​ Yoksa demokratik hukuk devleti de mi değiliz? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '08

 
Kategori
Siyaset
 

Yoksa demokratik hukuk devleti de mi değiliz?

Eminim "ulusalcılar" dehşetle izliyordur ama ne yalan söyleyeyim, bir kaç paket ay çekirdeği alıp, "çıttıra çıttıra", neşeli bir film izler gibi izliyorum "söz düellosunu"...

Sıkışınca "laik cumhuriyetin teminatı" olarak görülenler ile "laiklik mücadelesinin yegane adresi" olduklarını ileri sürenler arasındaki itişme, araya milliyetçi (ya da daha trendy ve janjanlı ifadesiyle "ulusalcı") sosun katılmasıyla "tadından yenmez" hale geldi.

Genelkurmay Başkanlığı, son dönemin itiyadı doğrultusunda "e-açıklamalar" yoluyla "muhalefete" verip veriştirirken, "yolumuz TSK'nın yoludur" diyen CHP de artık web sitesinden "e-açıklamalar" yapıyor. "Sık kullanılanlar" listemize "günceli takip edebilmek için" mecburen CHP sitesini de ekliyoruz haliyle...

Aslında bu "itişme" benim gibi "liberalleri" (kulaklarınız çınlasın Yurtsan Bey) hiç mi hiç ilgilendirmiyordu doğrusunu isterseniz. "Sessizce izle" diyordum kendi kendime, "sonuçta rejimin asker-bürokrat-aydın eliti kendi arasında tartışıp cebelleşiyor, bundan kime ne?" diyordum. Ama olay "doz aşımına" meyledince, ister istemez tartışmaya müdahil olma isteği duyuyor insan.

CHP ve MHP, ardarda "Güneş Operasyonunu" tiye alan açıklamalar patlattılar. "Operasyon iyiydi ama içeride parça kaldı" diyecek kadar "esprili" bir üslup bile kullanıldı ilk kez bir TSK operasyonu hakkında. Oysa "parça" ilk kez kalmıyordu ki?

Sanki TSK'nın ilk Kuzey Irak Operasyonu idi bu ve sanki ilk kez TSK "içeride parça bırakmamıştı"... Ama "AKP'ye vurayım da nasıl vurursam vurayım" telaşıyla, işin önünü ardını düşünmeden "muhalefet taklidi" yapan CHP bu kez baltayı taşa vurdu...

Her yıl "terörün beli kırıldı, teröristlere ağır darbe indirildi" denmiyor mu bu ülkede? Ne beli varmış mübareğin, kırıla kırıla kopmadı...! Yıllardır (CHP'nin de, MHP'nin de koalisyonda olduğu dönemler dahil) "parça unutulmadı" da şimdi mi unutuldu? Yıllardır (CHP'nin de, MHP'nin de koalisyonda olduğu dönemler dahil) bütün operasyonlar "olağanüstü başarılı idi" de şimdi mi başarısız oldu?

Hangi iktidar döneminde olursa olsun, para ise para, silah ise silah, yetki ise yetki verilmedi mi ne zaman istendiyse? Nasıl bir gayya kuyusu imiş bu? AKP, CHP ve MHP'nin koalisyonda olduğu dönemlerden daha azını mı verdi de şimdi bir başarısızlıktan söz ediliyor?

Ya da şunu sormalı... Bu güne kadar TSK'nın hangi operasyonunun hesabı hükümetlerden soruldu da şimdi CHP ve MHP "bu tartışmanın muhatabı AKP'dir, TSK karışmasın" diyebiliyor? Bu güne kadar binlerce şehit verdi bu millet... Ne zaman yapıştık CHP'nin, MHP'nin yakasına da şimdi CHP kalkmış bir operasyonun hesabını AKP'den soruyor? Ya da daha vahimi, CHP, MHP veya herhangi bir parti, ne zaman hangi Operasyonun başarısını sorguladı da şimdi sorgulamaya kalkıyor?

Operasyon yetkisi istendi, ne zaman verildi bu yetki? Ekim ayında... Operasyon ne zaman yapıldı peki? Şubat ayında! Karın kışın ortasında... AKP'yi suçlamaktan başka bir şey yapmayanlar neden çıkıp ta "Ekim'de verilen yetki neden Şubat'ta kullanıldı?" demiyorlar? Bölgede "iklim şartları" Ekim ayında, Şubat ayından daha mı "sertti?"...

Hadi bunlara aklımız ermez bizim... Ermez ermesine de... TSK'ya verilen ve yine TSK tarafından kullanılan bir yetkinin dahli neden AKP'nin olsun?

Nitekim TSK açıklamasında "24 yıldır" deniyor, "24 yıldır yürütülen terörle mücadelede ilk kez" deniyor, "ilk kez böyle bir saldırıyla karşı karşıyayız"...

Galiba zurnanın zırt dediği yer de burası...

Paşaların eleştiriye, en küçük bir eleştiriye tahammülü yok...

En küçük bir eleştiriyi bile "saldırı" olarak kabul ediyorlar...

Hadi laik değiliz diyelim... Kurumları tartışamayacak kadar demokratik bir hukuk devleti bile mi değiliz yoksa?...

24 yıldır "terörle mücadele" yürüten TSK, ağır bir hamaset perdesinin ardında, hiç bir şekilde tartışılmaksızın, "komutanlarının yönetim yeteneği" hiç sorgulanmaksızın her türlü eleştiriden bigâne tutuldu...

TSK, Türkiye'nin yegâne "eleştirilemez" kurumu olarak Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana dilediği zaman siyasete müdahale etmek, dilediği zaman darbe yapmak, dilediği zaman muhtıra vermek, hatta ne acıdır ki dilediği zaman seçilmiş başbakanları asmak, dilediği memleket evladını zindanlara tıkmak, dilediği memleket evladını darağaçlarına göndermek hakkını kendinde gördü...

"Vatan savunması" dendiği anda elindekini avucundakini bağışlayan bir milletin yaşadığı, "Ordu" dendiğinde akan suların durduğu bir ülkedir burası...

Bütün bunlar yapılırken eleştiriye en küçük tahammülü bile olmadı TSK komutanlarının...

TSK'nın "her türlü eleştiri dışında tutulmasının" başlıca savunucusu da CHP, MHP gibi partiler oldu... "Devlet, Millet, Ezan, Bayrak, Laiklik, Atatürkçülük" kavramları bir araya getirilerek kurulan cümlelerle, sanki bu ülkede başka sahibi yokmuş, başka savunanı yokmuş gibi bu kavramların, tek adres olarak TSK gösterildi...

Şimdi kendilerinin de şaşırdığından kuşku duymadığım bir tepkiyle karşı karşıyadır CHP ve MHP... Yıllarca toz kondurmadıkları komutanlar, "ama şurada sanki bir şeyleri eksik bıraktınız paşam" gibi utangaç, ezik, hayli diplomatik bir eleştiri kırıntısı karşısında bile "TSK'ya saldıramazsın, haddini bil" yanıtını alıyorlar...

İşte zurnanın zırt dediği yer burasıdır... Ve işte asıl tartışılması gereken budur...

Siyasete dilediği an müdahale edebilenler, siyasetin en küçük eleştirisi karşısında bile "sen beni tartışamazsın, haddini bil" diyebilirler mi?

Başbakanları asanlar, 27 Mayıs'ta, 12 Mart'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta, 29 Nisan'da "memlekete ayar verenler", ve bütün bunların sonunda hiç bir hukuki yaptırıma da uğramayanlar, kendilerine yönelik en küçük bir soruyu bile "En iyisini ben bilirim, kimse beni tartışamaz, kimse seni sorgulayamaz" diyebilir mi?

Diyebilirse, laik olmadığını zaten bildiğimiz bu ülke, "demokratik bir hukuk devleti" bile değil mi yoksa?

 
Toplam blog
: 24
: 720
Kayıt tarihi
: 19.07.06
 
 

İÜ İletişim Fakültesi'nde lisans ve yüksek lisansımı tamamladım. Milliyet Gazetesi'nde "Varoşlar", "..