​ Yumurta hakkında konuşmak için tavuk mu olmak gerek? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '09

 
Kategori
Siyaset
 

Yumurta hakkında konuşmak için tavuk mu olmak gerek?

Yumurta hakkında konuşmak için tavuk mu olmak gerek?
 

İlkel düşünce!
“İlle de bir konu hakkında konuşabilmek için o hadisenin tam da göbeğinde yer almak gerekiyor” diyor muhteremin birisi.

Mesela futbolu konuşmak için futbolcu olmak gerekiyor bu zihniyetin zihninde, yemek hakkında konuşabilmek için ille de aşçı olmak şartmış bu zihniyete göre.
“1 Mayıs hakkında laf etmek için de illa ki işçi olmak gerekiyor ve bütün işçi hakkı savunan muhtelif sosyalist zevat takımı içki masalarında, işçi hakkı savunuyor, Hayatlarında tek bir kez dahi fabrikanın kapısından girmemiş ve işçi olmamış muhteremlerin ve hayatlarında hakkın ve hukukun ne olduğundan habersiz bu kesimlerin bu hadiseler hakkında tek laf etmeye hakkı yoktur.”
Ben demiyorum.
Bu lafı edenler ise e malumunuz efendim, yılların katışıksız faşistleridir.
Çünkü bu faşizan düşüncenin altında ülke aydınlarının ülkesi ve halkı adına ileriye sürmüş olduğu düşünceleri zehir saçma eylemi olarak nitelemek vardır.

Yaşamın her alanında iyi insan vardır, yaşamın her alanında kötü insan vardır.
Kişilerin yapmış olduğu yanlışları emsal alıp bir düşünceye saldırı harekâtı içerisinde olmak ancak ve ancak ilkel insanlara mahsus bir davranış tarzıdır.
Ne yani şimdi kalkıp “Deniz Feneri Davası” hadisesinde dönen bil cümle dolapları baz alıp, ille de İslam dini böyledir demek ne kadar çağdaş bir düşünceyi temsil eder?
Ama biliyoruz ki dini kullanıp parsa toplayanların ülkemizde sayısı pek de yabana atılmayacak cinstendir.

Ülke aydınlarının ülkesi adına söyleyecekleri mutlaka çok şey vardır ve olmalıdır.
Nerede ve ne şekilde söyledikleri ise çok önemli değildir benim için.
Ha içki masasında söylemiş, ha kaldırım kenarında söylemiş ama sonuçta söylemiştir ve söylediklerinin ne denli tutarlı olup olmadığı beni ilgilendiren yanıdır.
Kaldı ki ülke insanlarının ille de ülkesi ve halkı hakkında bir şeyler söylemesi, tartışması ve tartışılacak konuları ileriye sürmesi, düşünce geliştirmesi hiç de garip olmayan bir davranıştır.
Ne var ki o malum düşünce anında bu gibi düşünce egzersizlerini bastırır.
“Zehir saçmak”
Konuşmayacaksın, tartışmayacaksın ve düşünce ileriye sürmeyeceksin.
Aksi halde bu davranışın karşılık bulduğu yegâne ifade “zehir saçmak” olarak nitelendirilir resmi ideoloji eksenli düşünmeyi kendisine rehber edinmiş olanların zihninde.

Ülke insanı konuşmalı, tartışmalı ve düşünce üretmelidir.
Başka türlüsünü düşünmemiz mümkün değildir.
Çünkü toplumsal ilerlemenin mihenk taşıdır düşünce üretimi.

Bakınız bu gün ne hallerdeyiz.
Doğru dürüst bir düşünüre bile sahip değiliz, doğru dürüst bir felsefecimiz bile yok.
Neden?
Çünkü her düşünce üretimi içerisinde olan insanları zehir saçan birer sapık gibi gören o faşizan düşünce bu ülkenin kaderine her daim egemen olmuştur.
İşte o faşizan zihniyetin ortaya çıkardığı toplum bu gün tamda içerisinde yaşadığımız toplumdur ve her gün bilcümle cinnet haberleri ile sarsılmaktadır.

“Düşünmeyeceksin, görmeyeceksin ve devlet aygıtı nasıl düşünmen gerektiğini ve neyi görmen gerektiğini sana işaret etmiştir, gerisine burnunu sokma” minvalindeki bu yaklaşım tarzı bir cinnet toplumunun yaratılmasındaki en önemli yapı taşlarından birisidir.

Askerliğin şaşmaz bir lafı vardır.
“Komutanlarınız sizin adınıza her şeyi düşünmektedir. Gerisi sizi ilgilendirmez.”
Askerlik mantığında olağandır bu söylem ama sivil hayatta böyle bir şeyin düşünülmesi ilkelliği dik alasıdır.

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..