- Kategori
- Güncel
Yol bitti/İmam işini biliyor

İmamın evi yolun üstünde. Gölge benim gölgem. Orta yol çizgisinde.
Bizim Çanakkale’de Güneydoğu’da olduğu gibi ağalık sistemi yoktur.
Aşiretlerin keskin sınırları yoktur.
Herkes kendi işindedir.
Bir adamı gördüğünde, yerlere kadar eğilip el öpen yoktur.
El öptürende yoktur.
Bizde ülkemizin belirli zenginlerinden “İbrahim Bodur” var. O’da iş adamı, “ağa” değil.
Güneydoğu’da bir ağanın düğününde binlerce kişi toplanır. Geline kilolarca altın takılır. Halay çekenlerin üstüne paralar atılır..
Gösteriş ve cafcaf başroldedir.
Aç yine aç, çıplak çıplaktır.
Güneydoğu'da şıhlar da vardır, etekleri öpülen.
Bizim Çanakkale’de ağalıkta yok, şıhlıkta.
*
20 Mart günü Yenice’nin Davutköy Köyünde 18 Mart Şehitleri için yapılan hayır yemeğine 5 binden fazla insan katıldı.
Ağada yok şıhta.
Bende yalanda yok, yılanda.
Saat 11.30’dan itibaren yemek servisi başladı. Yiyen gidiyor, yerine yenileri geliyor. Köyün her yanı mahşer yeri gibi.
Keşkeğin üstüne gaşığı diktik.
Yidik, Allah bereketini arttırsın. ”Yörük Tüfeği gibi” sıkladık keşkeği. Üstüne bi de erik hoşafı çektik. Bu günde, sırtımız yere gelmez.”
Ayrıldık köyden.
*
Çanakkale yoluna düştük.
Yola düştük.
1930’lu yıllarda yapılan ve cumhuriyetin ilk asfalt yolunda yol alıyoruz. Yolun iki yakası çınarlarla kaplı. Çınarlar büyümüş te büyümüş, yolun üstünü kapatmış bazı yerlerde. Yol tünel gibi. Ancak çınarlar yolun iki yakasına dikilirken, yolun dar kalabileceği düşünülmemiş. Teknoloji gelişti. Kamyonlar dev gibi. İki araç yan yana gelince geçemiyorlar. Kazma kürekle, bilek gücüyle, 1930’lu yıllarda, Balıkesir’le Çanakkale’yi bir birine bağlayan
Çanakkale’ye giderken yol çok virajlıdır. Bazı virajlar bir tarlanın etrafından dolaşır. Tarlanın içinden geçse,
Yol bu şekilde uzamışta uzamış.
Demek ki, bu rüşvet işleri eskiden beri geçerliliğini sürdürüyor.
Olan bizlere oluyor.
*
Çanakkale ile Çan ilçesi arasındaki yol, 30 yıldan beri yapılıyor/yapılamıyor. Bir yer yapılırken, yapılan yerler eskiyor. Yolun neresi yeni yapılmış, neresi eskiden yapılmış belli değil. Her sene
Yapılan yolda virajlar kalktığı ve yol çift şeritli olduğu için şükrediyoruz. Çukurlar önemli değil.
Beterin beteri var.
Eski yoldan, dar virajlardan çok çektik.
Çok yol şehidimiz var bu yolda.
Daha doğrusu yoldan kaynaklanan hatalardan çok kişi “Niyazi” oldu.
*
Neyse gidiyoruz Çanakkale’ye. Yol geniş. Eski yol sırıtıp duruyor yan taraflarda. Ölü yılan gibi eski yol. Kıvrım kıvrım. ”Ulen nasıl gittik geldik bu eski yoldan?” diye soranımızda oluyor.
Bir bölgeye geliyorum. Yol güzergâhı değişmiş. Yol, Ahlatlıburun Köyü ile Şerbetli Köyü’nün üst başından geçiyor.
Yol geniş. 5.vites az geliyor.
Şöyle ileri doğru baktım. Tam yolun ucunu göreyim diye.
Yolun ucunda bir acayiplik var.
İki şeritli yolu, çaprazlamasına kapatan iki katlı bir ev.
Serap görmüyorum. Kafayıda çekmedim.
Haydaaaa! Yol bitti.
Ev yolun üstünde, İstanbul Üniversitesi’nin kapısı gibi duruyor. Bir bekçi lazım.
Trafik işaretleri. Ok işaretleri yerin dibini gösteriyor. Daralan yol. Evin dirseğinden tek şeritli geçiş. Dikkatli olmazsan evin dirseğinde, karşıdan gelen bir araçla öpüşebilirsin. Sonra adamı imam öper.
İmam dedim.
Ula bu evi bir imam yapmış.
Uyanık imam.
Köyün dışında, yolun üstüne dikmiş evi.
Tapusunu almış. Vergilerini ödemiş.
Yol istimlâk çalışmaları yol yapımından 40 sene önce yapılırsa böyle olur.
Kurumlar arası ilişkilerde olmayınca, imam evi diker yolun üstüne.
Yol yapılırken çıkar her şey meydana.
Ya sonra.
Biz bu yolun geçtiği yerleri satın almıştık.
Almışsında iyi alamamışsın.
İmam evi yapmış.
İmam, ”Dünyada mekân ahrette iman” sözünü uygulamış. Yapmış evi. Hem de iki katlı. Güneşe karşı balkonları. Uydu anteni bile var.
Ne olacak şimdi?
Olacağı yok.
İmamın tapusu var, vergilerini ödemiş.
Evi köyün dışına yapmış önemli değil. Adam yalnızlığı seviyor. Size ne?
Evi satın alacaksınız.
Yeniden istimlâk edeceksiniz. Yolu değiştirseniz. Olmaz. Daha büyük bir iş.
Hesap kitap.
Yol üstünde duran tek eve, 150 bin lira değer biçmişler.
İmam cukka etmiş parayı.
Boşaltmış evi.
Şimdi yıkacaklar evi.
Ne zaman Yıkacaklar? Belli değil.
İmam şimdi “garnını gaşıyormuş.”
Konut fiyatları düşük ya.
Çanakkale merkezde, "iki kat apartman alırım bu parayla" diyormuş.
Acelesi yokmuş.
Sıkışıp ta dairesini satan birisi olursa, ”tokatlayıverecekmiş”
İmam uyanık dedim ya.
*
Bu evi yıkmasınlar. ”Yol Müzesi” yapsınlar.
Yol yapıyorum diyerek övünen mühendislerin, politikacıların resimlerini sergilesinler. Yaptıkları yolların resimleri de olsun müzede.
Ha unutmadan, Anadolu’nun bir numaralı yol mühendisi olan “eşekleri” bu işe karıştırmasınlar.
Gerçi eşekler, Adana yöresinde “kasap dükkânı” açmış. Meslek değiştirmişler.
Üniversitelere, hastanelere et satıyormuş keratalar.
Olsun siz bu işe eşekleri karıştırmayın yine de.
*
Ben yollar bitmez diye bilirdim.
Allaha şükür, “yolun bittiği” bir yerde gördüm.
Bir imam bitirmiş bir yolu.
Biten bir hayatı da imamlar paket ediyor.
Vay be!
*
Unutuyordum neredeyse.
Yolun üstündeki evi kolay kolay yıkmazlar.
Ne zaman yıkarlar? diye sorarsanız.
Evin dirseğinde iki araç çarpışırda beş on kişi ölürse, bilin ki ertesi gün ev yok.
Bu bizde böyle.