Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '20

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
21
 

25 LİTRE

Bir akşam koltuğa oturmuş TV izliyordum, ekranda 25 litre yazınca ne oluyor demeye kalmadan bir belgesel akmaya başladı. Ancak görüntüler ne oynaşan yavrularını izleyen çita ailesi nede nehirde keyifle dolaşan besili balıklardı. Çok geçmeden endişe ile ekrana kilitlenmiştim.

Belgesel G. Afrika Cumhuriyetinin Cape Town şehrinde yaşayan insanlar için kişi başı su miktarını 25 litre su vereceğini belirtmiş. Sanatçı Gökhan Gökoğuz bunun üzerine kafa yormaya başlıyor. Önce İstanbul su işlerinden sorumlu (İSKİ) görevlisiyle konuşuyor. Geçtiğimiz yıl kişi başı günlük 180 litre,  bu yıl 210 litre su kullandığını söyleyince ne söyleyeceğini bilemiyor. Önce önüne beş damacana su koyunca gözüne çok görünüyor ve ben bunu yapabilirim diyor. Düzgün olmayan bir banyo, yarım bir diş fırçalamanın ardından hızlı bir bulaşık takip ediyor. Bütün gayretlerine rağmen beş damacana su ikindi olmadan dibini buluyor.

Sıfır günü diye ikinci bir video devreye giriyor, buna göre belirsiz bir tarihte su çok azaldığı için özellikle büyük şehirlerde karne ile su dağıtımı başlıyor. Zorunlu olarak iki güne 5 litre su dağıtılıyor, temizlik, sağlık, yemek hepsi bu suyla yapılacak. Hastaneler böbrek hastaları ile dolup, taşıyor. Suya dayalı suç örgütleri oluşuyor, bir taraftan su karaborsası oluşurken diğer yandan elinde suyla yürüyen kadın, yaşlı ve çocuklar saldırıya uğramaya başlıyorlar. Bu defa Gökhan sıfır gününü geciktirmemiz mümkün mü sorusuna cevap aramaya başlıyor. Günlük hayatımızı düşündüğümüzde çok defa boş yere su harcadığımızı görüyoruz. Bunun farkında olursak alacağımız basit tedbirlerle iyi sonuçlar almamız mümkün olabilir. Tıraş olurken, diş fırçalarken akıp duran musluklar kıymetli suyumuzu heba ediyor. Büyük miktarlarda su kullanan işletmeler, belediyeler suyu tekrar kullanma seçeneklerine yönelmeliler, daha az isteyen bitkilerin ziraatına yönelmeli, yağmur sularına sahip çıkılmalıdır.  

Daha sonra bir İSKİ görevlisi İstanbul’a çok uzak dağlardan suların getirilebileceğini ancak bu uygulamanın son çare olacağını ve 35 yıl içinde bu seçeneğin de tükeneceğini, bunu mümkün olduğunca geciktirmeyi planladıklarını bildirdi. Gökhan,

- Peki tüm yaşananlar ışığında ümitli misiniz diye sorunca, görevli,

- Evet ümitliyiz diye cevaplıyor. Çünkü son iki yıldır şehrin nüfus artmasına ve göçler olmasına karşılık tüketimin artmadığını gördük, bu da yapılan uyarıların bir sonucu olarak görüyoruz diyor.

Böylece sıfır gününü bu şekilde farkındalık oluşturarak elden geldiğince öteleyebiliriz. Tatlı sularımızı hoyratça kullanıyor, sanki sonsuz bir kaynakmış gibi düşüncesizce kirletiyoruz. Tarla ve bahçelerimizi sulama ihtiyacı için yer altı sularımızı da ölçüsüzce çekmeye başladık. Dünyanın gittikçe artan nüfusu, kullan-at kültürünü alkışlayan kapitalist yaşam tarzı ve bilinçsiz yapılan tarım uygulamaları ile sıfır gününü daha erkene çekmek için var gücümüzle çabalıyoruz.25 litre belgeseli beni derinden etkiledi, izlemediyseniz tavsiye ederim, farkındalık oluşturabilirse ne mutlu!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 22
Kayıt tarihi
: 25.07.20
 
 

herkese iyi günler dilerim,Isparta doğumluyum, emekli teknik öğretmenim.Doğayı,kitap okumayı  ve ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster