Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Yine Babam

Yine Babam
 

Söylemek istediklerim var, ama daha fazla söz etmeye gerek yok diye düşünüyorum.

Yine babam geliyor aklıma.

Gençliğimde, fırtınalı düşüncelerimin çağında, babamdan öğrendiğim ve doğru olduğuna ikna olduğum düşünsel ve duygusal dünya görüşüm olgunlaşırken, tam da onun anlattığı gibi, sosyal adaletçi, barışçı, kayırılmaya ve ayırımcılığa karşı
düşsel bir dünyanın geleceğimizi oluşturmasını istemiştim.

Ütopya'yı ise yıllar sonra okumuştum.

Thomas More da öyle anlatmıştı.

En Güzel Dünya'da da bunları söylüyor ve anlatıyordu Jean Baby.

Sonra Hayvan Çiftliği, sosyal adaletsizliğin en vurgulayıcı cümlesini kuruyordu romanın içinde:

''Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.''

Bu anlayışa karşı çıkışın ve eşitlikçi paylaşımın nasıl olması gerektiğinin tane tane aktarıldığı George Orwell'in baş yapıtı da babamın anlatıklarını anlatıyordu.

Kendi devrinin asi gençlik sembolü James Dean'e benzetildiğini komik bir gururla bizlere anlatan, arisokrat aile bireylerine sürekli karşı çıkan ve onların snobluklarından utanç duyan, dalga geçen, taklitlerini yapan, şehir dışına çıktıklarında buluduğumuz şehrin en lüks otellerinde ağırlanmayı talep ettiklerinde, son derece rahat bir tavırla çağrılarını reddeden babam.

Gün geldi benim için endişelendi, oğlumun doğumuyla endişeleri arttı.
Artık onun anlattığı ve idealize etmemi istediği gibi davranmamı istemez oldu.
Koruması altından çıktıktan sonra, aklıma her eseni, hele de doğru bildiğim her şeyi yazıp çizip, söylemelerimden ötürü beni az sıkıştırmadı.

Sorumluluklarımı hatırlattı.

Ömrü yetseydi eğer, hala oturup kalkıp yontmaya çalıştığım halde, gizlemeyi pek te beceremediğim muhalif tavrım yüzünden çokça tartışıyor olurduk, canı epey sıkılırdı yine bana...

Haklı olduğu yerleri annne olmam sebebiyle daha net görüyorum şimdi.

Ama yine de, olup biten çılgın kördövüşüne ne derdi merak ediyorum bugünlerde yaşıyor olsaydı.

Keşke, herşey bir rüya olsaydı şimdiye dek yaşanan.

Hem o hem de Mustafa Kemal ölmemiş olsalardı da, sabah uyandığımda,
hiç şaşırmasaydım hala yaşadıklarına.

Ama aynı rüyayı beraber görmüş olsaydık ve neler anlatacaklarını dinleseydim ağızlarından.

Sadece rüyamızı yorumluyor olsaydık gülüşerek, ağlaşarak.

Korkmadan, ileri geri fikir yürütmüş gibi olsaydık rüyamızın üzerinden.

Başımı okşasalardı, sen yine de dikkatli ol emi deselerdi...

Küçük akıllı bir kız olsaydım.

Onlara: ''Peki'' deseydim..

 
Toplam blog
: 66
: 576
Kayıt tarihi
: 26.01.09
 
 

1963 doğumluyum. İngilizce öğretmeliği yapıyorum. 20 yaşında bir oğlum var. İzmir' de yaşayan şan..