Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Ben sana mecburum, bilemezsin...

biraz önce bir başka yazın aktif olmuştu şimdi bu. tebrikler Melda... Benim "Aşk ne işe yarar?" yazımı okumuşsun, ama görüyorumki hala Aşka inanmak istiyorsun:) Saygı duyarım... sevgiler

21 Ekim 2006 20:18
Aşık olan terkeder...

Bu soru garip mi? Aşk bir alet değilki bir işe yarasın mı diyorsunuz? Bence yanılıyorsunuz. Aşk bir işe yarar hem de tek bir işe!!! Ama onu burada yazmayacağım; merak eden bloguma girer bakar. Teşekkürler Melda, bu kitabı alıp okuyacağım.

21 Ekim 2006 19:17
Size amca diyebilir miyim abi ?!

Oysa şimdi biri 60'ında öldüyse tüh gençmiş diyorum:) Zevkle (ve biraz hüzünle) okudum, Teşekkürler Celal amca;))

21 Ekim 2006 18:40
Aşk bu, hiç değişmeyen

Sevgili Enfal, ellerine sağlık, ama ben bu aşkı kutsama olayına katılamıyorum... Aşk çok basit bir doğa kanununa hizmet eder... yerim dar olduğu için bunu açıklayamam. sana benim bloglarımda yer alan "Aşk tesadüfleri sevmez" yazımı şiddetle öneriyorum... yorumunu da merakla bekleyeceğim... saygılar.

26 Eylül 2006 13:06
Müzisyenlerin yok oluşu

Biraz zor anlaşılır bir yazı olmuş ama elerine sağlık. Benim anladığım kadarıyla "Avrupadaki alt-üst oluşlardan sonra ortaya çıkan "yeni müziği" eleştiriyorsun. yani Beethoven gibi dahilerin devrinin kapanmasına üzülüyor gibisin. Elbette müzik adına kayıp ama Beethoven ve diğer besteciler son tahlilde birer saray müzisyeniydiler. yani sararya ve çevresindeki zengin aristokratlara sesleniyorlardı. geniş yığınlar o sırada beethoven değil kendi folk müziklerini yapıyor ve dinliyorlardı. Yani bir müziğin diğerinden üstün olmasını onun sarayda icra ediliyor olması mı belirleyecek? neden kitleleşince (popüler olunca) müzik kötü olsun. bu bizim başımıza da geldi. bence Arabesk denilen müzikteki çok enstrümanlı, zengin yapı hiçbirşeyde yok ama lekelendi. (elbette benimde buna yönelik ciddi eleştirilerim var; örneğin sözlerinin sürekli acıyı ve kederciliği yansıtması) ama bu müzikalitesini değiştirmez (hepsi için söylemiyorum). elbette bugünkü müzik piyasasını reddediyorum. Ama ölçü ne olmalı??

18 Eylül 2006 17:34
Müzisyenlerin yok oluşu

Biraz zor anlaşılır bir yazı olmuş ama elerine sağlık. Benim anladığım kadarıyla "Avrupadaki alt-üst oluşlardan sonra ortaya çıkan "yeni müziği" eleştiriyorsun. yani Beethoven gibi dahilerin devrinin kapanmasına üzülüyor gibisin. Elbette müzik adına kayıp ama Beethoven ve diğer besteciler son tahlilde birer saray müzisyeniydiler. yani sararya ve çevresindeki zengin aristokratlara sesleniyorlardı. geniş yığınlar o sırada beethoven değil kendi folk müziklerini yapıyor ve dinliyorlardı. Yani bir müziğin diğerinden üstün olmasını onun sarayda icra ediliyor olması mı belirleyecek? neden kitleleşince (popüler olunca) müzik kötü olsun. bu bizim başımıza da geldi. bence Arabesk denilen müzikteki çok enstrümanlı, zengin yapı hiçbirşeyde yok ama lekelendi. (elbette benimde buna yönelik ciddi eleştirilerim var; örneğin sözlerinin sürekli acıyı ve kederciliği yansıtması) ama bu müzikalitesini değiştirmez (hepsi için söylemiyorum). elbette bugünkü müzik piyasasını reddediyorum. Ama ölçü ne olmalı??

18 Eylül 2006 17:23
Cici Amerika!

Amarika ve sanayi ülkeleri vahşi bir kapitalizm uyguladıkları dönemlerde binlerce işçi , -hemde kadın ve çocuklar dahil- kötü iş koşullarınedeniyle öldü.sonra sömürdeciliğe başladılar.artık başka halkların kanını içtiklerinden kendi insanlarını biraz rahat bıraktılar... peki bütün gelişmiş ülkeler sosyal devlet olgusunu ne zaman keşfetti. Rusyada KMÜNİZM kurulunca. Sermaye, bu ideolojinin Avrupaya -hatta Amerikaya- yayılmasını önlemek için gelirinden birazını sosyal politikalara ayırablirim dedi. kendi ülke insanına gelirden pay vermek için diğer halkların üzerine daha şiddetli çıllandılar. Bunu hala yapıyorlar. Peki şimdi komünizm tehlikesi yok diyeceksiniz. e, zaten avrupada sosyal devletten hızla uzaklaşılıyor.. Amerika ise sosyal eşitsiliği en fütursuzca uygulayan bir ülke... 15-20 milyon homeless (evsiz) var. milyonlarca fakir, işşiz ve çaresiz var. sisteme yönelik gerçekleşecek bir sosyal patlamanın önüne geçmek için bir öğle yemeği (zenciye uyuşturucu) vermiş çok mu?!!

18 Eylül 2006 14:23
Erkekler: Kariyer sahibi kadınla evlenmeyin!

Benim için ilginç olan şu oldu... bu yazıya hemen hemen hiç yorum yapılmamış, oysa ben aynı şeylei yazdığımda acayip tepki aldım... yabncı yazınca eleştiremiyorlar, sen yazarsan gerici, medeniyet düşmanı oluyorsun... bzdeki aşağılık kompleksinin bi yansıması olsa gerek. ben erkekler aslında zayıf kadın sevmez dedim.. tepki aldım.. oysa şimdi ispanyada zayıf mankenlerin podyuma çıkması yasaklandı kimse sesini çıkartamıyor. Benim "Kadın iktidara tapar" ve "erkekler neden önce kalçalara bakar" yazıları bununla ilgiliydi... paylaşmak istedim... teşekkürler

18 Eylül 2006 13:54
Elini tuttuğunda titreyecek, eriyip kaybolacak kadın nasıl bulunur?

eline sağlık, yazı güzeldi...benim "kadınlar ne iste"r yazımı okuyup bir değerlendirmeni almak isterim... saygılar

18 Eylül 2006 13:44
Dünya' da bir İlk..?? 1 beygirlik araçlar Türkiye yollarında..!

Yoksa otomobili totem yapmış biriylemi karşı karşıyayız, diye düşündüm bir an:) benim bu konuyla ilgili bir yazım var, adı "otomobil totemi" okumanı isterim! Evet ülkemizde araba sahibi olan yaya olduğu zamnları unutuyor. ben anayollarda değil ama şehir içinde sokakların ortasında yürüyen BEYGİRlerden biriyim. Çünkü benim yürüme yerime otomobillerini koymuş EŞŞEKLER var bu toplumda. Kaldırımdan yürümek imkansız... ve ben kaç EŞEĞİ arka ayaklarımla teptiğimi artık hatırlamıyorum.. saygılar sunuyorum

16 Eylül 2006 16:37
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 209
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 4411
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Kendimi bildim bileli hiç saf su içmedim... ÇAY benim abu hayat suyum... İnce belli bardakalar çabuk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster