- Kategori
- Siyaset
Zihniyet kavgası
AKP zihniyeti Atatürk'ün kurduğu cuhuriyetle gizli veya açık, ama sürekli olarak bir hesaplaşma gayreti içinde. Hesabına gelmeyen konularda horozlaşmasının sebebi budur. Silivri'de - dış güçlerin de verdikleri taktik ve gösterdikleri dijital sahteliklerle - ordumuzun kahraman Atatürkçü komutanlarını hapsettiklerinin sebebi de bu zihniyet değişikliklerindendir...
İşte yeni bir diklenme, yeni bir horozlanma taktiği daha: Başbakan, “Hakkari elden çıktı” diyen HEPAR lideri Pamukoğlu'nun bu düşüncelerini sanki ilk defa öğrenmiş gibi generale verip veriştirdi:
“Bu nasıl bir zihniyet? Üstelik ordunun içinden gelen bir kişi olarak bunu söyleyeceksin. Utanmadan, sıkılmadan başbakanı televizyona davet ediyor, kimsin sen, gramın ne, çapın ne? General olmuş. General olsan ne yazar. Mesele çapın olacak, bir yere yar olacaksın. Böyle bir durumun da yok. Bizim bu ülkede işimiz var.” (özellikle son cümleye dikkat!).
Başbakanın yeri (çapı) belli. En geniş çap onda. Fakat biz, başbakanın sözünü ettiği generalın çapını merak edip gramini ölçtük!.
Gördük ki, başbakanla Pamukoğlu'nun arasındaki hüsümetin tarihi de çok eskilere dayanıyor. Yine Gördük ki, Türkiye'de terörün sebebi ne PKK ne de yayılmacı ülkelerin Türkiye üzerindeki emelleri! "Terör", yediden yetmiş yediye hepimizin kafasında var: "en doğrusunu ben biliyorum ", yani, "ZİHNİYET KAVGASI"
TÜMGENERAL OSMAN PAMUKOĞLU KİMDİR?
Sinop'un Gerze ilçesinde doğan Pamukoğlu, 11 yaşından 55 yaşına kadar askeri üniforma giymiştir.
Selimiye Askeri Ortaokulu, Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu, Piyade Okulu, Kara Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Milli Güvenlik Akademisi'nde öğrenim görmüştür.
10 yıl piyade subayı, 16 yıl kurmay subay olarak, kıta komutanlıkları ve karargah subaylığı görevlerinde bulunmuştur.
1990-1992'de Edirne-Uzunköprü'de 42'nci Piyade Alay Komutanlığı,
1993-1995'de Hakkari'de Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı,
1998-2000'de Kıbrıs'ta 28'nci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı, 2000-2001'de İstanbul'da Piyade Okul Komutanlığı vazifelerini yapmıştır.
1993'de Tuğgeneralliğe terfi etmiş, 1997'de Tümgeneralliğe yükselmiştir. 2002'de Tümgenerallikten emekli olan Pamukoğlu toplamda 43 yıl askeri üniforma giymiştir.
Osman Pamukoğlu, 1. Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, 2 kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı ve 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almıştır. Pamukoğlu, Türk Ordusu'nda 5 tane Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı'na sahip tek kişidir.
1993-1995 yılları arasında Hakkari bölgesinden sorumlu olarak PKK'ya karşı yönettiği üstün mücadele dağlardaki PKK'ya bağlı militanlar rakamının 12.000'den 5.500-6.000 aralığına inmesini sağlamıştır.
30'a yakın yapılan sınırdışı askeri harekatların neredeyse tümü onun yönetiminde yapılmıştır. Dönemin genelkurmay başkanı Üç tane Pamukoğlu Paşa olsa terörü bitiririz. demiştir.
Pamukoğlu, o dönemde yapılan büyük askeri fedakarlıklara rağmen PKK'nın halen niçin sonlandıralamadığını 3 temel sebebe bağlıyor:
İlk olarak gerçek bir siyasi irade kurulamaması,
İkincisi tam bir istihbarat olmaması,
Ve son olarak her yerde yayılmış asker bulunması diye tanımlıyor.
Bizzat kendisinin yazdığı kitaplarda ve konuk olduğu birçok televizyon programında PKK'ya karşı yapılan mevcut mücadelenin uygun tarz ve strateji olmadığını ve ancak daha fazla şehit verilmesine sebep olduğunu söylemiştir.
"Karakolların hepsi yıkılmalıdır. Karakola gerek yok. Gelsinler bakalım, girsinler... Nereden girecekler? Pusuyu kurarsın, ağı kurarsın, mostrayı kurarsın alırsın." demiştir.
Daha doğru olan yöntemin 20.000 kişilik Eşkıya Takip Kuvveti kurmak ve dağlarda, taşlarda, mağaralarda, ormanlarda, nehir yataklarında yani tüm coğrafyada bulunmanın gerekliliğini belirtmiştir. Karakollarda bekleyen Mehmetçik kendisine karşı yapılan ani saldırılar halinde yeri, hareketleri, silahları militanlar tarafından bilinen bir durumdadır.
Bir başka deyişle, bellibaşlı, elle gösterilebilir bir yerde olmamakla birlikte her yerde her zaman bulunma tavsiyesini vermiştir.
2007 yılında ise Serdar Akinan tarafından kendisinin görevli olduğu yıllarda PKK olaylarının gelişimini inceleyen Kan Uykusu belgeselinde PKK'ya karşı mücadelesi konu edinilmiştir.
Siyasi yaşamı:
28 Temmuz 2008'de yaptığı ulusal çağrı ile fiili olarak siyasi hayatına başlamıştır. Bu çağrısında Hak ve Eşitlik Partisi'nin ana felsefe ve ilkelerini duyurmuştur.
Pamukoğlu, 4 Eylül 2008'de yani Hak ve Eşitlik Partisi'ni kurduğu gün Anıtkabir özel defterine şunları yazmıştır:
Büyük Önder,
Gözün arkada kalmasın! Türk kadınları ve erkekleri olarak milletimizi özlediğin yüksekliğe çıkaracağız.
Bugün bizim için 11 Kasım 1938'dir.
*
UZMANLIĞI KENDİNDEN MENKUL (söylenegelen) UZMAN O MU?
Dağlıca baskını esnasında (19.06.2007 - O baskında 12 şehit vermiştik) Pamukoğlu Paşa, bir televizyonda bu baskını anlatırken, askeri tecrübesini kullanarak sanki operasyonu yönetiyormuş denli önemli açıklama ve analizlerde bulundu.
Bulundu ama hükümet tarafından-isim vermeden de olsa-oldukça sert reaksiyon gördü. Önce Başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, ardından da bizzat Başbakan birden çok kez bu tür yayınların doğru olmadığını, “uzmanlığı kendinden menkul uzmanlar” serzenişini de kullanarak hem medyaya hem de bu uzmanlara kaş çattı.
BU SİCİL HANGİ PAŞA'DA VAR?
Türk Silahlı Kuvvetleri’nde 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almış başka bir komutan bulunmuyor. Hatta bir subayın bu onuru tüm hayatı boyunca ancak 3 kez yaşayabileceği söyleniyor.
Benzerine çok nadir rastlanan bir başka örnek, Pamukoğlu’nun daha Albay rütbesindeyken Tugay Komutanlığı’na getirilmiş olması. Bu şu demek; daha ortada Şura yokken general olacağı belli anlamına geliyor.
Pamukoğlu Yüzbaşı rütbesindeyken de 1. sırada olan, generalliğe giden yolda ana geçit olan kurmaylık sınıfında 86 kişi içinde “üstün sicille” mezun olan sadece 5 kişiden biri ve bu 5 kişi içinde de birinci sırada bulunan bir subay.
Nihayet Kurmay Albay rütbesinden generalliği ilk açıklanan subay da Pamukoğlu. İşte tüm bu kariyer ve askeri başarılar Pamuoğlu’nun bir üst rütbeye terfisine yetmemiş ve emekli edilmiş.
NEDEN EMEKLİ EDİLDİ?
Zaten kamuoyunun merak ettiği, Pamukoğlu’nun neden emekli edildiği. Bu sorunun tam bir yanıtı yok. Ama ipuçları mevcut.
Birinci iddia; zamanın Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’le yaşadığı söylenen anlaşmazlıklar. Bunların da ne olduğu bilinmiyor. Aslında bilinmesi de çok gerekmiyor.
Çünkü Güreş o sırada TSK’nın komutanı ve onun emirleri geçerli. Pamukoğlu’na düşense bu emirlere uymak. Zaten bu iddianın bir de çürük tarafı var. Osman Paşa Güneydoğu’da Tugay Komutanı olduğu zaman hala Albay rütbesinde idi ve Doğan Güreş tarafından özel olarak seçilip gönderilmişti.
İkinci iddia; zamanın Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel ile ilgili.
Cumhurbaşkanı Demirel’in, İran sınırlarını da zorlayan, terör kampı çevrildiği ve 1 saat sürecek çatışma ile terör örgütünün çok ciddi bir darbe olacağı başlamış bir operasyonu, "İran ile iliskilerimize zarar verir" gerekçesiyle iptal etmesiyle başlayan ve daha sonrasında saldırıya uğrayan bir askeri karakolu ziyareti sırasında Demirel ile Pamukoğlu arasında dialoğun emeklilikte payı olduğu iddiasıdır.
Konuşma şöyledir;
Demirel: General bu kişilerin İran'dan geldigini ispatlayabilir misin?
Pamukoğlu : Nasıl?.. Nasıl yani?!
Demirel: Bunları bana ispatla ki ben bunlara birşey yapayım?
Pamukoğlu: Horoz dünyanın her yerinde horoz! Horoz resmi çizip, üzerine horoz yazmanın anlamı yok!
CEVABI KENDİ VERDİ
Peki bu tür spekülasyonlar bir yana Pamakoğlu’nun neden emekli edildiğine ilişkin somut bir bilgi var mı? Esasında var denebilir. Pamukoğlu her ne kadar bu sorulara açık ve kesin bir yanıt vermese de, pek bilinmeyen şu sözler kendisine ait;
"Sanırım şöyle düşündüler. Biz bunu daha şimdi kontrol edemiyoruz. Bir de Korgeneral olursa iyice kontrol edemeyiz."
Kaynak : http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=110133#ixzz23QU740Dc
*
Gelelim yazının başındaki konuya. Sahi sayın başbakan, sizin böyle bir yeriniz (çapınız) var mı?
Şimdi de, Pamukoğlu'nun sayın başbakana verdiği cevabını okuyalım:
“Beni hedef alarak "Hakkari elden çıktı’' diyen birileri var diye, seviyene, kişiliğine ve terbiyene uygun sözler kullanıyorsun.
Ben senin bildiğin ne siyasetçiyim ne de herhangi bir vatandaş. "Hakkari elden çıktı" lafını iki senedir söylüyorum. Bu bir ironi, bunun halk dilindeki karşılığı orada herşeyin kötü gittiği ve gittikçe herşeyin daha kötüye gitmeye meyilli olduğu anlamındadır.
enin bunu anlayabilicek ne kapasiten ne de seviyen var. Televizyondaki mesele salt Hakkari değildi ki, senin partinin ve hükümetinin bu ülkeyi nasıl hızla bölünmeye götürdüğünü ve BOP Başkan yardımcısı olarak Amerikan uşaklığını Orta Doğu coğrafyasında nasıl yaptığını anlatıyordum.
Sana son sözüm; Zerre kadar yüreğin varsa, tabii bir tıp heyetinin kontrolünden sonra çık bir televizyonda karşıma. Millet, kim neymiş görsün."
*
Dedik ya; terörün sebebi ne PKK ne de yayılmacı ülkelerin Türkiye üzerindeki emelleri! "Terör", yediden yetmiş yediye hepimizin kafasında var: "en doğrusunu ben biliyorum" , yani , "ZİHNİYET KAVGASI"
Peki, sonuç: Suç, yok ki suçlu olsun; dil başka din başka yaşam başka bu çevrede!... Üç-beş Mehmetçik'in de lafi mi olurmuş!...
Alaettin Morgül 14.08.2012