazik, mutlulukla bakıyorlar etrafa. Bu konuda bir eğitim almış olmalılar diye geçirdim içimden.

Yemek yenilebilecek en hoş mekanlardan birisi de, pazarın kurulduğu meydandaki Tarihi Taş Mektep restoranı. Buradaki favori yemeğim el yapımı yoğurtlu, etli yaprak sarma ve ev baklavası. Yoğurtlu sarma, ağızda eriyen türden, nefis lezzetli!

Bu yemeğin üzerine zorlu bir tırmanış parkuru gerçekleştirmek de mümkün. Kalenin ve tüm şehre hakim seyir mekanının bulunduğu tepeye tırmanmak için! Hayatımda ilk kez böyle zorlandım, ciğerlerim acıdı diyebilirim. O yüzden daha uzun ama kolay olan parkur denenmeli....

Bu başarılı yerel kalkınma örneğinin çoğalarak yayılması dileğiyle…

 
Toplam blog
: 144
: 1429
Kayıt tarihi
: 12.09.07
 
 

ODTÜ İşletme mezunuyum, felsefe bölümünde master eğitimi aldım, uzun yıllar bankacılık ve finansm..