- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yeşerme çabalamaları

çınar ağacının dalı ve mavi...
Tam bahar gelecek derken üşüdüm, çiçek açmış ağaçlara vuran soğuk vurdu dallarıma. Yağmurda yıkayıp ruhumu pırıl pırıl bir güne asmak istiyorum. Tellerine kuşların konduğu umut vadeden sımsıcacık bir gün.
Aynılıktan kurtaramadığım hayatımın bahar dalları gibi açılacağını gözümün önünde canlandırmaya çalışıyorum yazması kolay da nedense gözümün önüne gelmiyor. Sis, hep bu sis perdesi yüzünden. Biri kafamın üstündeki koyu bulutları kaldırsın artık.
"Tanrım!.. Bunu sen yapabilirsin, bir şans versen bana diyorum. Hani olmaz mı olur. Çok zor olmasa gerek senin için" :)
***
Sabah çayımı yudumlarken balkonun açık kapısından gözüm ona takıldı hemen gülümseyerek seslendim:
“Canım yeşerdin demi, ne olurdu ben de senin gibi yeşersem.”
Bu eve taşındığımdan beri bu genç çınar ağacıyla konuşmaya başladım. Mutfak penceresinden onun görünmesine öylesine alışmıştı ki... Çınar ağacı bu beton yığınlarının içinde bana çocukluğundan bırakılmış bir miras gibi. Çocukluğu çınar ağaçlarının gölgesinde geçmiş biri olarak, (hem de ulu ulu çınar ağaçlarının) bunun bir mucize olduğuna kendimi inandırmaya çalışıyordum. Çınar ağacı da benim gibiydi beton yığınlarının arasına sıkışmış yaşamak, göğe yükseltmek için dallarını, çırpınıyordu. Yine bahar gelmişti yine yeşerecekti. Ben, ben de yeşermek istiyorum seninle beraber. Bir umut var mı?
Var da aslında yok, bir var, bir yok. Bir arpa boyu yol katedememiştim dünya denen çetrefilli yaşam alanında. Tanrıdan bir çınar ağacı olmayı diledim belki bir gün gerçekleşir. Kim bilir :)
Döndüm hüznüme:
"Benim çok işim var, yeşermeğe çabalıyorum, bana uğramayacaksın, senden haber almak istemiyorum görüşmeyelim bir süre” dedim. Alındı mı bilmem? Alınsa keşke yalnız bıraksa beni.
Çınar ağacım çıkmam lazım, beni ararsan nerede bulacağını biliyorsun.
İnadına maviyle inadına yeşilin yanındayım
Buradayım…