- Kategori
- Kitap
Yüreğimin sesini dinle

Kimi zaman çocukluğumuzun bir noktasında birisinin bizi kenara çekmesinin, uzun bir değnekle, sanki duvara asılı bir coğrafi harita varmış gibi hayatımızın gelecek günlerini bize göstermesinin ne kadar güzel olacağını düşünürüm. Bir tabureye oturur, çenemizi havaya diker, bize bu en gizemli topraklara girmek için en güvenli yolun hangisinin olduğunu anlatacak olan beyefendiyi (onun beyaz sakallı, haki giysili, coğrafya ya da doğa uzmanı olduğunu düşünürdüm) dinlerdik.
Neden kimse bize dikkat edilmesi gerekli noktaları haber vermiyor? Buz şurada incedir, orada daha kalındır, ilerle, kap, geri gel, dur, girme. Neden yapılmamış hareketlerin, söylenmemiş sözlerin ağırlığını beraberimizde taşımak zorundayızdır. Vermediğim o öpücüğün? Kucaklamadığım o yalnızlığın? Neden doğduğumuz andan itibaren bu olağanüstü bulanıklık içinde yaşarız? Her şey ebedi gibi görünür, irademiz “ben” denen o küçük ve karmaşık nokta üzerinde egemenliğini kurmuştur, biz de büyük bir hükümdar gibi ona saygı gösteririz. Aslında söz konusu olanın bir operet prensi, maymun iştahlı, nazlı, yönetmek ve yönetilmekten aciz, kendi sınırlarının -bu sınırlarda bir sahnenin değişken ve dar perdelerinden başka bir şey değildir- dışında bir dünya göremeyen biri olduğunu anlamak için gözleri bir an için açmak yeterlidir.
12 yıl önce Türkiye de dail olmak üzere tüm dünyada fırtınalar estiren ve yazarı Susanna Tamaro’ yu büyük bir üne kavuşturan ‘Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’ adlı romanın devamı ‘Yüreğimin Sesini Dinle’, Can Yayınları tarafından yayımlandı.
İlk kitabı başucu kitaplarım listesindedir. Ne zaman canım sıkılsa elime alıp okurum. Bu kitabını da ilki kadar beğeneceğinizi düşünüyorum. Kitabı okuduktan sonra yorumlarınızı bekliyorum. İyi okumalar.