- Kategori
- Kültürler
Yüreği büyük Anadolu genci

Hiç bir şey karşınıza sadece bir tesadüf eseri çıkmıyor. Yaşadıklarımız da kurgulanmış, planlanmış bir mesaj var aslında. Görmesini ve anlamasını bilene. Tanıdığım her insanda farklı bir hayat hikayesi dinlerken bu ara çok merak ettiğim bir konu üzerine, karşıma sanki programlanmış bir şekilde çıkan, kocaman yüreği ve cesareti olan birini tanıdım ve bahsetmek istedim. O aslında Doğu’nun sesi, Anadolu’nun yüreği. İnsanları sosyal konumlarına, statülerine, maddi güçlerine, dinledikleri müziğe göre değerlendiririz çoğu zaman.
O henüz yirmili yaşların çok başında. Ailesinden uzakta, hayatın ona oynamaya başladığı oyunlar karşısında güçlü bir duruşu var. Özgüven eksikliği hani hep konu olur ya kişisel gelişimde, onda öz güven duygusu tamamen oturmuş durumda. Kendisine ve yapabileceklerine güveniyor. Eğitim hayatı ve askerlikten sonra çalışmaya atılmış. Şuan geçindirmekte olduğu çok büyük bir ailesi var. İstanbul’da yalnız ama bu da onu sarsmıyor. Erkek olmanın kaba kuvvet, kavga – gürültü, karşındaki bayana eziyet olmak değil, her zaman sığınacak bir liman olması gerektiğini vurguluyor.
Beşik kertmesi varmış. Askere gittiğinde bozulmuş sözleri. Doğu da bu olaylar karşısında kan davaları, töreler devreye girer ya da biz öyle biliriz bizlere haberlerden yansıtılanlarla. Haberlerde mutlu geçinen aileleri yayınlamanın da bir mantığı yok tabii. Ama o tam tersi eski beşik kertmesiyle bile hala görüşüyor. ‘O bir bayan, bana ihtiyacı olduğu zaman yanında olmalıyım’ diyebiliyor. Küçük deriz, doğulu deriz yargılarız. Onun öyle gelişmiş bir merhamet duygusu var ki; şehirli, kariyer mal – mülk sahibi insanlardan çok daha zengin. Vermekte olduğu hayat mücadelesi onu dinç kılıyor adeta.
Geleceğe dair planları var. Cümleleri hep “kısmet ve Allahın emri” ile başlıyor. Ve kadına verdiği değer her anlatısında “böyle insanlarda varmış” diye beni şaşırtıyor. Sahip olduğu her şeye öyle sıkı sarılmış ki; ailesi, işi, kardeşleri. Hepsinin yeri ayrı onun için. Ancak önceliklerini belirlemeyi biliyor! Deli dolu zamanlar denir ya bu yaşlar için, o bu söylemin aksine bir olgunluk taşıyor. Rahat şartlarda yaşayan ancak mutsuz ve dengesiz birçok insan tanıdım. Amacı olmayan, mücadele etme gereksinimi duymadığından sürekli eğlence peşine düşen, aradığını bulamadığından yakınan çünkü ne istediğini bilemeyen. Onların aksine böyle birini tanımak madalyonun öbür yüzü benim için. Onu tanıdıktan sonra eve dönene kadar aklımda hep aynı düşünce; “ hak etmeyenlerin gördüğü değeri, böyle hak eden insanlar neden göremiyor? Onu daha ne zorluklar bekliyor? Zaman onu da değiştirecek mi?” Değiştirmesin! Biliyorum ki bu adamlarda başka bir şey var. Anadolu topraklarında yetişmiş, havasını suyunu almış, zorluğunu çekmiş olan bu insanlarda kocaman bir yürek var. Onlar yirmisinde de böyle, kırk beşinde de…
Muhabbet bitiyor ve gitme zamanı geliyor. Defalarca teşekkür ediyor görüşmemiz için. Gözlerinin içinde binlerce gülücük gizli. Gamzeli gülüşlere hayranım hep. Onunkiler en gamzelileri. Dilerim hayatın her güzelliğini aşama aşama yaşarken, yürüdüğü yollarda ayağına değecek her diken bana vermiş olduğu güllere dönüşsün. Hayat onu hiç yormasın ve utandırmasın. Eminim hep güzel haberlerini verecek bana. Ve ben elimden geldiğince hep destek olmak istiyorum böyle insanlara. Hak eden, adaletli, değerli, sevgi dolu, doğal ve samimi. Yolun şimdiden açık olsun