Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Çocukların aklı ne kadar çalışır?

Yazının bütününü okudum,içeriği çok derin ve güzel kaleme alınmış. Ama benim aklım hala daha o resimdeki şekerlerde. Çocukluğumuzda ne çok alırdık o şekerleri. Keşke hep çocuk kalabilseydik!

07 Nisan 2007 18:45
En büyük yatırımlarımız, sözlerimizdir...

Elbette,insanın metayı aşmış olması ve de değerlerini koruyabimesi objesinden bakarsak eğer olaya, en muhteşem hazine sözlerdir. Sılayı izliyorum akşam, Sıla acı ile can çekişirken eşi onu kollarında sımsıkı sararak şöyle fısıldıyor kulağına; Ne olursun beni sensiz bırakma! İşte dünyanın en muhteşem hazinesinden bir örnek, sevgi. Ismarlama sözlerden arınmış,rafine bir duygu ile sarıp sarmalayabilmemiz birbirimizi ve beni sensiz bırakma diyebilecek kadar GÜÇLÜ sevebilmek. Sevgi aramızdan hiç silinmesin diliyorum. Nilgün Çakıcı/BURSA

07 Nisan 2007 14:47
Radyonun içindeki küçük adamcık ve ablacıklara ulaşabilmek için...

Günümüzde cd.çalarların içinde bir yerlere sıkıştırdığımız radyolarda,çok hoş bir dizi keyfimiz vardı ailecek... Yanlış anımsamıyorsam, UĞURLUGİL AİLESİ. Bacı tiplemesi çok ilginç geliyordu bana... Nilgün çakıcı.

06 Nisan 2007 19:06
Bloglardaki yorumlar !

Ben lise yıllarımda hep bir gazeteci ya da hukukçu olmayı arzulamıştım. 1980 lerden terör hissedarı olarak maalesef,bunu başaramadım. Ama burada milliyetin şemsiyesi altında yazıyor olmak ya da okunuyor olmak bu yönden beni mutlu ediyor. En azından yazma egolarımız aç kalmıyor. Yeni kalemler,yeni beyinler,yan yana olma imkanını bulabiliyor. Yorumlarımız ile birbirimize lojistik destek verirsek tam olacak inancındayım. Lütfen üşenmeyelim ve açalım okuyalım ve tek cümle ile de olsa yazalım. Ben yeni üye olmama rağmen hukuk sitesinden kıdemli olduğum için,yorum konusunda özveriliyim. SEVGİLER. N

06 Nisan 2007 19:02
Üreyelim arkadaşlar...

Doğurganlık konusunda,ailelerin en çok yanılgıya düştüğü konu da,evliliğimi belki rayına sokar,sorunlar izole olur,mutlu mutlu yaşar gideriz fantazileridir,çoğu zaman da biz kadınlar baktık ki erkek elden gidecek hemen üç beş çocuk,kıskıvrak bağlanır pranga mekanizmaları zavallı kocanın bileklkerine, hadi çek git bakalım nereye gidebilirsein ki,kaç kaçabilirsen,,poliçelerin bende,der gibidir,çocuk sorumluluğu kozu. Bilse ki kadın,senin yapamadığını o ufacık can nasıl başaracak? Senin konuşarak dialog yolu ile çözemediklerinin üstesinden,konuşamayan derdini gözleri ve de çığlıkları ile ifade etmeye çalışan o zavallı nasıl çözebilecek? İşte istem dışı nüfus infilakının bir diğer yanı. Ne kadar çirkin,saçma sapan da olsa yurdum insanının yadsınamaz gerçeğidir bu, koz bebekler. SEVGİYLE KALIN. Nilgün çakıcı. 6 nisan 2007/15.10

06 Nisan 2007 15:19
Doğrusu Kuran'a sarılmak

Yıl 2003,Muhitimizdeki Hoca taşkın camiinde Sırmalı hoca lakaplı bir hoca gür sesi ile zarif nüanslar vererek hatim okumakta. Seslerin desibelindeki iniş çıkışlardan ve hocanın ses tonundaki ağlamaklı nidalardan başka cemaate ışık tutacak bir imge yok. Rahman suresinde cemaatten bir grup hüngür hüngür ağlamakta. Kariya suresinde ise caminin çinilerindeki nakışlara bakarak derinlere dalmaktalar. Oysaki karia suresinde cehennem anşlatılır,rahmanın ayetlerinde ise cennetül ADN müjdelenir mü'minlere. ENAM suresinde büyük ışıklar vardır, bir gün bunu hocaya anlattım. Biraz meal hocam dedim. Özellikle HUCURATI anlatınız ceameate dedim. Olmadı sözümü geçiremedim. Zamanı yokmuş zat-ı muhteremin. Bunları neden anlatıyorum,okumayan araştırmayan kör cahil bir toplumuz. En büyük yanlışları da hep bu iyi bilmemekten dolayı yapmaktayız değil mi? Gurur, kibir tutma özünde der,hatta başını yukarı kaldırarak gerinerek yürümeyi bile azamet işareti ve küfür sayar dinimiz. Nilgün Ç.

06 Nisan 2007 13:25
Bebek sesi gelen çantadan bomba çıksaydı?

Yaşamlarımızda ölümcül virajlara gelindiğinde,şarampole yuvarlanmamak için ilk yaptığımız şey çocukları kullanmak oluyor maalesef. O hiçbirşeyden habersiz bedenleri valize yerleştirerek yolun kıyılarında bir yerlere terketmek,ya da bir zamanlar hayatı paylaştığımız insandan çocuğumuzu kaçırarak sırra kadem basmak. İlkelliğin,az gelişmişliğin ve de yobazlığın en iğrenç sesidir bu girişimler. Bir zamanlar bize bizden de yakın olan biri ile aynı yastığa baş koyarak,onun bir parçasını dünyaya getirmek... Sonra da işler ters yüz olunca da o canı terketmek ya da kaçırmak ondan kopararak. Canını acıta acıta intikam almak... Her ikisi de zalimce... Kötülüklerden uzak kalmak dileğimle. Güzellikler diliyorum. - Nilgün Çakıcı/BURSA

06 Nisan 2007 12:28
Affetmek !

Bir yazı okumuştum Bursa'da bir duvara fırça darbeleri ile kıpkızıl boyalarla alel acele yazılıp sanki oradan koşar adımlarla kaçan bir el tarafından yazılmış, sanki o yazıyı bir insanın tam yolunun ortasına görsün ,görsün de okusun,okusun da hatasını algılasın!diye yazılmış olduğunu hissettim, kime ne mesaj veriyordu bilemiyorum ama ben şahsım adına alacağımı aldım o DUVAR yazısınsan... İyiliğe iyiliği her adam yapar. İyiliğe kötülüğü şer adam yapar. Kötülüğe iyiliği ER adam yapar. İşte bu yazı APTAL zannedilmek ile ABDAL olmanın ince çizgisini nasıl da dev spotlarla aydınlatıyor. Değil mi? SEVGİYLE KALIN. Nilgün Çakıcı/BURSA

06 Nisan 2007 12:12
Aşk imkansızlıktır bana göre..

Ben şuna inanıyorum Sevgili İNCİ PERİSİ, Kimliğimizi kazandığımız andan itibaren hayalimizde bir idol belirir. O hayalin bir gençkız yada yakışıklı bir erkek olarak,teni,düşünceleri,görselliği,bizimle birlikte büyür ve gelişimini sürdürür. GERÇEK YAŞAMIMIZDA hayatımızı birleştirdiğimiz kişi o hayal ile örtüştüyse, AŞKI YAKALARIZ. Ama bir süre sonra heyecanlar yerini mantığa ve de realitelere terkederek,köpükler dibe çöktüğünde,hayalimiz de o köpüklerle birlikte silinip giderse, mutsuz oluruz. İşte o an bizimle birlikte yüreğimizin derinliklerinde büyüyen o hayal yine peşimizdedir,o gerçek biz ve gerçek eşimiz üç kişilik bir yaşam içinde savrulup gideriz aynı evin ,aynı yaşamın içinde... Aşk aslında bizimle birlikte beynimizde büyüyen o hayalin ta kendisidir. Mükemmeli temsil eden,hani bu günlerde RUH İKİZİMİZ diye tanımlamaya çalıştığımız da işte o hayaldir. İşte AŞK ... SEVGİYLE KALIN. Nilgün Çakıcı/BURSA

27 Mart 2007 09:49
Toplam blog
: 238
Toplam yorum
: 966
Toplam mesaj
: 227
Ort. okunma sayısı
: 1460
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Bursa'dan bir milliyet okuru olarak, burada sizlerle olmak çok güzel. Bir ev hanımıyım, iki çocuk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster