- Kategori
- Kişisel Gelişim
Yönetimde tasavvuf

Toprak Ol, Sende Gül Bitsin.
Hayatta hepimiz birşeyleri yönetiriz.
İşimizi yönetiriz, çalışanları yönetiriz, eşimizi yönetiriz, bu liste uzarda gider. Peki, yönetim nedir?
Yönetim; elimizde olan kaynakları , en iyi ve en etkili şekilde kullanma ustalığıdır. Diğer bir anlamı idare etmektir.
Şimdi bu tanımlamadan yola çıkarak, elimizde 2 farklı anlam taşıyan tanımlama var. Eğer, elimizdeki kısıtlı kaynakları, personel, zaman, para,malzeme, ve fırsatlarını etkili bir şekilde kullanırsak, buna olması gereken, profesyonel yönetici diyoruz. Ancak, her idareci profesyonel yönetici değildir.
Hiç şüphesiz bunların arasından en zor olanı, insanı yönetmektir. Çünkü inasan, yaratılışı itibariyle iki yüzü vardır.Bir yüzü ademi insan, diğer yüzü ademi hayvandır. Dilerseniz bu iki yüzü daha detaylı açıklamaya çalışalım.
Ademi Hayvan, Nefsini terbiyeye başlamamış olan kişidir. Nefsin belli mertebeleri vardır. Esasen bu konular çok ama çok uzun konulardır. Okuyucunun kolay anlaması için farklı terimlere girmiyorum. Konuyu anlaşılacak şekilde yazmaya gayret ediyorum. İslam alimleri, terbiye olmamış olan nefse, nefsi emmare derler. İşte bu, 1.basamağı geçmiş olan kişi, Ademi İnsan olmaya başlamıştır.Nefsi emmare, her zaman kötülüğü emreden nefistir. İtaat etmez, sürekli ben merkezlidir. Bu tip insanlara, eğitimi ne olursa olsun, isterse dünyanın en bilindik üniversitelerini bitirmiş olsun, asla ve kat' a güvenilmez. Çünkü muhakkak yalan söyler. Muhakkak gıybet eder. Muhakkak hırsları peşinden koşar. Allah Tealanın emirlerini bilir ama yapmaz. İnsanları çok kırar. Sözüne güvenilmez. Söz ve konuşmaları birbirini tutmaz. Bir gün çok iyidir, diğer gün onu kimse tanıyamaz. Konuşmaları kırıcıdr, sürekli laf sokma peşindedir. Mertebe itibariyle emmare de olanların, iyilik yaptığına bakılmaz. Çünkü o yaptığı bu iyiliği bile nefsi için yapmaktadır. ( Siz hayır için yaptığını zannedersiniz ). İşte, bu tip insanları yönetmek çok zordur. Çünkü nefsin arzu ve istekleri çok fazla olup ve doyumsuz olduğu için, tatmin olmaz. Çünkü, nefsi emmare dedirler.
Ademi İnsan ise, nefsini terbiyeye başlamış olup tevbe eden kişidir. O da nefsin 2.basamağı lan nefsi levvame ye geçmiştir.Hem iyilik düşünür, hemde pişmanlıklada olsa kötülük yapar. Kötülük yaptığı zaman üzülür. Özür diler. Nefsi emmarede olan da özür diler. Lakin levvame olan, hakikaten pişman olduğu için , emmarede olan nefsi için. Levvame basamağında olan, kendini gayrete vererek sürekli iyi insan olmaya, iyi işler yapmaya, gayret sarfeder. Bu basamaktaki ve bundan sonrakileri yönetmek çok kolaydır. Uzlaşabilirsiniz. Sizi anlar. İstiyerek, kötülük yapmamaya çalışır. Eğitime açıktır. Fikirler ve değişime açıktır. Çünkü artık BEN merkezinden çıkmıştır. Bunlarla daha az çatışma yaşarsınız. Toplantılarınız olumlu bir havada geçer. Artık gıybet yapmamaya başlar. Sözüne itibar edilir. Hırsları peşinde koşmayı bırakır. Kolay kolay insan kırmamaya çalışır. Ama yine 2. basamakta olduğu için , biryüzü 1.basamak olan emmareye ve bir yüzüde 3. basamak olan mulhimeye açıktır.Mulhime nefis, ilhamlanan nefistir. Hani biz diyoruzya, 6. hissim çok kuvvetli.İşte, nefsi mulhimede olanın 6. hissi çok çok daha fazla kuvvetlidir.Hatta bazen süreklilik arzeder.
Eğer bir yönetici olarak, tasavvufta belli bir noktalara gelmiş biriyseniz, emmarede olanlar ile başınız dertte. Ancak bunu bir şans olarak görmenizde fayda vardır. Ancak şunuda unutmayalım. Her yöneticininde aynı zamanda bir amiri vardır. Amirinde amiri vardır. Amirlik, yüce yaratıcıda son bulur.İsterseniz Ceo' lar Ceo' su olun.
O halde, madem en büyük amir ALLAH TEALA dır, acaba bir amir, kendi amirine karşı iyi elemanmıdır?Elemanlardan beklediği saygıyı, işi, kendisi amirine karşı yapabiliyor mu? Eğer kendisi, amirine karşı kusur ediyorsa, elemanlarınında kusurlarını görmemsi lazımdır. Acaba en büyük amir olan Allah tealaya karşı günahsız, kusursuz kulmuyuz? Eğer elemanların itaatsiz oldukları, vazifelerini aksattıkları görülüyorsa, biz de vazifemizi yapmıyoruz demektir. Çünkü ( Allah' a itaat edene, bütün mahluklar itaat eder ) buyruluyor.
Şimdi yukarıda, nefsi emmarede olanlar ile çalışmanın bir de şans olarak görmemizi belirttim.
Yüce yaratana olan itaat durmumuzu çek etme şansımız vardır. Aynı zamanda kendi eksiklerimizi görür ve ona göre tamamlarız. İnsan, insan ile pişer. Kalbinizde bulunan faydalı ilimler artar. Buna, İlmi Mükaşefe denir. Batın ilmidir. Aynı zamanda sizde olan bozukluklar bile size, insanla gösterilir. Yalandan en çok şikayet edenler, yine yalancılardır. Gıybetten en çok sızlananlar, gıybet bataklığında boğulanlardır.
Yer yüzünde olan bütün ilimler bu Batın İlme kavuşmak içindir. Fen ilimleri, Ahkamı İsamiyye dahil olmak üzere. Şimdi buna bazıları, karşı çıkacaktır. Bu ilim öğrenilmez, verilir diyeceklerdir.Lafım böyle diyecek olanlaradır.Peygamberlik makamına kadar, olan kapılar açıktır. Sadece orası kapalıdır. Çünkü, Muhammed Mustafa aleyhisselam son peygamberdir.
Allah Teala bu ilmi isteyen kuluna elbette verir. Verdimiydi bir daha onu geri almaz. Verilen bir şeyi geriye almak acizliktir.O ise, bu türlü şeylerden münezzehtir.
İşte, gönül dünyamızı daha iyi bir hale getirmek için, çevremizde olan herşeyi ama herşeyi, hedefe varmak için araç olarak kullanmalıyız. Yönetimde olan sıkıntılarda boğulmamalı, olan herşeyi bir sonraki mertebe için merdiven gibi görmeliyiz. Olan herşey kişinin pişmesi adınadır. O yüzden hedeflerimizi çok net tanımlamalıyız.
Burada hedef Dünya ve içindekiler ise '' O '' çok kolaydır.
Burada hedef Ahiret ve ebedi saadet ise '' O '' da çok kolaydır.
Sevgilerimle,
Ercan Hatipoğlu