- Kategori
- Felsefe
Yol ayrımı

iki şeyden birisi tercihimizdir.
Yaşam yol ayrımıdır;
Yaşamımız bir yol ayrımıdır. İlk önce kendimizin pek bir çabası veya engellemesi olmadan oluşan yol ayrımları ve daha sonrada kendi tercihleri olan bedelini ödediği veya mükâfatını gördüğü yol ayrımlarından bahsedelim.
İlk ilişki ile başlar yol ayrımı, ya hamile kalır anne adayı, ya da kalmaz. Hamile oldu mu kız mı? Erkek mi? diye sorulur. Sonra sakatlık var mı? Yok mu? Sıra gelir doğuma; doğduğu andan itibaren yaşamak için bir mücadele ve çocukluk dönemi…
İşte çocukluk döneminden sonraki yol ayrımları, bire bir bizim kendi hür irademizle ve zihnimizde geliştirdiğimiz kararların sonuçlarıdır.
Okula gitmek veya gitmemek-çalışmak veya boş gezmek- başarılı olup olmamak-evlenip evlenmemek- boşanıp boşanmamak- gibi yaşam içinde belli başlı istasyonlar mevcuttur. Bu istasyonlara gelmeden önlerinde çatallaşan yol ayırımında tercih yapmak zorunda kalır insan.
Bu tercihleri yaparken şahıslar bazen içgüdülerine güvenirler. Bazen de kendilerini daha hür hissetmek, yanlış olsa bile “ kendi hür irademle bu kararı aldım” demek içindir. Bazen de bir öğretici(Mürşit, usta, üstat ne unvan verilirse verilsin) çıkar ortaya ve her iki yolun iyi kötü yönlerini anlatır yol gösterir, tercihine yardımcı olmak ister. Sonuç ne olur; öğüdü dinlemiş ve zihninde o yolu yaşamış ve kendini hazır hissetmişse iyi bir tercih yapmış olur. Veya kendi zihni hala tereddüt ve olumsuzluklarla dolu ise “ ben kendi hür irademle bu yolu seçtim “ diyorsa, sonuçta ummadığı gibi çıkıyorsa işte o zaman söylenen şu oluyor genellikle;
Şans bizden yana değildi veya ne yapalım tercihimiz yanlış oldu cevabı gelir. Bunun adı “ yaşayarak öğrenmedir.”
Gençler yol ayırımına geldiklerinde hayat yolunda, onlara daima bir yol gösterici çıkar ve her iki yolu anlatır. Fakat bazı gençler yaşayarak öğrenme arzusunda olduklarından, hep kendi inisiyatifleri kendi ellerinde olsun istediklerinden yol ayırımında kimseyi dinlemezler. Ve yaşayarak onu öğrenmiş olurlar. İşte, o an bir yol ayırımı acaba o anda öyle davranmasaydı doğru tercih kullansaydı hayatı ne gibi değişikliğe uğrayacaktı.
Hani derler ya “ insanlar en çok kendi hatalarından ders alırlar” en pahalı tecrübe kendi hatalarından oluşan derslerdir.
Aslında tercihimiz zihinsel ve fiziksel hadiselerin kesintisiz bir gidişatından başka bir şey değildir.
Zihinlerimiz iyi ve kötünün, doğru ve yanlışın savaş yaptığı bir alandır. Her ikisi de kazanmak ister. Bu savaşta kendi kendimize karar vererek içimizden geldiği gibi yapmış olduğumuz tercihler, bizi ya başarıya götürür veya yenilgiye uğratır. İşte tercihine göre zihnindeki savaştan biri galip çıkar. Eğer zihnimiz bizi o yol için iyi hazırlamışsa ve biz kendimizi şartlandırmışsak o yol doğru da olsa, yanlışta olsa o tercimizden vazgeçmeyiz.
"yaşamınız kendi tercihlerinizle yaşamayı seçmektir.”
İşte bahsedildiği gibi bedeli ödenmiş olan bir mükâfat veya zor durumda kalınmış bir olay olabilir. Ama bu tamamen senin zihninde olgunlaştırdığın seçimine (tercihine) bağlı olarak gerçekleşmiştir.
Clive Erricker “kendi kendinize Budizm öğretin” adlı kitabında şöyle der;
—bugünkü halinizi tayin eden unsur, dünkü düşüncelerimizdir. Bugünkü düşüncelerimizse yarınki halimizi tayin ederler. Hayatımız zihnimiz tarafından yaratılmış bir olgudur.
Eğer biri saf olmayan (kötü düşünceli )bir zihinle konuşur ya da eylemlerde bulunursa, acı onu aynı arabanın tekerleğinin arabayı çeken hayvanı izlediği gibi izler…
Saf zihinle (iyi düşünceyle) konuşup eylemlerde bulunanı ise hoş bir neşe duygusu sanki onun gölgesiymişçesine izler.
Acaba hayatınızda “ yol boyunca daha fazla doğru seçim yapmış olsaydınız, yaşamda neleri başarabileceğinizi kim bilebilir”
Yol ayrımlarında iyi düşünün, hayatınızın güzel geçmesi veya zindana dönmesi sizin kendi tercihleriniz sonucudur.
Erhan SİREKİN