- Kategori
- Öykü
Zımpara düşler
Ne bu ağustos sıcağının hezeyanlarında silik sohbetlere teslim olurum , ne de menekşe gibi boynumu kısaltarak, ürkek bir gülümseyişle alnıma ter dökerim bu vakit de. Artık “Freedom House” düşünce kuruluşundan yollama mı yaparım yoksa , oy avcısı siyasallardan bir ayrım veya gayrım olsun diye , ayrımsadığım lafazanlıklarımda kendimi tahkim mi ederim , gerçekten tam kestiremiyorum. Bazı teslimiyetçi keklikler yüzünden sekiz yılım zati sürgünlerde geçti .Kimin dahliydi beni yerimden eden , bürokrasi oligarşisine mi yansam , yargıya izafe edilmiş vesayete mi kansam , keder istifi yıktı değerler dünyamı .”Binlerce çocuk okutuyorum” safsatasını anlayana kadar zaten yirmi dört yılım geçti . Kaç kişiye burs verebildim veya hangi çocuğa müfredat dışında somut bir katkı yapabildim ? Kitlesel hayat değişemediğinden bireysel değişimi tahayyül edeceğim artık .Oysa okul sayısı daha fazla , teknoloji de yükseklerde ama gidişat zihnen anar ya ya be azizim. “Hangi zaviyeden baktığına bağlı” derdi bir meslektaşım , vallahi değerli dostum bu zaviyelerin hepsi bizim pestilimizi çıkarır, kanımızı içer ha. Bundan sonrası boş kelam , ”faili meçhule gitmiştir” bizim idealizm.