- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yine bir Cumartesi

Bu ülkede yaşayıp da canınızın sıkılması mümkün değil. Gündemin bu kadar çabuk değiştiği, bir olayı anlamaya çalışırken diğer olayın pat diye meydana düşüp eski konuları unutturduğu başka bir coğrafya bulamazsınız. Bu koşuşturmaca içinde ülke ve toplum meselelerini oturup da nasıl bir sonuca bağlayacağız orası muamma.
Bu hız ve değişkenlik içinde gündeme baktığımızda birilerinin bu ülkeyi savaşa çekmeye çalıştığını hemen anlıyoruz. Kendi içinde bir iç savaş yaşayan Suriye, kendi başını kaşımaya fırsat bulamayan Esed, nasıl olurda Türkiye gibi güçlü bir ülkeyi karşısına almak ister. Bu işin akıl ve mantık ile açıklanır bir tarafı yok. Demekki birileri Türkiye'yi bu bataklığa çekmeye çalışıyor, aman oyuna gelmeyelim. Tabi giden canlarımız karşısında sessiz de kalmayalım.
Şimdi sesinizi duyar gibiyim. Bari haftasonu kafamızı dinleyelim, gündemden bir iki gün de olsa uzak kalalım dediğinizi duyar gibiyim. En başta belirttiğim gibi bu topraklarda yaşayıp da gündeme taklıp kalmadan yaşamak olmaz. Hele mesele devlet meselesiyse içimizde o kadar çok diplomat adayı varki yorum yapmadan geçmemiz yakışık kalmaz.
Yine günlerden bir Cumartesi, yine bir hafta sonu yine sıradan yaşamlar. Hangimiz geçen hafta Cumartesi'nden farklı olarak bugün yeni birşeyler yapıyoruz. Bir monotonluk trenine binmişiz inmek bilmiyoruz. Sürekli aynı şeyler etrafında dönüp dolanıyoruz. Alışveriş merkezlerine gitmeyi sosyal aktivite olarak gördüğümüz zaman, zaten olay kendi kendini ifade ediyor. Modern zaman yaşantımızın maalesef keyif veren yanları gittikçe yok oluyor.
Bu kadar iç karartmanın yanında güzel şeylerden de bahsedelim. Hayatın zorluklarına rağmen herşey yine de elimizde. Bence gereğinden fazla topu taça atıyoruz. Günümüzde neden böyle bir yaşam sürüyoruz sorusunun cevabını önce içimizde aramamız gerekir.
Bu gündem ve felsefe karışımından sonra ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor. Bu sonucu da Bulutsuz Özlemi güzel ifade ediyor: Ne olursa olsun, yaşamaya mecbursun...