Yar, yaren, ağyar… / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '12

 
Kategori
Blog
 

Yar, yaren, ağyar…

Yar, yaren, ağyar…
 

Kardeşim Kartal C 30 Aralık 2011 Cuma İzmir/ Göztepe/ Ön tarafta ziyaretçileri ; ardında Değerli Başbakanımız/ Resim Sema Şener'den


Ben “Fenomen” dinlerim;  diğer kanalların çoğu parazit yapıyor.  Mutfaktaki minik aparatın; istasyon ibresi sabittir hiç değiştirmem.

Nasıl olduysa ibre kendiliğinden kaymış; fark etmeden başka bir kanala konuk oluvermişim.

Akşamüstü on sekiz suları; spiker sorular yöneltiyor “Ahmet Hoca” anlatıyor. Programın adı “Konuş ki görebilesin” Umarım yanlış hatırlamıyorumdur.  Yaren yolcu etmiş yürek: mahzun; beyni oldukça meşgul ediyor; olmalı ki uyanamıyorum.

Amma içten içten “Fenomenimin” tarz değiştirmiş olmasına da bir anlam veremiyorum.

Ahmet Hoca: Bizim inancımızda; evlilik yıldönümü, yılbaşı kutlamaları vs. yoktur.( Mekke’nin fethi hicret sevgili Peygamberimizin doğum günü; Kurban ve şeker Bayramlarımızı kutlamanın dışında) Tabii ki bir de dans etmek meselesi var ki; ne işe yarar neye faydası olur bilemiyorum.

Spiker: Hocam yine sert sulara daldık aman dikkat! Ağyarın bamteline basmayalım.( Burada spikerin; Ahmet Hocaya uyarısı: Anlama sadık kalarak aktarılmıştır.)

Vesaire, vesaire…

Hocam; ayrıca bu sabah taksi şoförüne “ Yeni yılınız kutlu olsun” dedim. Şoför de bana “ Biz yeni yıla çoktan girdik abi” diyerek yanıt verdi.

Söyleşi programını sonuna kadar dinledim.

Yeni yıl: Daha üç gün önce kapımızı çalmamış mıydı?

İma edildiği üzere “Miladi Takvime” sırtımızı dönmek, hayırlara vesile olacak mıdır?
Pazar günü tatili; Cuma günüyle yer değiştirdiğinde;  ekonomimizi etkilemez mi?  

Düşündüm.

Farklı takvimler mi kullanıyoruz?

 Spiker “Ağyar” yakıştırmasını kimlere reva gördü ve “SERT SULAR”  derken neyi kastetti?

Düşün düşün şirin olur işin.

 

Hindi sürüleri; bir zamanlar, sene sonu yaklaştığında şehrin sokaklarını istila ederdi. Tüm mahallenin veletleri (ben de) “Kabaramazsın kel Fatma annen güzel sen çirkin” Çığlıklarıyla zavallı hayvanları çileden çıkarırdık. Elindeki ince uzun değneğiyle Fatmalarını korumaya; bizleri de başından defetmeye çalışan hindi çobanlarını unutamam.

 

Kendimi bildim bileli yılbaşları öyle veya böyle kutlanırdı.

Ahmet Hoca, radyo spikeriyle birlikte neden kafasını yılbaşı kutlamalarına taktı diye telefonla bağlanıp soracaktım lâkin  lafa dalıp ocaktaki yemeği yakarım; korkusu engel oldu;  vazgeçtim.

Bu seneki yılbaşı kutlaması bana iyi geldi; mutlu oldum.

Hatta pistte; adamımla, karındaşımla bir iki döndüm yani dans ettim. Yüce: Bunu bana umarım çok görmedi.

İstanbul, İzmir, Berlin bir araya geldi.

Kimileri hasret giderdi kimileri tanıştı kaynaştı.

Birlikte şarkılar türküler söylendi.

Azize’nin o nefis nağmelerine ayak uydururken çocukluk gençlik yılları geri geldiler; ruhları okşadılar.

Saadet gelin ve görümce Alev coştular.

Davulun tokmakları içimizdeki efeleri coşturdu.

 Buca, Göztepe, Alsancak: İnciraltı’nda buluştular.

MB’nin İzmirli yazanları:  Uzaklardan gelen konuklarını ağırladı. Bir hafta su gibi aktı geçti.

Ardında bıraktığı izler: Dostlukları pekiştirdi.

Bir dokunduk, bin güldük. Birbirimizin gözlerine baktığımızda kendimizi gördük.

Davetime; koşa koşa, yürüyerek, uçarak gelenlere sonsuz teşekkürler; iyi ki varsınız.

Gebze’den gelen pişmaniyenin lezzeti bir başkaydı.

Selvi Hanım; sizi evimde konuk edebilme fırsatını bizlere verdiniz ve çok mutlu ettiniz.

Sevgili zarif Zirve; uğur getireceğine yürekten inandığım  armağanınız dolabımı süslüyor.

Elinizin emeği; duvarımda yerini aldı; bizi nazarlardan koruyacak. Ayşen Hanım; evimde sizi ağırlamak ayrıcalıktı. Eşiniz Mümin Bey’le tanıştığımıza  çok sevindik.

Recep Kardeşim sen hep yakınımdasın; Ümit Ağabey’in  uzaklarda…Ne dersin ona uzakları unutturabildik mi?

Söz verdi bundan sonra sık sık uğrayacakmış.

Senin köyde, benim internetli köyde: fark etmez hangi köyde olursa olsun onu mangalın başına geçirelim mutlaka geçirelim çünkü onun köfteleri sosları bir başka lezzetlidir.

O kadar işinin arasında zaman ayırdın; bize katıldın sağ olasın.

Ben sana ne söylesem, ne yazsam yeterli olur Sema?

Benim edebiyatım sınıfta kalır.

Parçalayamam; dile getiremem çünkü çok derinde…

Teşekkürler, sevgiler, mutluluklar

Hepinize…

3 Ocak 2012 Salı İzmir

Alev Meisel

 Not: 2012 İlk resim galerisi: Bu akşam beğeninize sunulacak.   

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..