​ Yöresel damak tatlarımız : Eskişehir / Yöresel Yemekler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '07

 
Kategori
Yöresel Yemekler
 

Yöresel damak tatlarımız : Eskişehir

Yöresel damak tatlarımız : Eskişehir
 

Porsuk çayı'nın ikiye böldüğü ve Anadolu’nun batı’ya açılan kenti Eskişehir. Bu günlerde usuldan usuldan metropol olma telaşında. Kentin tarihi ve kültürel zenginlikleri sayılmayacak kadar çok. Beyaz altın Lületaşı kadar, Kafkas, Kırım ve Balkan göçmenlerinin yoğun olduğu ilin mutfağı da bir o kadar zengin ve meşhur.

Tarihi Frigya uygarlığının diyarı olan Eskişehir; çok sayıda türbe ve Frigya uygarlığından günümüze kalan eserlerini koruyan müzesi ile uzak tarih ve yakın Anadolu tarihi bir kültür mirasını şeklinde günümüze taşımayı başarmış bir şehir. Ve merkez ilçeyle birlikte 13 ilçesi var. Karayolu ile olduğu gibi demiryolu ile de yurdun dört bir yanından ulaşmak mümkün. Anadolu ve Osmangazi Üniversiteleri sayesinde, şehir birde üniversite kenti sıfatını kazanmış. Bu durum şehre kültürel, sosyal ve ticari avantajlar sağlamış. Ben Eskişehir’i, Kütahya’da askerlik yaptığım yıllarda görmüştüm. Sakarya Nehri'ni besleyen kollardan biri olan ve kent merkezini ikiye bölen Porsuk Çayı en son gördüğümde çok bakımsız, hatta pis bir durumdaydı.. Fakat Büyükşehir Belediyesi'nin yıllardır ihmal ettiği çay için nihayet ıslah çalışmaları başlamış; şimdilerde güzel görüntüleri olduğunu okuyorum, duyuyorum. Bu güzel bir şey. Çünki, Eskişehir azımsanmayacak şekilde yerli ve yabancı turist çekebilen bir şehir. Anadolu’nun batıya açılan yüzü de ak pak olmalı değil mi ? Bir de şehir de düzenlenen festivallerde, bu düzensiz ve pis görüntü kötü temsil yaratırdı.

Zengin bir tarihsel mirasa sahip olan Eskişehir, bu sürecin tüm izlerini taşıyor ve yaşatıyor. Hititlerden başlayan tarihsel sürecin kalıntıları da halen yaşıyor Eskişehir'de. Frig Kralı Midas'ın anıt mezarı, Çifteler ilçesinde Eskişehir'e yaklaşık 80 km. uzaklıkta yer alan Yazılıkaya adlı yerde bulunan Yazılıkaya anıtı 1800 yıl önce keşfedilmiş ve MÖ. 7. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen yapıt 20m yüksekliğinde, alanı ise 400 metre. Önemli bir bilgi, bu yapının üzerindeki bilgiler henüz çözülememiş. Bunların dışında; Şarkhöyük, Karacaşehir Höyüğü ve Kalesi; Ballıhisar'daki (Pessinus) Kibele Tapınağı, tiyatro, stadyum, su kanalı ve nekropoller; Sivrihisar'daki (Justininapolis) Doğanlı, Akpere ve Görgöz kaleleri görülebilir. Türk ve İslam eserlerine gelince; kent merkezinde Aladdin Parkı içindeki Alaaddin Camii, Odun pazarı'ndaki Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Seyitgazi'deki Seyit Battal Gazi Külliyesi; Eskişehir-Ankara demiryolu üzerinde Sarıköy istasyonu yakınlarındaki Yunus Emre Türbesi; Nasreddin Hoca'nın doğum yeri olan Sivrihisar'daki Ulu Camii ve ildeki müzeler sayılabilir.

Yöre mutfağı

Eskişehir'de bildik, klasik yemek alışkanlıklarının haricinde, geçmişte şehre göç eden Kafkas, Kırım ve Balkan göçmenlerinin de etkisinden olsa gerek, bu yörelerin geleneksel yemek çeşitleri de oldukça ağırlıkta. Çi börek bunlardan biri mesela. Kırsal bölgelerde yemeklerin temelini buğday, bulgur ve hamur işleri oluşturuyor. Sebze olarak, ebegümeci, madımak, mantar, kuzu kulağı gibi sebzeler ikinci sırada yer alıyor. Et daha çok kent kültürünün daha yoğun yaşandığı kent merkezinde tüketiliyor. Hem kırsal alanda hem de Eskişehir'in içinde, birçok yerinde sıkça yapılan gözleme, biraz bilinenden farklı olarak, mayasız hamurdan hazırlanıyor. Kavrularak ezilen haşhaş, haşhaş yağı ile karıştırılıp hamurun üzerine sürülüyor. Haşhaşlı kısım içte kalacak şekilde bohça şeklinde katlanan hamur tekrar açılıp toprak sac üzerinde pişiriliyor. Haşhaşlı lokum, haşhaşlı dolama, haşhaşlı bükme, Haşhaşlı ağzı açık böreği sıkça yapılan hamur işleri çeşitlerinden haşhaşı fazlaca tükettiklerini anlıyorsunuz. Çorbalardan un ve irmikle yapılan bulamaç, toyga, sütlü ovmaç, göceli (yarma) tarhana, bıt bıt ve düğün köfte çorbaları sayılabilir. Köleş, yörenin ilginç salatalarından. Rendelenmiş kelek (olgunlaşmamış karpuz) ve salatalık, doğranmış domates, biber ve soğanla harmanlanıyor. Üzerine yoğurt ve sıvıyağ gezdiriliyor. Soğuk kış günlerinin eşlikçisi Arabaşı, tavukla hazırlanan Kapama, Haşhaşlı dolama, Tatar böreği ve Cevizli tatlı... Bunlardan yalnızca bir kaçı. Tipik özelliklerini kısaca özetlemeye çalıştığım Eskişehir mutfağından sizler için bir-iki tarifle yazımı bitirmek istiyorum. Hangi yörenin olduğuna dair bir bilgi bulamadım ama işte size Çakmak Dolması.

Malzemeler : 6 ad kemer patlıcanı, 500 gr kıyma, 2 çorba kaşığı ince bulgur, 1 orta boy soğan, 2 ad orta büyüklükte domates, 3 diş sarımsak, 1, 5 su bardağı yoğurt, bir miktar tuz, bir miktar karabiber

Yapılışı : Patlıcanların iki ucunu keserek atın ve dört santimlik dilimler halinde doğrayın. Her bir parçayı koparmadan ikiye yarın. Acısını atması için üzerlerine uz ve biraz su serpin, bir süzgece koyarak 15 dakika bekletin. Daha sonra yıkayın ve süzün. Soğan ve domatesi rendeleyin. Bir kapta kıyma, bulgur, soğan, rendelenmiş domatesin yarısı, tuz ve karabiberi karıştırarak dolma içini hazırlayın. Bu içi patlıcanların boşluklarına sıkıştırarak doldurun. Dolmaları tek sıra halinde bir tencereye dizin. Üzerilerine kalan rendelenmiş domatesi yayın. Yarılarına kadar su koyun. Bir taşım kaynatarak ateşi kısın. Kapağını kapayın, yaklaşık 30-35 dakika pişirmeye bırakın. Sarımsakları dövün, çırparak yoğurtla karıştırın. Dolmaları, yanında sarımsaklı yoğurt ile servis yapın.

Afiyet Olsun !.

 
Toplam blog
: 671
: 2572
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..