- Kategori
- Öykü
Yolda
Yukarı Akdeniz'den yola çıkıp bir sürü duraktan geçerek İç Atlantik'e gitmekte olan denizaltının yolcuları arasındaydı. Bu tür araçlara hâlâ genel olarak denizaltı denmesini tuhaf buluyordu. Artık şehirler, uygarlık, neredeyse bütün hayat suyun altındaydı. Oysa o, bugün karaya çıkacaktı. Son durakta inip önceden ayarladığı, karaya kimyasal atık taşıyan bir araçla kaçak olarak kalkanı geçip yüzeye çıkacaktı. Kredi geçmişinden dolayı yasal olarak hiçbir şekilde borç alamıyordu. Son çare tefecilerdi. Onların bir kısmının, federal denetimin olmadığı İç Atlantik kıyılarındaki volkanik bölgelerde yuvalandıklarını öğrenmişti. Orasıyla ilgili çeşitli hikâyeler duyuyordu. Suyun üstüne en son, yıllar önceki okul gezisinde çıkmıştı. Yeniden çıktığında hastalanmamayı umdu. Geleceğin iyi olacağına inanıyordu. Tek ihtiyacı olan biraz sermayeydi.
Yakınında bir şey hissederek uyandı. Bir robot, sipariş ettiği içeceği getirmişti. Az bir yol kaldığını fark etti. Şimdiden evi özlemeye başlamıştı. Yolculuğunun risklerini düşünmek istemiyordu. Gözlüğünü takıp açtı ve zaman geçirmeye çalıştı. Denizaltı, odadaki bir toz zerresi gibi engin mavi boşlukta süzülmeye devam etti.