​ Yönetici sorunları (3) / İş Yaşamı - Kariyer / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '08

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
 

Yönetici sorunları (3)

“Ben, Ben Kavramı” Ön Plandadır.


Çoğu yönetici hemen her konuşmasının başında “ben” diye söze başlar, “ben” diye devam eder, “ben” diye sonuçlandırır. İyi bir yönetici, “ben”ci yaklaşımları, “ben” kimliğini bir kenara bırakmak zorundadır. “Ben” yerine “biz” var. Çünkü siz o “biz”in yöneticisisiniz. Ben- ben- ben… diyerek birlikte olduğunuz insanların güvenini, sevgisini kazanamazsanız. Güven ve sevginin olmadığı ortamlarda yöneticilik yapmak mümkün değildir. Böyle ortamlarda kimse size yöneticilik yaptırmaz. Patronlar, milletvekilleri istese bile, çalışanlar buna izin vermez. Unutmayın ki siz çalışanları yönetmek için oradasınız, sizin için tek kişilik bir yönetici koltuğu oluşturulduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Ben (ego) düşüncesi yaratanın da sevmediği bir düşüncedir. Öyle bir hastalık ki resmen insanın kendi kendini yalnızlaştırdığı bir ruhsal bozukluktur. Ben: içe yönelik bir olgudur. Verici değil, hep alıcı olma durumudur. Ben kavramının iki yanı vardır. Birincisi: ben her şeyin en iyisini bilirim, bensiz olmaz, ben yaparım düşüncesidir. Bir diğeri ise: bu işin “aslan payını” ben almalıyım. Biri ukalalık, diğeri ise kul hakkına tecavüzdür. İkisinde de insanın temel hasletlerinden olan “fedakârlık” özelliğini göremezsiniz.


Peki peki anladık
Her şeyden sen anlarsın
Her şeyi sen bilirsin
En güzel sen bakarsın
En güzel sen söversin
En güzel yemeği sen yaptın
En güzel filmi sen çektin
Peki peki anladık
Sen neymişsin be abi! (MFO)


Bu düşüncede olan bir yönetici yönetiminde bulunan herkese hakaret etmiş olur. Onları pasifize eder, yeni fikirler üretmelerine mani olurlar. Çalışma azimleri kalmaz, yöneticilerine duymaları gereken saygı ve sevgiyi duymazlar. Böyle bir ortamda akıl danışma, yeni şeyler üretme, gelişme mümkün olmaz. Nasıl olsa bir bilen, bir düşünen var; bizim boşuna yeni şeyler üretmemize gerek yok düşüncesi alır başını yürür.

Çalışanlarda oluşacak diğer bir bakış acısı da şu olur: Biz çalışıyoruz herif kaymağını yiyor. En çok parayı o götürüyor. “Ele veriyor talkını kendisi yiyor salkımı.” O halde kendisi çalışsın, bize ne fikri yaygınlaşır ve üretkenlik diye bir şey kalmaz ortada. Yönetici ortalıktayken insanlar çalışır numarası çeker, herif ortalarda yokken yatarlar.

Güngörmüş, sorumluluğunun farkında olan ailelerde aile meclisi denen bir kavram vardır. Başarılı, kendisine güvenen, risk alan çocukların yetiştiği ailelerde çocukların düşünceleri anne ve babalar için son derece önemlidir. Anne-baba yeri geldiğinde çocukların da fikirlerini alır, eğer olumlu ise onların uygulanmasından hiç de gocunmazlar. Çocuk da böyle bir ortamda sağlıklı, kendisine güveni oluşmuş bir şekilde yetişir. Çünkü burada söz konusu olan fikirlere saygı duyularak en iyiyi, en doğruyu bulma gayretidir.

İster yönetici, ister çalışan olalım, “ben” hastalığından kurtulmamız gerekir. Çünkü her zaman akıl akıldan üstündür. Her insanın meziyeti farklıdır. Hepimiz birbirimizden çok farklıyız. Çoğumuz geceyle gündüz gibi ayrıyız. İyi bir yönetici birlikte çalıştığı insanların benzerlikleri ya da farklılıkları üzerine değil, şirketin, bölümün, kurumun, ülkenin ihtiyaçları üzerine odaklanır. Bir grup çalışmasında ortak aklı bulmak şarttır. Birbirini tamamlayan düşünceler ancak kalıcı eserlere dönüşür.

Artık “BEN”den vazgeçin “BİZ” deyin!

 
Toplam blog
: 137
: 1557
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..