Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
324
 

93 yıldır saklanan şehitler ve özür dileyen rektör

93 yıldır saklanan şehitler ve özür dileyen rektör
 

Gazete manşetleriyle ilgili yazıyı hazırlarken karşılaştığım iki ilginç haberi sizlerle paylaşmak istedim.

Birinci haberimiz Posta gazetesinde "Saklanan Şehitler" manşetiyle çıktı. 1914'ta Sarıkamış'ta donarak şehit olan 90 bin askere kışlık giysi, erzak ve mühimmat götürmek için İstanbul'dan Trabzon'a doğru yola çıkan, içinde 3 bin de asker bulunan 3 gemiyi Ruslar 7 Kasım'da Karadeniz'de Ereğli açıklarında batırırlar. Enver Paşa'nın emriyle bu facia kayıtlara geçirilmez.

Sarıkamış Dayanışma Derneği'nin kurucusu ve başkanı Prof. Bingür Sönmez 3 yıllık bir araştırma sonunda, Sarıkamış Faciasıyla ilgili tarihçileri bile şoke eden belgelere ulaştı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Enver Paşa, Donanma komutanına bile haber vermeden Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa adlı 3 kuru yük gemisini İstanbul'dan yola çıkarır. Ancak Enver Paşa büyük bir hata yaparak bu sivil gemilerin korunması için donanmadan yardım istemez. 7 Kasım 1914'te saat 7.45 sıralarında Ruslar gemileri tesadüfen fark ederler ve Karadeniz Ereğli açıklarında gemileri batırırlar. Tam 93 yıl sonra gün ışığına çıkarılan bu olaydan sonra, yıllardır unutulmuş deniz şehitleri ilk defa anılmaktadır.

*****

İkinci haberse Yeni Şafak gazetesinde "İki Yıl Sonra Gelen Özür" başlığıyla yayınlandı.

Atatürk Üniversitesi rektörü Prof.Yaşar Sütbeyaz, iki yıl önce oğlunun mezuniyet törenine başörtüsü nedeniyle almadığı şehit anası Sabire Karşı'nın ayağına kapanıp özür diledi. Rektör Sütbeyaz'ın, provokatif eylem gerekçesiyle diploma törenine almadığı Sabire Karşı'dan, ne olur beni affet, şehit anası olduğunu bilmiyordum diyerek özür dilediği ortaya çıktı.

Sabire Karşı olaydan sonra şehit oğlunun mezarına gidip, "yavrum, kardeşinin törenine beni almadılar" diye ağlayarak rektörü şikayet etmesiyle, bütün Türkiye'nin yüreğini dağlamıştı.

*****
Gördüğünüz gibi, hayatta neler oluyor... Daha bizim bilmediğimiz, duymadığımız ne olaylar var kimbilir... Bu iki habere sayfalar dolusu yorum yazmak mümkün belki ama, ben sizi kendi düşüncelerinizle başbaşa bırakıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

maalesef millet olarak "duruş"umuz bozuldu, birbirimize sarılıp ülkemizi kurtarmışken bugün birileri birbirimizi öteki görmemize neden oldu. Bizler de kandık. Bu kadar bir millet içinde ötekisi bulunan başka millet var mıdır acaba? Asıl ötekiler ki onlar asırlarca ve bugün bizim huzurumuzla toprağımızla oynayan ecnebilerdir. Onları unuttuk birbirimize düştük. Eyvah ki eyvah.. Selam ve saygılar efendim.

murat ertaş 
 16.11.2007 22:31
Cevap :
Kendimize gelmenin zamanıdır. Ne yaptığımızı sorgulamanın, yaptıklarımızın kime fayda sağladığı ve kime zarar verdiğini irdelemenin zamanıdır. Birbirimize artık köstek değil, destek olalım, diye düşünüyorum. Katkınız için teşekkürler... Selam ve sevgilerimle...  17.11.2007 1:06
 

(devamı) Bu konuyu maalesef MB da da sıkça görüyorum, bir insanın sevdiğim biri olması onun her düşüncesine hemfikir olmamı gerektirmez, siyasi düşüncelerinden dolayı karşı olduğum birinin her düşüncesine karşı olmam gerekmez bunun örnekleri yazılarımda ve yorumlarımda çok vardır. Şimdi birinin yahu sen bu adamı dün şu yorumda alkışlıyordun" diyerek beni suçlamasını bana yapılan haksızlık olarak yorumlarım.80 ihtilaline karşı olmak, ihtilale karşı olmak değildir, 80 ihtilalini eleştirmek demek ihtilal öncesi ortamı desteklemek değildir. Ben buna kısaca sapla samanı birbirinden ayırmak diyeyim ve (bunu tüm samimiyetimle söylüyorum) sizinde pek çok konuda sapla samanı içtenlikle ayırt ettiğinizi gözlemliyorum. Benim için dünyada tek bir lider vardır ATATÜRK ancak asla ve asla kendisine başka birini lider benimseyen bir insana hakaret etmem, saldırmam, ayıplamam, sadece kendi gerekçelerimi anlatmaya çalışırım. Umarım sizi düşüncelerim konusunda aydınlatabilmişimdir. Saygı ve selamlarımla

sedataydın 
 10.11.2007 12:51
Cevap :
Bir kere insanlara dini, siyasi, felsefi düşüncelerinden dolayı karşı olmayı ben de bir türlü anlayamıyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Herkes istediği gibi düşünebilir. Allah hepimize farklı bir akıl vermiş, elbette hepimiz farklı düşüneceğiz. Ancak hepimizin bildiği gibi, hiçbirimiz kendi düşüncemizi başkasına zorla kabul ettirmek gibi bir eylem içine girmeyeceğiz. Bir insanın elbette bazı fikirlerine katılıp, bazılarına katılmayabiliriz. O yüzden kimseyi toptan iyi veya kötü diye damgalamak veya dışlamak, medeni bir tavır değildir. Sapla samanı hepimiz daha dikkatli ayırt etmeye başladığımızda, aramızda yaşanan gereksiz problemler daha da azalacak, en azından anlaşma zemini genişlemiş olacaktır. Ben bu açıklamalarınızla sizi biraz daha tanıma fırsatı buldum. Blog yazarlarının bu tür fikir münakaşaları, tartışmaları, münazaraları yapacak şekilde zaman zaman bir araya gelmesi en büyük dileğimdir. Açıklamalarınız ve katkılarınız için tekrar teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla...  11.11.2007 17:10
 

Türban siyasi bir simgedir. Türban hiçbir kamu personeline asla serbest bırakılmamalıdır,Türban üniversite öğrencilerine yasak olmamalıdır,Türban konusunda bu düşüncelerimi birkaç sefer yazdım.Bunlar (bence) farklı konulardır. Türbanın siyasi simge olması onu törendeki anneye, ordu evindeki düğüne gelen misafire (bunu daha önce yazımda da yazmıştım) yasaklamayı gerektirmez. Herkesin siyasi görüşüne gerek duyuyorsa siyasi simgesine saygı duymak zorundayız.Ben böyle düşünüyorum ben türbana karşı bir insanım, ama evime gelen bir misafir türbanlı olsa onu kapımdan asla çevirmem, ona surat asmam, herkese gösterdiğim misafirperverliği onada gösteririm, karşı oluşumu saygı çerçevelerinde kendisine anlatırım kendisi dilerse söylediklerimi değerlendirir karar elbet ona aittir. Kimsenin özel yaşantısında türban takmasını eleştirme hakkım yoktur. Hele hele özel yaşam alanlarında buna yasak getirmek(üniversite, ordu evindeki düğün, askeri hastahane bunlarda bence özel yaşam alanlarıdır abartıdır

sedataydın 
 10.11.2007 12:33
Cevap :
Türbanın ne kumaş olarak, ne de bağlanma biçimi olarak dini ve siyasi özelliği yoktur, olamaz da... Olsa olsa bu bir giyim biçimidir. Türban takanların bir kısmı, başlarını örtmeyi dini bir gereklilik olarak düşünmüş olabilirler. Ama bunun türbanla olmasını diretmemişlerdir. Hele bunu siyasi simge olarak akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdir. Başı örtülü kızların üniversiteye alınmaması, bu konuyu kemikleştirmiş, okuma hakkı ellerinden alınan çaresiz insanlar bunun dini bir emir olduğu gerekçesine sığınmışlardır. Ardından türbana karşı olan güçler sanki ortamı daha da germek ve bu işin kutuplaşmasını sağlamak ister gibi türbana "siyasi simge" damgasını vurmuşlardır. Yani bu anlayış türban takanların değil, türbana karşı olanların direttiği bir emrivakiyle oluşmuştur. Siz hiç değilse kamu personeli dışındakilere bu hakkı vererek biraz daha toleranslı davranmış oluyorsunuz. Anlayışınız için size teşekkür ederim. Yine de "kamuda asla serbest olmamalıdır" katılığını düşünmenizi isterim  11.11.2007 17:01
 

Haklısınız sayfalarca yazılır. Türbana takınan bu tutum bağnazlıktır. Ne demek bir anayı çocuğunun törenine almamak nasıl bir zihniyet. Olacak şey değil.

sedataydın 
 10.11.2007 10:07
Cevap :
Sedat bey, türbanı bir siyasi imge olarak kabul ettiğinizi daha önceki yazılarınızdan biliyorum. Şimdi de türbana karşı takınılan bu tutum bağnazlıktır diyorsunuz. Benimle alay mı ediyorsunuz, yoksa bir şehit anasının başı örtülü diye oğlunun diploma törenine alınmamasının doğru olduğunu mu düşünüyorsunuz, anlamadım. Yine de katkınız için teşekkürler..  10.11.2007 11:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 950
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster