Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '10

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
727
 

Yunusları katlediyoruz

Yunusları katlediyoruz
 

Bazen öyle şeyler duyuyor veya görüyorum ki, şu dünyada ne gaddarlıklar oluyormuş, iyi başımıza mevlam taş yağdırmıyor demekten kendimi alıkoyamıyorum. Dün akşam bir belgesel kanalında eşimle birlikte yunuslar ve yunusların gösteri yaptıkları, gösteri merkezleri hakkında hazırlanmış bir program seyrettik. Resmen kanımız dondu. Dünyada özellikle Japonya'da, dünyadaki tüm gösteri merkezlerine satılmak üzere yunus avcılığı yapılıyormuş. Muşlu mişli konuşuyorum çünkü bende yeni öğrendim. Sanki dili geçmiş zaman kullanırsam, bu vahşeti uzun süreden beridir biliyormuşta, bu konuda hiçbirşey yapmamış gibi hissediyorum kendimi. Düşünün dehşetim o derece yani.

Yunuslar birbirlerine çok bağlı sosyal bir hayvan topluluğudur. Her yıl Japonya'daki bir boğazın önünden sürüler halinde göç ederlermiş. İşte bu esnada o boğaza pusu atan avcılar, teknelerinden denize uzattıkları borulara, teknelerinin içindeki metal bir demirle vurarak , büyük ve dayanılması zor bir ses duvarı oluşturuyorlarmış. Bu ses duvarından kaçan yunus sürüsü de karşı kıyıdaki küçük körfeze giriyor ve girer girmezde körfezin ağzı ağ ile kapatılıyor. Orada hayvan eğitimcileri, tanesi 28.000, 00 USD ila 154.000, 00 USD ye kadar değer biçilen yunusları seçiyorlar. Ortalama 30 adet yunus için, en az 300 adet yunus yakalanıyor ve geri kalanlarda geri salınmıyor. Ya boğularak öldürülüyor yada zıpkınlanarak katlediliyor. Öldürülen yunuslar eti yenmek için ( ki sağlığa çok zararlı , yunus etindeki cıva oranı , standartların 5 kat üzerinde) balık hallerine götürülüyor. İçinde cıvadan dolayı toksin madde aşırı fazla olan yunus eti, özellikle uzakdoğu pazarlarında turistlere servis ediliyor.

Yunuslar zeki ve sosyal hayvan oldukları içinde, yakalanan yunusların bir çoğuda, zatüre, ülser, taşınma esnasında hayvanların iç organlarının ezilmesi nedeniyle ölüyorlar. Başka bir deyişle, satılmak üzere yakalanan 30 yunustan da ancak 4-5 tanesi gösteri merkezine ulaştırılabiliyor yada ulaştıktan sonra ölüyor. Ayrıca bu hayvanlar doğal ortam gereği birbirlerine ve doğaya göndermiş oldukları sezgisel radar yayınlarını, gösteri merkezlerinin beton havuzlarında yayamadıkları içinde strese giriyorlar. Bir çok yunus yavrusundan zorla ayrılıyor.

İşin kötü taraflarından bir tanesi de, yakalama esnasında gördüğüm görüntüler, tam bir can pazarı. Kıpkırmızı kana bulanmış su, ağda nefes almak için su yüzüne çıkmaya çalışan ama en sonunda boğulan yunuslar. Resmen bir ailenin katledilişi.

Avcılarla röportaj yapıyorlar. Bu işi yapmamızın tek nedeni, balıklara ödenen yüksek ücretler deniliyor. Rakamları duyunca bende şaşırdım. Ortalama 30-35 milyon dolarlık bir sektör.

İşin enteresan tarafı bu avcılığı ve talebi arttıran, çocukluğumuzda izlediğimiz FLIPPER isimli, çok sevdiğimiz baş aktörü bir yunus olan dizi. Fllipper dizisinde toplam çekim sırasında 4 adet yunus kullanılmış. Bu yunuslardan bir tanesi eğitimicinin (Flipper dizisinin baş eğitimcisi ve tasarımcı ) gözününü önünde kendini boğarak intihar etmiş. Bunu gören eğitimci , nasıl bir vahşete ön ayak olduğunu anlayıp, bizim deyimimizle bu işlere tövbe etmiş ve yunus avcılığına karşı savaş açmış.

Ülkemizde de maalesef özellikle akdenizde yunus avcılığı konusunda devletin sözde bazı kısıtlamalarla resmi izni var. Bu izni vermesinin tek nedeni ise ekonomik nedenler. Yunus gösteri merkezleri , yunuslara hayvan başına 150.000, 00 USD ödeyince , bu para dışarı kaçmasın demişler. Nasıl olsa bu adam bu hayvanı alacak.

Sonuç olarak , gösteri merkezlerinde görmüş olduğunuz yunuslar , gösteri harcinde dar beton havuzlarda tutuluyorlar ve doğal hayatlarından, sosyal gruplarından koparıldıkları için hayvanların çoğu stres altında. Ayrıca gösteri merkezine gelecek kadar şanslı olmayanlarda resmen katlediliyorlar. Buna bir yerde sebep olan bizleriz. Avcıların dediği gibi , gösteri merkezleri talep etmese bu avcılıkta olmayacak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dün elime geçen bir mailde, Danimarka’nın Feroe Adaları’nda her yıl gerçekleştirilen 18 yaşındaki gençlerin olgunluğunu ispat için düzenlenen bir vahşetin görüntüleri vardı. Deniz kan kırmızıydı, adım atacak yer yoktu cansız yunus bedenlerinden. Öyle büyük bir alandaydı ki bu vahşet gözlerime inanamadım. 5-6 değil yüzlerce yunus katledilmişti. İnsan kadar vahşi, katil bir canlı daha yok dünyada.

newbahare 
 29.04.2010 19:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 731
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1994 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede Genel İktisat Polit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster