- Kategori
- Ekonomi - Finans
Yeteneksiz Avrupa liderlerinin komik çaresizliği

2008 yılında Amerika’da patlayan ve bir salgın hastalık gibi dünyaya yayılan finans krizi, Yunanistan, İspanya ve Portekiz’in bir türlü züğürtlükten kurtulamaması veya kurtarılamaması nedeniyle Eouro bölgesinde hala tüm şiddeti ile sürüyor ve AB nin geleceğini de ciddi ciddi düşündürüyor.
Amerika, başına gelen bu krizden bu kadar çabuk kurtulurken, Avrupa liderlerinin 4 senedir, çözüme bir çare bulamamaları, günü güne satmaları ve’’ en iyi çözüm çözümsüzlüktür’’ politikaları, adı AB olan bu birliğin aslında ne kadar pamuk ipliğine bağlı, kopmaya hazır bir iplik olduğunu gösteriyor.
4 senedir 400 defa toplandılar aralarında, 1400 defa daha toplansalar lay lay lom...
Artık batmış, bitmiş bir Yunanistan’ın ‘’Euro’dan çıkarız’’ tehdidine karşı elleri ayakları birbirine dolaşıyor, her kafadan bir ses çıkıyor, şaşırıyor ve hatta nedense korkuyorlar.
Dün Amerika’da gerçekleşen G8 zirvesinde de dağın fare doğurduğu izlenimi mevcut.
temenniler, nasihat niteliğinde. Cek, ler, cak lar bol. Zaten Chelsea-Bayern Münih maçı başlar başlamaz, işi gücü bırakıp TV karşısına geçmeleri de ciddiyetlerinin göstergesi.
İnsanın sen nelere kadirsin futbol diyesi geliyor!!..
4 senedir krize en ufak bir çare bulamayan G8 liderleri, ‘’kurtar beni baba’’ diye Obama’nın eteğine yapışmışlar!!.. Obama da kendi yaptığını onlara söylemiş. ‘’kemer sıkma yerine büyümeye gidin’’ hadi bakalım dağılın şimdi deyip, yedirip, içirip, gezdirip göndermiş onları. (Bize de ekonomiyi soğutun, büyümeyi yavaşlatın, hızlı gitmeyin falan diyorlar)
Hepsi tamam demiş arkadaşların ama bir tek Merkel hoşlanmamış çünkü o hala bir deri bir kemik kalan, ‘’ben bitmişim ağğbi’’diye haykırıp duran, bankalarından halkın 1 günde 1.5 milyar euro çektiği Yunanistan’a kemer sıktırıp, alacaklarını kurtarmanın peşinde.
G8 zirvesi de hava cıva anlayacağınız. İktisatçılar ‘’ ne karar alındı yahu’’ diye birbirine soruyor?
İktisatçılar için de ‘’onlar deprem uzmanları gibidir, deprem olmadan bir şey bilemezler’’ diye bir söz vardır ama üstat Ege Cansen, Pazar günkü yazısında AB krizini çok net bir şekilde açıklarken, örneği zor görülecek bir benzetme yapmış. Bayıldım.
Ege Cansen ‘’Rezervuar teorisi’’ başlıklı yazısında diyor ki ;
‘’Hela rezervaurlarının misyonu, yani ödevi ‘’pisliği içinde bulunduğu ortamdan dışarı atmaktır. Bunun için pisliğin muhtemel büyüklüğüne göre, çanağın geometrisi de hesaba katılarak kullanılacak su miktarı ve bu niktar suyun kaç saniyede akması gerektiği hesaplanır.. En mükemmel rezervuar en az suyla, en çok pisliği bulunduğu ortamdan dışarı çıkarabilendir. Modern tasarımlarla 9 litre su, 3 saniyede çanağa aktarılıp, pislik kütlesinin deveboynunu aşarak gözden kaybolmasını sağlayabilmektedir. Eğer rezervuardaki su, saniyede yarım litre akma hızıyla çanağa salınırsa, bir ton su bile kullanılsa görev başarılamaz.’’
Nasıl ama?
Amerika sifonu çekti. Pislik temizlendi. Merkel ise yeterli suya sahip olmasına rağmen sifonu çekmemekte direniyor. Pislikle birlikte yaşama ısrarı, hem birliğindeki ülkeleri, hem dünya piyasalarını ve hem de kendi ülkesini etkilemeye devam ediyor.
Rezevuarı temizleyecek olanın ve orayı daima temiz tutmanın koruyucusunun kendi olduğunu herkes biliyor, o anlamak istemiyor.
Suya yazık değil mi?