- Kategori
- Blog
Yorumlara yorum katmak

Yüz bir kemancı kız idi, buraya sığmadılar...
Düz yazıya vurdum kendi –mi… -Mi- diyorum -zah- çıkıyor karşıma.
Siz isterseniz mizah deyin. Ben suyunu biraz fazla kaçırdım galiba...
Milliyet blog editörleri, hiçbir yazana ayrımcılık yapmadıkları için, her gün her türlü yazı, belli bir kalite süzgecinden geçmeden, doğal olarak hepimizin karşısına olduğu gibi çıkıyor. ( Her ne kadar bazı yazarlar buna itiraz etmiş iseler de!?...)
Bu aralarda sevdiğim “bir bilen üstadım?” Çok güzel ( Şairliğin aşamaları) şiir tahlilleri yazıyor. Suya sabuna dokunmadan, çuvaldızı sokuşturuyor.
Ben nedense o kadar akademik olmadığımdan, bodoslama dalıyorum. Bir türlü çıkamıyorum Çeşme denizinden. İnşallah vurgun yemem…
Bir tarihte Antalya’da oturan, (bicici, dikici mi?) ne, “aynı zamanda özel eğitmen, hatta Tepecik yaylasındaki karpuzları bile, bilen” blog yazarı, bana öylesine aşırı bir eleştiri çuvaldızı batırdı ki!..
Aman Allah… Neredeyse çuvallıyordum. Kendimi zor toparladım. Bu bana ders oldu o günden sonra elimden geldiği kadar yazdıklarıma dikkat ediyorum…
Böyle bir girişten sonra gelelim esas konumuza. Gelelim de hemen gelemiyorum!..
( Bizim İzmir’ Hatay caddesinde kablo döşeme, kaldırım düzenleme işlemleri dolayısıyla yol labirent gibi oldu. ) Bakalım nasıl geleceğim…
Hadi hayırlısı gari, çabuk bitirseler bari…
Milliyet blog’da okuduğum yazı ve şiirlere ilgi o kadar çok ki. Yazılan yorumlardan anlıyorum. Fakat bazen gazı fazla mı kaçırıyoruz? .( Sanki doğal gaz bedava imiş gibi? )
İşte bu kadar ben uzun uzun yazmayı sevmiyorum. Kıssadan hisse, anlayana saz, konsere gelene yüz bir keman orkestrası, hem de iki saat…
Şahin ÖZŞAHİN