Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
748
 

Yeter ki koltuklar bizim olsun...

Yeter ki koltuklar bizim olsun…

Sayın okurlarım ;

Önümüzü göremediğimiz günleri yaşıyoruz.

Televizyonlar da “flaş” diye duyurulan haberlerin acımazsızlığı ile bütün millet haber şaşkını…
Avrupa’da – Amerika’da insanları ayağa kaldıracak olaylar,

Türkiye’de gariban halkımız tarafından, bezgin, umursamaz bir halde izleniyor.
Hiçbir şey şaşırtmıyor artık insanları, aldırış etmiyorlar.

İnsanlar aç ve işsiz, karnını doyurma telaşı içinde…

Ama bu ülkenin yetişkin insanları, ülkesini sevenler, nereye gittiğimizi düşünmemiz gerekir…
Bu, en azından bizlerin vatandaşlık görevi.
Ben yazdığım yazılarda sadece siyaseti ve hükümet- muhalefetin maceralarını anlatmıyorum.

Ekonomiden, aştan, işten, tencerenin kaynamasından, sizlere görüntüler çizmeye çalışıyorum..
Bunlar çektiğimiz dertlerin küçücük bir parçası.
Herşey aile içinde, yaşadığımız toplum içinde yaşanıyor.

Geleceğimize dair kötü işaretleri açıkça görebiliriz.

Siz hiç bir ülkede bu kadar çok cinayetler, hortumculuk, trafik kazaları, kafa kesmeye kadar giden vahşetleri okumadınız, televizyonlarda görmediniz..
Doğrusunu söyleyeyim, bende görmedim. Biz eski topraklar öyle bir Türkiye’de yetiştik, eski bir tarihte küçük bir kızın ortadan kaybolması

Türk basınının ve kamuoyunu bir yıl uğraştırmıştı.
Ama şimdi bakıyoruz ki kafa kesen kesene.
Benim samimi olarak düşündüğüm şey şu:
Toplum alarm veriyor ama; Biz bunu görmüyoruz, duymuyoruz.
Artan şiddet bir türlü önlenemiyor. Arttıkça artıyor..
Toplumun alarm verdiğini gösteren bir başka önemli olay da, aynı gün bir çok kişinin intihar etmesidir.
Düşünün, bir ülkenin yurttaşları, aynı gün canına kıyıyor.
Aralarında değerli bir tiyatro- sinema oyuncusu da var.
Sayın okurlarım; Şiddet artışını ve intiharları, sadece ekonomik krize bağlamak da yanlış bence.
Bunun etkisi mutlaka var, tamam tamam da…

Bence asıl sıkıntı, gittikçe artan bu kara basan, toplumdaki değer yargılarının yok oluşu; aile, eş, dostluk bağlarının gevşemesi, insani değerlerin her gün ayaklar altına alındığı bir düzende yaşıyor olmamız… Doğru değil mi ?..
Kısacası toplum alarm veriyor vermesine de biz bir türlü bunları görmüyor, düşünemiyor, yine günü kurtarmaya çalışıyoruz.

Başımızda ki büyükler, siyasetin ağbabaları, batan batsın, yeter ki koltuklar bizim olsun diyorlar.

ozcanvural1933@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 217
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 1053
Kayıt tarihi
: 24.07.06
 
 

1933 Kayseri'de doğdum. Kayseri Lisesi Ankara Veteriner Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Diş Heki..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster