Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Beyhude

Hatırlıyorum da sayfalarına uğradığım bir yazın daha böyle zamansız bir an'a denk gelmişti. Sanki farklı bir zamanda okusam tesiri daha şiddetli olacak gibiydi bu da öyle işte. Yalın bir acıyı ne de güzel anlatmışsın. Zihnindeki harflerin birbirine değmemesinden anlaşılıyor teskin edilemediği. Bir kuş, biraz toprak çokca mavi eklemişsin satırlarına tarifini yaparken bile içini acıtan acıya inat. Aşk gibi üç harf olmasından belki de en az onun kadar sarsıcı oluyor neticeleri. Göz kapaklarından başlayarak tüm vücuduna yayılan tuhaf ama can alıcı bir sızının senden başlayarak halkasını genişletmesine tanıklık etmek bir yana genişleyen o çemberi boynunda bir ilmek gibi taşımak belki de solduruyor renklerini. Gün ortası melankolinin dibinde toz attırmama neden olan satırlarına eşlik etmek istedim. Yine de aklında bulunsun. İnsan unuttuğunu hatırlar; insan, unuttuğu kadar hatırlar..

20 Eylül 2017 13:17
Bir Cümlem Ol

Ne kadar uzun bir yolculuğa çıkabilirsin..? Tüm yarım kalmışlıkları birleştirsen uç uca, Yakınıma gelebilir misin.?

20 Eylül 2017 12:59
Nasip

Demlenmek için en güzelidir kuytu bir liman hele ki çıkmıyorsa akıldan..

22 Aralık 2016 13:29
Esaretim

Doğru bir zamana denk gelmedi belki de yazdıkların, emin değilim. Keşke gecenin ıssızlığına tanıklık eden geç bir vakitte okusaydım. Derin bir melankolinin koynunda sına/n/mak gözlerle, sözlerle ağır geldi belki de. Renklerini kaybetmiş bahçeler misali gri bir gökyüzüne prangalı ellerden bir güvercini salıvermek ancak bu kadar anlatılabilirdi ' hürriyet 'in şahsında. Islak bir İstanbul günü, havada aykırı bir hüzün var. Hani içi içine sığmaz ya insanın, kimbilir belki de bu yüzden bedenlerimiz ruhumuza dar..

04 Mart 2016 13:18
Mülteci savrulmalar

Şehrimin zifiri karanlığında zaman mıhlanmış sanki yerine. Elimde eğreti duran kalemim; düşmekteyim seni, senden kalanların üzerine. Daha dün Galata'nın yokuşunda cebinden düşürdü rüzgar adının harflerini. Yazık ki farketmedi şairler alfabedeki eksikleri. Cümleler eksik kalmadı dudakların arasında, telefon görüşmeleri nedensiz yere kesilmedi. Söyler misin nasıl okundu onca gazete haberi.? Yıllanmış geçmişimde tek bir sahne var anımsayabildiğim, hatırlarken unutmaktan daha çok acı çektiğim. Sevgili(m), senin gidişin sadece gitmek değildi. Bir dilin kutsal harfleri de beraberinde gidiyordu, bir şehir kaç köprü yapılırsa yapılsın iki yakasını bir araya getiremiyordu, saatler sadece birer aksesuar olarak anlam kazanıyordu. Şimdi katran karası bir gecede yine martılara simit verebilir misin tarihi yarımadada, Galata eğilse tüm heybeti ile eşlik edebilir misin dudaklarının kenarında bir tebessüm ile Kız'ın Kulesi'nde..

13 Haziran 2012 00:02
Acılar denizi

Her kalem farklı tarif etse de gitmeleri tümünün ortak neticesidir o dayanılmaz yoksunluk dürtüsü. Sahip olamamanın verdiği huzursuzluk tırnaklarından başlar yayılmaya bedenine, parmak uçların hissizleşir, kramlar eşlik eder en olmadık zamanlarda tüm bunlara. Konuşmak için bir kaleme ihtiyacın vardır artık, çok sonra anlarsın lal olduğunu. Görmek için gözlerinin yeterli olmadığını keşfedersin her köşe başında karşına dikilen anıları görmezden gelemediğinde. Ses ve suretlerin aslında ne kadar aşina olduğunu anlarsın zaman sonra. Her yüz o'na benzemekte, her ses o'nu andırmaktadır. Böyle anlarda farklı kalemlerden yazılan gitmelerin ortak yoksunluğu dökülür harf harf kalemlerden. Küçük bir çocuğun gözlerini kapatıp içinden tuttuğu dilek ile dünyayı değiştirebilme ihtimaline takılır zihnin, buna eşlik eder gözlerin. Yüzünü yalayan rüzgara eşlik eden dalga seslerine verirsin kendini. Hissedebiliyor musun ellerini, nefesini. Bilmiyorsun, sen aslında hiç gitmedin ki..!

24 Şubat 2012 22:20
Aşkta son perde

Yokluğunun güncesidir bunlar. Başlıksızdır birçoğu, büyük harfle başlar cümlelerim. Her dilde yaptığım yalnızlık tanımlarının ardından yokluğuna da birkaç satır yazmam gerekiyordu. Bildiğim tüm ezberlerimi bozmam, tüm alışkanlıklarımdan vazgeçmem gerekiyordu. Gecenin karanlığını serip üzerime duvarlarıma yansıyan ay ışığından cisimlendin her gece. Sanma ki yoktun, sanma ki gittin benden. Aldırma cisminin parmaklarımın ucunda olmamasına; öyle bir ruh biçtim ki bu sevdaya, yokluğuna rağmen duruyor ayakta.

20 Şubat 2012 22:58
Plazma

Geceye bürünmüş suretin, kimliğin. Ne tanıyanın var seni bu halde ne de merak edenin. Öznesiz cümlelere sığınıp imlasız satırların altına attığın imzalar bundan belki de. Karanlığın hükmüne inat yazdıkça aydınlanan bir yürek aslında kağıdın. Görmek, tek başına bakmanın yeterli olmadığı bir eylemdir bilirsin. Görmesini bilene karanlıkta da görünebilirsin. Ama yok unutuldum aslında diyorsan, gece olup üzerini örtebilirsin. İçini acıtan şiirlerden söz ediyorsun ya hani, ışık sızan yerlerini şiirle doldurabilir misin..?

05 Ağustos 2011 23:14
Say

İnsan en yalnız canlıdır aslında. Bakmayın ilk günden ebeveynlere sahip olup tüm hayatımız boyunca eş dost biriktirdiğimize. Cevapsız sorularımızın toplamı kadardır cebimizdeki umutların ederi. Eksiliriz kimi zaman, belki bir ney belki bir meye eşlik ederiz en sessiz halimizle. Tükenmenin harflerinden çöp adamlar yaparız camlardaki buğumuza, kimseler görmez. Cismimize bakıp adamdan sayarlar ya bizi yürek bir buna inanmak istemez. Soranlara iyiyim dememiz gibidir onların zihinlerindeki yerimiz, musalladaki son cümle gibi iyi bilirdik diye eklerler şanslıysak. Umutlarımız gibi insanlar biriktiririz hayatımız boyunca. Yaşamın tadını alırız yanlarında, aldığımızı sanırız. Aldanma, onca kalabalık içinde tek kişiliktir yalnızlığımız. Uzun zaman sonra uğradım satırlarına, say ki dili oldum en yalnız anların. Say ki gecede yıldız, gökte aydır anlamı bu son satırın..

10 Mart 2011 20:09
Gündüz seviş benimle

Zamansızlığıma düştüğün satırlarını okudum az önce. Varlığına ispat yaptıkların secde ederken önünde, sanık olmanın gevezeliği yapışmış dillerine. Bazen bir deniz manzarasına iliştirmiş, bazen bir ney sesine bedelsiz vermişsin aklındakileri. D/okumanın heyecanını taşıyamayan parmaklarının ucundan dökülmüş kekeme sözcüklerin. Kapına çıkan yollarımı Tanrı ile kesiştirmişken; endişelenme, geceyi giymem bundan böyle üzerime. Madem ki geceler yetmez artık bize; yedi renk, dört mevsim sevişebilirim seninle..

06 Eylül 2010 23:43
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 580
Kayıt tarihi
: 24.03.09
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster