Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Masumu oynamak

giderayak okudum yazınızı, üstüme alındım:) son yorumum size olsun.. size daha önce bir yorum yazmıştım, onaylamamıştınız.. sonrasında zaten o kadar uzun ve o kadar sıkıcı yazıyordunuz ki, okumaktan vazgeçtim ben de.. açıp yazıyı şöyle bi göz gezdirip kapatıyordum.. şunu söylememe izin verin lütfen: sizin "uzun" ve "sıkıcı" yazılarınızla ve "ben her şeyin sırrına erdim, galiba üstün bi insanım" havanızla keyifle kafa buldum.. bir ya da iki kere.. hepsi bu.. ima ettiğiniz gibi sizi merkeze koymadım, ve açıkçası zerre kadar kaale almadım.. şimdi ya bu yorumu yayınlamayacaksınız, ki yapmadığınız şey değil.. ya da cevap olarak bir destan döşeneceksiniz, ki bu da benim zerre umurumda olmayacak. kendinize biçtiğiniz "her bi şeyin üstü" giysiniz üstünüzden düşüyor hanımefendi aman dikkat.. sağlıcakla..

19 Temmuz 2011 12:19
Biz hammal mıyız? (Ve Editörya'nın yanıtı)

ilgnç olmasına ilginç ama sonrası çok fena.. eğer kayırma nedeniyle ya da tık almak için başka bi takım yollara başvurmak nedeniyle haksız bir liste oluşuyorsa, pek fena.. çünkü insanın kendini bu durumda salak yerine konmuş gibi hissetmesi işten bile değil.. ki, alenen de konulmuş oluyor zaten :/

18 Temmuz 2011 22:34
Bilmem anlatabildim mi?

dilimin ucuna gelip de şimdi hiç sırası değil diye söylemediğim bi iki sözüm olacak size.. çünkü şimdi tam sırası. çok iyi niyetli ve hep yapıcı eleştiren, sevgiyle insanlara yaklaşan bir kişiliğiniz var. benim şu geçen zaman içinde, yazılardan yorumlardan anladığım budur.. sabırlısınız, naziksiniz, zarifsiniz. sizi anlayıp tanıdığım kadarıyla pek bi seviyorum. üzülmenizi de hiç istemiyorum.. her ne olmuşsa, kim ne densizlik yapmışsa (zerre fikrim yok, sözünü ettiğiniz blogu okumadım muhtemelen) "eh işte size de bu yakışır" falan deyip gülün geçin.. yani kalkıp da akıl fikir verecek halim yok ama, üzülmeyin yeter ki. sevgi ve selamlarımla, iyilikler diliyorum..

14 Temmuz 2011 23:58
Diyarbakır’da 13 şehit, vebali Meclis’in boynunadır

vicdansızlar! bu iş ilk başladığında ölen askerler 1963 doğumluymuş, bugün ölenler 1991. askermiş gerillaymış ayırmadan acaba ne zaman "bunlar bizim çocuklarımız! çocuklarımız ölüyor!" diyebileceğiz? bugün insanlar "katil, çözüm istemeyenlerdir" diyordu, ben de onlardanım. çözüm yerine ölüm isteyen vicdansızdır.. söyleyecek başka ne var ki..

14 Temmuz 2011 22:59
MB sosyal ortam mıdır, yazı ortamı mıdır?

bazen ben de demek istiyorum ki: "bu yazının altına imzamı atarım!" şimdi bunu nasıl bi gönül rahatlığıyla söylüyorum anlatamam.. bu işte! budur :)

03 Temmuz 2011 23:19
Milliyet Cumartesi'yi ve Blog Sayfasını Özlüyorum

'82 doğumluların nostalji çağı gelmiş meğersem :)

03 Temmuz 2011 12:24
Bi sessiz olun, ne bu böyle çen çen çen!

nasıl bi keyif aldım okurken, anlatamam :) çekilen sıkıntıya söyleyecek sözüm yok yerden göğe her sese her notaya kadar haklısınız ama öyle güzel anlatılmış ki, bütün o sesler fonda eriyip gitmiş sanki.. bir de aklıma ömrümü yiyen montaj setlerini getirdi bu yazı.. o korkunç tekrarlar, yok altına müzik döşe yok ses kaydı yok bilmem ne.. her kafadan bir değil milyon ses çıksın ve biri bile bi şey ifade etmesin.. şimdi bende de özellikle yüksek sese karşı bi tahammülsüzlük varsa sebebi budur.. o değil de yazıyı okudum çenem düştü :) güzel bi hafta sonu diliyorum Beran hanım, sevgiyle..

24 Haziran 2011 22:35
Ey Blog Yazarı (!)

e demek ben o zaman "size ayna tutuyorum, bu ayna öyle sihirli ayna değil hatta normal bi ayna da değil.. tıpkı panayırlardaki komik aynalardan, dev aynalarından misal" derken gayet haklıymışım? hay beni beni :) selam ve sevgiyle Sabiha hanım :)

13 Haziran 2011 11:49
Blog kategorisinin kaldırılmasını öneriyorum

çünkü çok eğlenceli :)

11 Haziran 2011 14:03
Milliyet Blog okur ve yazarlarına sevgilerimle...

bunu bi yorum olarak yazmıyorum aslında. aklımdan geçenleri söylemek istiyorum sadece. neden kendinizi savunma ihtiyacı hissediyorsunuz ki? "bir karakter yaratmak" güzel bi şeydir. koskoca kitabı bile var, okumuşsunuzdur belki. tam dediğiniz gibi olabilirsiniz, 15 yaşında vs.. ya da çok alakasız biri olabilirsiniz ama canınız bi karakter yaratıp onun diliyle konuşmak istemiş olabilir. hiç dert değil, ve kimseyi de ilgilendirecek, hele hele size ağır eleştiri yöneltebilecekleri bi şey değil. burası yazarak insanların kendilerini ifade ettikleri bir yer. devlet dairesi değil, okul değil, yurt değil.. çok samimi bi itirafta bulunacam izninizle, bana böyle bir saçmalık yapılsaydı çıkıp "sana ne?" derdim. yahu burada kendini alemin akıllıları görenler bitti, şimdi de sıra kendini ruhen en bi sağlam görenler mi sahne aldı? gülün geçin burçak hanım.. ne savunması ne ispatı allah aşkına?

04 Haziran 2011 21:20
Toplam blog
: 0
Toplam yorum
: 293
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
:
Kayıt tarihi
: 25.01.11
 
 

Mimarlık ve Radyo-Tv eğitimi aldım, ikisini de uygulama olanağı buldum. Birbirlerine çok benziyorlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster