Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2682
 

"Dört-Dört" lük bir buluşma

"Dört-Dört" lük bir buluşma
 

:):):):)


Belki Mithatpaşa Caddesi’nden gideriz düşüncesiyle, ellerimde çiçekler, evimin az ötesinde, köşe başında bekliyorum, “Birkaç dakika geç mi kaldılar sanki” diye düşünürken, telefon çaldı, “Nerdesin, evinin önündeyiz” diyordu Gülseren Hanım. Hemen geri yürüdüm, kırmızı arabayı görünce anladım neden onları göremediğimi, ben gri arabalara bakıyordum. Komşumun en son kırmızı bir araba aldığını unutmuşum.

Her zamanki sımsıcak merhabalaşmamızdan sonra, bazı şeylerden alınmayacak kadar uzun süren ahbaplığımızın verdiği güvenle “Bu çiçekler sizin ama Zehra Hanım’a yok, otobüsle gelebilir taşıması zor olmasın diye ona almadım.” dedim. Ve az sonra kahvaltı yapacağımız yerde, Şen Mantı’nın sahipleriyle tanışıyorduk; Gülseren Hanım’ın ilkokul öğretmenin evladıymış Ersan Bey ve onların da ailecek uzun yıllara dayanan bir ahbaplığı varmış. Orada buluşmak istememizin bir nedeni de buydu; bildik bir yerdi. Ama asıl neden Nursel Abla’nın neredeyse bir yıldır bizi bir kahvaltıda ağırlama isteğiydi.

Komşularım… Bu satırları okuduklarında, tıpkı yazarken olduğum gibi, içlerinin burkulacağını bilsem de yazmalıyım, artık eski komşularım; Nursel Abla, Gülseren Hanım ve Zehra Hanım. İki yıl önce, ilk Zehra Hanım ayrıldı aramızdan, sessizce. Karşı komşum evini kapatmasa da, Güzelbahçe’deki yeni evine taşınınca eskisi gibi görüşemez olduk. Gece yarısı bir yerden dönerken ışığımı açık gördüğünde beş dakika gelivermesi ya da öğleyin kapımı kapatışımı duyup, az sonra yemek yemeğe ya da kahve içmeye çağırışı gibi olabilir miydi artık? İş çıkışı, “Çabuk çayı koy, karnım da aç, beş dakika sonra sendeyim.” diyebilir miydim, hani o uzun akşam üstlerinde. Geçtiğimiz şubat ayında da ben ayrıldım. Değil komşularıma, kendime bile sürpriz olacak bir hızla hem de; salı gecesi ev sahibine kızdım, “asla çıkmam” derken, çarşamba gecesi ev tuttum, cumartesi günü de taşındım. Böylece, Nursel Abla İle Gülseren Hanım’ı ben de geride bırakıverdim. Çok yakınız ama aynı apartmanda olmak gibi olmuyor. Yeni yaptığınız ve komşunuzun sevdiğini düşündüğünüz yemeği bir koşu veremiyorsunuz. Ya da “Yorgunsundur, çayı koydum, öylece gel” veya “Sütlü kahve yapayım” çağrısına uyamıyorsunuz.

Olmayanları bir yana bırakıp, bir arada olmak için oldurabildiklerimizden birisi de zaman zaman kadın kadına buluşmak. İşte bu buluşmaların birinde Nursel Abla’nın içinden geldi “Sizi kahvaltıya götüreceğim” dedi. Biz ona yük olmak istemediğimiz için üzerine düşmedik ama onun bundan asla vazgeçmeyeceğini bilmeliydik. Öyle vaz geçmedi ki her zamanki hınzırlığımla “Neredeyse bir yıldır gelemedik kahvaltıya” dediğimde, “Yok Ufukcum, iki yıl oldu diyordu.” gülümseyerek. Ve sonunda dört dörtlük bir kahvaltı sofrasındaydık. Yok, öyle lüks bir yer değildi, öyle olsun istemedik de. Sıcacık, evimizin bahçesindeymişçesine yapılan sunumuyla, zeytinin zeytin gibi yeşiliyle, lorlu ısırganının, domatesin, salatalığın, gözlemesinin, yağda yumurtasının….. tadıyla, kızarmış ekmeğinin kokusuyla ki hemen yanı başımızda yanan kocamannnn sobanın üzerinde ayrıca tarafımdan ısıtılıp tereyağı sürülmüştür, portakal suyu, ince belli bardaklı çayıyla, en sonunda sıcak sütü ve sütlacıyla ama ille de dost sohbetimizle dört dörtlük bir kahvaltıydı. Belki de bu yüzden dayanamadım ve kırılmayacağını bilerek Gülseren Hanım’ın kulağına eğildim “Çiçeğini, Ersan Bey’e verelim mi” dedim. Onun da aklından geçmiş. Çiçeği alıp geldiğimde Gülseren Hanım, Zehra Hanım’a üç demet çiçek aldığımı anlatıyordu, ben itiraz edecekken vaz geçtim ve hınzır hınzır güldüm. Ona çiçek almamıştım ama Zehra Hanım da arabayla gelmişti.

Ne zaman bir araya gelsek sonunda birbirimize: “İyi ki varsınız” dediğimiz sevgili komşularım, bilmem farkında mısız ama artık dışarıda “dört dörtlük” kahvaltı geleneğimiz başladı. Önümüzdeki ay sıra Gülseren Hanım’da. Sonra? Ne dersin Zehra Hanım, sonra caysak mı :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MB'nin dört dörtlük Mavi(ş) Tohtur'unun tertemiz ruhundan yansıyan dalgalarla aydınlanan gecemden selamla, sevgiyle...

Mehmet Sağlam 
 08.12.2009 0:40
Cevap :
Güzel ruhunuzu yansıtan satırlarınızla başladığım aydınlık bir İzmir gününden sevgiler, selamlar.:) Günaydın efendim, gününüz aydın olsun.  08.12.2009 7:40
 

hele de kadın kadına nasıl kıymetlidir. Kadın kadının A dan Z ye bütün hallerini bilir neredeyse, bütün sancıların neden kaynaklandığını bütün sevinçlerinde sebeplerini... Haklısın aynı binada olmak gibi olmuyor ama bazen sıkı bir dostluk araya zaman girse de bir araya gelince kaldığın yerden devam edebilme hakkına ve lüksüne sahiptir her zaman arkadaşım. Kıskanmadan keyifle baktım resimlerinize umarım uzun ve keyifle sürer kahvaltı muhapbetleriniz. Sevgilerimi yolluyorum acılarımdan arındırarak

kevser şekercioğlu akın 
 07.12.2009 23:10
Cevap :
Ne kadar da haklısın... Benim ayrıca bir şansım var, en küçük:) olduğum için şımarabiliyorum; şımartıyorlar beni. Örneğin içlerinde sadece benim doğum günümü birlikte kutluyoruz. Bir ara "Benim doğum günümü de kutlasak mı?" diyen olsa da, "cadı"lık ettim "olmaz" dedim ve en büyüğümüz Nursel Abla'nın katkısıyla kabul gördü:)(:Zehra komşum bana ara ara kocaman gülümsemesiyle cadı der de:) Ve her bir araya geldiğimizde neredeyse benzer şeyleri konuşsak da, her seferinde bir başka tadı; rengi oluyor emin ol. "Araya zaman girse de devam etme hakkına lüksüne sahip" olmanın ayrıcalığını burada da yaşayabilmek o kadar güzel, ay yanlış oldu mavi ki hem de yeşilden yansıyan.:) Sağ olasın ve var olasın. Sevgiler, yasemin kokularıyla  07.12.2009 23:34
 

Dostlarla bir arada olmak güzeldir güzel... sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 07.12.2009 13:36
Cevap :
Tıpkı, bu sayfalarda yazdıklarımızla tanıyıp dost olduklarımızın "merhaba" demesi kadar güzel... Sevgiler, saygılar, masmavilerimle.  07.12.2009 18:14
 

Ondan sonra çaylar benden!!!

Ahmet Balcı 
 06.12.2009 19:45
Cevap :
Sen de mi Sevgi'yle demliyorsun:) Sevgiler, demli çaylardan yansıyan mavilerle.  06.12.2009 20:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 209
Toplam yorum
: 2556
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3224
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster