- Kategori
- Siyaset
Yoksul Afrika : Kapitalizmin son krizini seninle aşacaktır
Kapitalizmin son krizinin tek umudu, yüzyıllardır Batı tarafından umudu karartılan yoksul Afrika olacaktır. Medeniyetin sahibi (!) Batı, ‘barbar’ Afrikalıya Afrika’nın vahşi hayvanından daha vahşi davranmış olsa da ; bugün Batı’nın geleceğini ancak yoksul Afrika kurtaracaktır.
Köle emeği üzerinde yükselen Roma İmparatorluğunun döküntüsü olan Batı’nın feodalleri büyüdükçe Afrika insanı daha çok köleleşti. Bu durum kapitalizmin şafağıyla değişti. Köklerinden koparılan Afrikalıların bilmem kaçıncı kuşakları kapitalizmle özgürlüğe geçerek gönüllü köleliğe yani proleterliğe terfi ettiler. Afrika’da kalanlar ise daha şanslı olmadılar. Kendi ülkelerinin doğal kaynaklarının talan edilmesinde beyaz medeniyete çokça katkı sundular. Kimileri maden ocaklarına ölümüne girdiler, kimileri hapishaneye çevrilen ülkelerinde beyaz adamın gönüllü gardiyanı oldular. Önemli bir kısmı ise Birleşmiş Milletlerin kamplarında gen teknolojisinin denekleri olmak şansına nail oldu.
Kapitalizmin ilk iki büyük krizinde Afrikalının sadece sahipleri değişti; Afrika insanı için hiçbir şey değişmedi. İster doğrudan beyaz despotlar olsun, isterse beyaz adına hareket eden yerel despotlar olsun medeniyet adına zulmü, açlığı ve yoksulluğu Afrika insanına kader olarak dayattılar. Ancak bu gün kapitalist merkezlerin Afrikalı yoksullara ihtiyacı var. Elbette bu haliyle değil, ‘bilinçli tüketici’ olarak, pazara katılmasını istiyorlar. Sıcak Afrika’nın kara kaderinin farklı bir mecraya akacağı kesin! Daha mı iyi olacak ? Belki!
Beyaz kapitalistler çok para biriktirmiş. Kasalar dolusu; ama ne fayda kasalara dolan para kâr üretmezse çürür, sahibini de çürütür, parçalar. Bu durumu iyi bilen kapitalistler, kâr üretecek yeni pazarlar oluşturmanın zorunlu olduğunu biliyorlar. Bir buçuk milyar insan barındıran Afrika aranan en uygun pazardır. Elbette kolay olmayacaktır. Çünkü yüzyıllardır, insanından çok Afrika’nın taşıyla toprağıyla ilgilenen Batı, insanına nasıl ulaşacak? Oysa horlanan ‘Kara’ insanın BM kamplarından çıkıp bilinçli tüketici olması gerekir. ‘Medeniyet’i yaşayıp az enerji tüketen beyaz eşyayı kullanmalı, HD televizyon seyrederken cips yemeli ve kola içmelidir. Komşularıyla barış yapmalı; ama her an saldıracakmış gibi silahlanmalıdır.
Büyük Batı tarafından insan olarak telâkki edilmeyen Afrikalı, ‘insan’ gibi tüketici haline nasıl getirilecek?
‘Bilinçli tüketici’ devlet denilen güvenli ortamlarda eğitilerek yetiştirilen insanımsı varlıktır. Diğer tarafta bilinmeli ki kârın anası sermaye, dölleyeni emek ise, ebesi devlettir. Bundan dolayı bugün kapitalizmin yapmak istediği, Afrika‘da gerçek anlamda devletler inşa etmektir. Sancılı, acılı ve kanlı bir süreç olacak; ama ilahlar karar vermiş, bu süreç yaşanacaktır. Tıpkı diğer devletlerin kanlı tarihleri gibi, Afrika’nın devletleri de bu durumları yaşayacaktır.
Elbette kurulacak devletin alt yapıya, silaha, üst yapıya ihtiyacı vardır. İnşa edilecek bu devletlerin ihtiyaçları, kapitalizmin yatırım argümanlarıdır. Bilinmelidir ki ‘Arap rüzgarı’ nın yeniden inşanın yelkenlerini doldurduğu kesindir.
Oluşturulacak ‘laik, sosyal ve hukuka dayalı’ güvenli devletler, insan iradesini ‘rızayla’ teslim alarak, onu bilinçli tüketiciye dönüştürecektir. Kapitalizm tarafından arzulanan bu ortamı oluşturmada en büyük görev Türkiye’ye düşecektir. Bizimkiler kendilerini ‘eş başkan’ sanmaya devam etsinler. İşin gerçeği, müteahhit- taşeron ilişkisidir.