​ Yine dil konusu / Dilbilim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '06

 
Kategori
Dilbilim
 

Yine dil konusu

Her fırsatta ifade etmeye çalışıyorum. Dilsiz medeniyet olmaz. Hatta millet hiç olmaz. Medeniyetinizin ifadesini kendi dilinizle anlatmak zorundasınız. Tarihte dili bozulmadan hiçbir kültür ve medeniyetin yıkıldığı vaki değildir. Savaş meydanlarında defalarca mağlup olabilirsiniz. Her mağlubiyetten dersler çıkartabilir, yeniden törpülenip güçlenerek çıkabilirsiniz. Bu sizin elinizdedir.

Fakat dil meydanında bir defa yenilgiye uğradınız mı artık dirilme şansınız yok demektir. Bunun içindir ki dil, gerçek manada millet olma kimliği kazanmış toplumların namusu konumundadır. Dile el uzatmak namusa el uzatmakla eş değerde tutulmuştur. Nasıl ki insanlar namusu için yaşarlarsa, milletlerde dilleri için yaşamış olurlar. Savaş meydanlarında yenilgiye uğratılamayan milletleri dil meydanlarında kaybettirmenin çabası dünden bugüne süregelmiştir. Dil sizin kontrolünüzden çıktığı gün kültürünüz de kontrolden çıkmış demektir. Kendi kültürünüzün tarifini ancak kendi dilinizle yapabilirsiniz, başkalarının dilleriyle değil. Bu ciddi bir mes’eledir. Şakaya, vurdumduymazlığa gelmez. Hatta hoşgörüye hiç mi hiç gelmez.

Samsun Yazarlar Derneği olarak bir süre önce başlatmış olduğumuz “Türkçemize Sahip Çıkalım” kampanyası taşıdığımız bu kaygıların sonucudur. Kendi çapında başarıya da ulaşmıştır. En azından öyle görmek istiyorum. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak misali her zerresiyle Türkün varlığıyla yoğrulmuş bu topraklarda yabancı isim kullanılmasını nasıl içimize sindirebiliriz? Ben bunu içine sindirebilecek bir vatan evladının varolduğuna da inanmak istemiyorum. Ana sütü gibi ak ve berrak Türkçemiz dururken yabancı isimlere meyledilmesine anlam vermekte de güçlük çekiyorum. Buna hakkımız yok. Kimsenin de hakkı yoktur.

Namık Kemal ”Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, Yok mu kurtaracak bahtı kara ma’derini” diye feryad ediyordu. Bu feryada cevap geçikmedi M. Kemal Atatürk “ Düşman dayasın vatanın bağrına hançerini, Elbet bulunur kurtaracak bahtı kara ma’derini” diyerek yüreklice cevap veriyordu. Peki ya Türkçemiz? Bütün bu olanları görünce Namık Kemal’in o titreten mısraları yeniden aklıma düştü. Bu defa da Türkçenin bağrına dayanan hançer geldi gözlerimin önüne. Bu defa da Türkçe için diyoruz ki bulunur elbet kurtaracak baht-ı kara ma’derini…İşin garip tarafı bu kez hançeri kendi ellerimizle saplıyoruz.

Türkçemize bu kadar eziyet ve bu denli işkence yeter artık.

Geçtiğimiz günlerde “Türk Dil Bayramı”nı bu duygular içerisinde içimiz sızlaya sızlaya kutladık. O gün bazı caddelerimizden geçerken bayramımızın adeta mateme dönüştüğünü hissettim. Hangi ülke sokaklarında geziyoruz? Dükkanların cam ve levhalarında hep yabancı isimler…Yoksa Türkçe isim kullanmaktan bayağılık hislerine mi kapılıyoruz? Biraz sorgulamak gerekmez mi? Her geçen gün biraz daha idealini yitiren, hedefsiz bir kitle halini aldığımızın farkında mısınız? Dilimiz zayıfladıkça düşüncelerimizde o denli hafifliyor. Niye ve ne için yaşadığımız bile umurumuzda değil adeta. Bütün bunlar elbette sebepsiz değil. Hiçbirisi durduk yerde gelmiyor başımıza. Birilerinin emperyalist oyunlarına gelmeyelim.

Batılı yazar Bernard Levi’nin o meşhur itiraf ve ifadesini bir kez daha okuyalım isterseniz. Bakınız ne diyor: “ Bir milletin kültürünü kontrol etmek, o milletin dilini kontrol etmekle, bir milleti imha etmek ise nesilleri, mazisinden, tarihinden bilhassa milli ve manevi değerlerinden koparmakla mümkündür” Hala uyanmayacak mıyız? Biraz kendimize gelelim. Kurtulalım Batı karşısında düştüğümüz aşağılık duygulardan, kurtulalım acizlikten kendimize dönelim.

 
Toplam blog
: 574
: 922
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Samsun Yazarlar Derneği (Kurucu) Başkanı. 12 kitabı neşredildi. Türk Güreşinin Sembol ismi Yaşar ..