​ Yoga ile kurduğumuz ilişkinin anlamı... / Yoga / Meditasyon / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '09

 
Kategori
Yoga / Meditasyon
 

Yoga ile kurduğumuz ilişkinin anlamı...

Yoga ile kurduğumuz ilişkinin anlamı...
 

Yoga, günümüzün en popüler ilgi alanlarından bir tanesidir. Etkisi de hızla artmaktadır. Peki yoga nasıl algılanmakta ve uygulanmakta? İnsan yogaya neden ihtiyaç duymakta? Bütün bunlar bizim farkındalığın yolunda nasıl ilerlediğimizin cevabını bulmada yardımcı olacaktır.

Günümüz dünyasının o acımasız temposu içinde bir takım değerlerin daha fazla erozyona uğradığını gözlemliyoruz. Örneğin her şey alınıp satılabilir hale geliyor. Bütün filmlerde sevginin bile bir maddi karşılığının olduğu senaryolar pazarlanıyor. Bir kaç yıl önce Ahlaksız Teklif isimli filmde işlenen tema buydu. Belki gündelik yaşamın içinde eşine rastlanılmayacak bir teklif içeriyordu. Fakat biz farkına varmadan bu temanın özünde yeralan şeyleri yaşamaya başladık. Belki sevdiğimiz insanın bedeni üzerine pazarlık yapmıyoruz ama sevgimizin değerini maddi şeylerle ölçmeye başladık. Örneğin sevgililer günü diye bir kutlama icat ettik. O gün bütün sevenler birbirlerine bir şeyler almaya başladı. Birbirini günlük telaş içinde bu anlamda hatırlamayanlar arasında sorunlar oldu ya da böylesi bir ekonomik güce sahip olamayanların o reklam dünyası içinde ezilmesi. Uzatmayalım; sevgi anlamını, değeri hatta "gücünü" yitirdi.

Sevginin içinde ne vardır, saflık! Özümüz maddenin içine, bir mağaraya hapsolduğu için kendi doğasını dışarı yansıtamamaktadır artık. Her şey maddidir. Bu anlamda, hastalıklar artmış, mutsuz insanlar çoğalmış, huzursuzluk normal bir his haline gelmiş, psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlıklarda patlama yaşanmış, insan benliğini yitirmiştir. En başından beri yazdığımız (Entropi) o enerji düşünümü son safhaya ulaşmıştır. Bir taraftan o "kaybetme" hissi kuvvetlenmeye başlamış, kişi kendini bir arayışın içinde debelenirken bulmuştur.

Mistik arayış bu debelenmenin içinde önemli kapılardan bir tanesi olmuştur.

Yoga’yı bir farkındalığa ulaşma yolu olarak tanımlayabiliriz. Yoga ile tanışan ya da farkında olmadan onu uygulayan kişilerin ortak paydasında yukarıda saydığımız olumsuzlukların görülmesi, onun sanki bir rehabilitasyon, tedavi yöntemi olması gibi yorum oluşturmuştur. Öyleki; yoga yolunu gösteren insanlar bile zaman zaman kişilerin içinde yaşadığı olumsuzluklardan kurtulmanın aracı olarak onu işaret eder olmuştur.

Şimdi bir başka parantez açalım. Özümüz de saf halini yitirerek, düşüyordu. Maddenin de bir saf hali vardır. O da başlangıçtan itibaren, kendi enerjisini ve niteliğini kaybedecektir. Özümüzün saf hali kişinin kendisini hafif hissetmesidir, bir anlamda. Maddenin de saf halinde böylesi bir tanımlama yapabiliriz. Kirli olan, olumsuzla yüklenir; ağırlaşır. Bu anlamda insan bedeni de maddi olduğu için zaman içinde kirlenmiş, özünü yitirmiş ve hastalanmıştır. Bedenden kaynaklanan hastalıklar, özümüzü de etkiler olmuştur. Hasta olma neredeyse insanın doğası haline gelmiştir. Küresel anlamda insanlar alerji denilen bir illetle kuşatılmıştır. Neredeyse hepimiz yaşamamın bir parçasına karşı özel alerjiler geliştirir olduk. Yediğimiz, içtiğimiz, soluduğumuz, dokunduğumuz nesneler bir şekilde bedenimizde iz bırakır olmuştur. Bütün bunlar işarettir ya da sonuçtur. Eğer hastalanıyorsak, bedenimizin bir şeylerden etkilendiğini söyleyebiliriz. Kirlenmiştir. Olumsuz şeylerle yüklenmiştir ve sürekli tepki vermektedir.

İşte böylesi durumlarda insan şifa aramaya, çareler bulmaya çalışır. Elbette olumsuzluklar sadece bedensel olarak gelmeyecektir. Toplumsal ilişkilerin giderek karmaşıklaşmasının da sebebi maddesel dünya yaşamının insan hayatının merkezine oturmuş olmasıdır. Çeşitli yenilgiler, yıkımlar, sorunlar da birer işaret ve sonuçtur. Kişi içinden çıkamadığı şeylerle kuşatılmış ve boğulmaya başlamıştır.

Marksın ünlü 11. tezinde söylediği gibi: "Filozoflar, hep dünyayı tanımaya çalışmışlardır; oysa asıl sorun onu değiştirmektir!"

Değişim her şeyin özünde olan bir harekettir ve hiç bir zaman durmaz. Önemli olan neyin değişeceğidir. Yoga’nın da buna verdiği bir cevap vardır.

<ımg height="700" alt='Playing Madam Butterfly on "C" (part 2)' src="http://gallery.photo.net/photo/6647119-lg.jpg" width="553" border="0">

Hafiflikle evrene ses vermek... Fotoğraf Lester A. Garcia

Farkındalığımızı zorlayan süreçler fiziksel, kimyasal değişimlerin özünde yeralan yasalar gibi işlemeye başlar. Çevremizi ya da bizi kuşatan sorunlardır bunlar. Aydınlanmış dediğimiz insan; bütün bunların içinden kendi farkındalığını bulacaktır işte. O farkındalığın ne olduğunun cevabı her kişinin özünde saklıdır. Ama bu sonuç bize yoganın tanımını bir şifa aracı olarak anlamaya götürmemelidir. Nedenler sonucun tek başına tanımı olamaz. Ama şunu söyleyebiliriz ki; aydınlanma, farkındalığa ulaşma yolundaki bedenin/özün mutlaka bir sorunu vardır: Gerçeği bulmak.

Yoga bu sürecin içinde merkeze yerleştiğinde artık bizim aracımız olur.


“Benim bir özüm var! Artık bunun farkındayım ve bunu sürekli hale getireceğim. Ama sürekli sorunlarla uğraşıyorum, hastalanıyorum, bir sürü başarısızlık yaşıyorum ve devamlılık sağlayamıyorum.”

İşte, bu noktada bir şeyler yanlış gidiyordur. Yoga güçlü bir enerji yaratır. Üstelik çoğaltan, temizleyen ve yeniden oluşturan bir gücü de vardır. Bu güç bizim kendi özümüzün derinliğine inebilmemizdir. Ama onun da bir çalışma düzeni vardır. Bu düzen, kendiliğinden gelişir. Onu oluşturan parçalar eksikse, yerinde değilse ya da yanlışsa farkındalığa ulaşsak da güçlü olanı deneyimlemem mümkün olmayacaktır.

Bunların başında elbette bedeni saflaştırmak geliyor. Nedir o? Saf yiyecekler yemek çok önemli bir başlangıç olabilir. (Nasıl vejetaryan oldum?) Özümüzü taşıyan bedenimize bakmazsak, özümüzü sıkıntıdan kurtaramayız. Yiyeceklerimizi belli bir saflığa ve düzene soktuğumuzda, bedenimiz de ona göre çalışmaya başlayacaktır. Bedenimiz taşıdığı ağırlığı terk edecek ve içimdeki özü daha kolay görmeye başlayacaktır. İçimdekini daha kolay görebilmemiz, onun farkındalığını deneyimlememizi kolaylaştıracaktır. Farkındalığımız, öz halimi tanımada, bulmada bize yardımcı olacaktır. Yoga’ya oturduğumuzda, içimizde bulmamız gereken ilk şey işte o özümüzdür. Onu bulamıyorsam, yapmış olduğum şey daha ilk başında eksik olacaktır. Özümüzü bulup deneyimlediğimizde aklımızın berraklaştığını, zihnimizin daha temiz şeyler ürettiğini ayırt etmeye başlayacağız, demektir.

Beden yiyecekleriyle oluşturduğu disiplini, yaşamın diğer yerlerine de yaymalıdır. Örneğin daha fazla doğayı deneyimlemek, yepyeni farkındalık imgeleri ile birlikte, yogayı güçlendirecektir. Temiz hava, bedenin organizmasını düzenleyecektir.

İlişkiler!

En kritik ana sorunsallardan bir tanesi. Olumlu ya da olumsuz olan bir düşünce, ona bağlı olan diğerlerini de üretir ya da çağırır diyelim. Siz güçlü bir enerji yarattığınızda, çekim alanı olursunuz ve neyi isterseniz, imgelerseniz o size gelecektir. Hepimizin yaşadığı kısır döngüler, içinde bulunduğumuz olumsuzlukların ürünüdür. Biz farkındalığımızı bulmada ne kadar gecikirsek, yeni yeni sorunlar bizi bulacaktır. Her olumsuz düşünce tohum olarak peşi sıra geleni yaratacaktır. Her sorunlu ilişki, bir diğerinin tohumu, yaratıcısı, sebebi olacaktır.

Farkındalığımız ve doğru zincir, olumlu ilişkileri bir halka olarak yaşantımıza ekleyecektir.

Hani Marks’ın tezi vardı ya; onu hatırlıyorum ve ben değiştiriyorum. Ama önce “ben” değişiyorum.

"Ben değişirsem, her şey değişir ve değiştiririm."

Eğer değişmiyorsa, ben değişmemişim demektir. Mutlaka bir yerlede sorun vardır.

Aydınlanmış ve farkındalığa ulaşmış bir öz, ister istemez, daha saf şeyler oluşturacaktır. Oluşturduğu enerji de kendisine yarattığı ile benzer şeyleri çekecektir.

Uzay Gökerman

İlk kitabım, "Adalar ve Kıtalar" çıktı.

<ımg height="265" hspace="0" src="http://www.indigodergisi.com/adalar_ve_kitalar_uzay_gokerman_indigo_dergisi.jpg" width="170" border="0">

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..