Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Kapadokya tarihinden: Kurdonos (Hamamlı) Kilisesi Epigrafı

Tarihe olan merakınızı somut bir katkıya dönüştürdüğünüz için sizi kutlarım. Hakan KİLDOKUM

11 Eylül 2007 09:54
Yaratma cesareti

Sn Gürler Mistizmi ileri sürerken "yaratıcı sebep" e giden bir idealizmi vurgulamak istedim. Beni böyle düşünmeye yönelten ise, yazarın "bilinç dışı kavrayış" ifadesi etrafındaki yorumları oldu. Bunu orjinal kaynağına başvurarak değerlendirmek daha doğru olacaktır sanırım. Eserin tamamını okumadan da peşin yargı hatasına düşmek de istemiyorum. Diğer taraftan konunun tam da bam telini oluşturan "Mistizm yaratıcılığı doğurmaz öldürür" önermesini tartışmayı ve -ön kabul haricinde doğrulayan-bir sonuca ulaşabilmeyi çok isterim. Ancak sanat ve düşün tarihi bunun aksi örneklerinin kabullerini de taşıyor. Ayrıca eserde atıfta bulunulan Platon'un kendisi felsefede idealist bir düşünür olarak biliniyor. İşte tam da bu noktada söz konusu eserin bu niteliklere kaydığı kuşkusuna kapıldığımı ifade etmek istedim. Sevgi ve saygılarımla Hakan KİLDOKUM

05 Eylül 2007 10:40
Yaratma cesareti

Sn Gürler; Yazınızı ilgiyle okudum. Kitabın okunmayı hak ettiği kesin. Ancak alıntılardan yazarın; - diyalektik vurgusuna rağmen- platonculuğa ve mistizme ulaştığı düşüncesine kapıldım. Ne dersiniz? Hakan KİLDOKUM

04 Eylül 2007 13:57
Hayalimdeki tatil

Eski Foça'nın merkezi başlıbaşına bir arkeolojik hazine aslında. Ancak ne yazık ki görünürde değil. Hemen herşey yer altıda ve hayal gücünü zorlamayı gerektiriyor. Bununla birlikte halen kazı çalışmaları devam eden Artemis Tapınağı ve sur çevresi biraz gda olsa öze hitap ediyor. Şehrin göbeğindeki Osmanlı Mezarlığı ise tam bir gizem kaynağı. Bu anlamda sahil boyunca dizili ve kimi restorasyondan geçmiş tarihi taş evleriyle Foça'ya biraz haksızlık etmişsiniz gibi geldi bana. Sağlıcakla kalın Hakan Kildokum

03 Eylül 2007 16:28
Zor iş çocuk olmak

Sn Gürler, Bu yoruma bir de çalışan anne babalar cephesinden katkı yapmakta yarar var. Genellikle otoriter aile yapısı içinde yetişen ve bugünün anne babaları olan 60'lı ve 70'li yıllarda doğan neslin dramıdır sözünü ettiğim. Bir taraftan kendi çocukluklarının mahrumiyetini çocuklarına yaşatmamak için çalışırken diğer taraftan tüketim toplumu anlayışının hedef seçtiği çocuklarını kendilerince bu kuşatmadan en az zararla kurtarma savaşı vermektedirler. Günlük yaşamında zamanının belirli bir süresini yollarda, işe ve eve ulaşmakta tüketirken, en önemli kısmını da iş yerlerinde sınırlı gelir karşılığında işverene satan, hayallerini gerçekleştirmek için ancak fiziken ve malen zayıf düşeceği emekliliğini çare olarak görme açmazındaki bir neslin dramıdır bu. Maddi olarak elindeki tüm olanaklarını çocuklarına aktaran bu neslin emekliliği de sosyal devletin bittiği noktada başlamaktadır. Konuyu daha boyutlu ele almak isterdim ama... Selamlar Hakan Kildokum

04 Temmuz 2007 14:47
Osmanlı Devleti'nde şarap "monopolye"si...

Fehmi Bey, İlginç ve bilgilendirici yazınızı okurken, bir zamanların Sipahi marka sigarası aklıma geldi. Bunun benzer bir geçmişi olabilir mi? Hakan KİLDOKUM

03 Temmuz 2007 09:30
Fotoğraf - Hatıra biriktirme aracı

Biz yaştakilerin ortak duygularını yansıtan bu yazı için teşekkürler. İnsan yaşadıkça hafızasında geçmişin kayıtları daha fazla yer tutuyor. Bu durumda sadece fotoğraflar değil, başkaları tarafından basit bir nesne olarak görülen, bir saat, bir anahtarlık ya da bir kalem kendisine miras kalan sahibi için ise değer biçilemez olabiliyor. Aslında güç olan da yaşamakta olduğumuz zamanın da aslında geçmiş olduğunu fark ederek yaşayabilmek. Sevgiler. Hakan Kildokum

21 Haziran 2007 14:14
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1038
Kayıt tarihi
: 12.06.06
 
 

Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F mezunuyum. Yüksek Lisans diplomalarımı G.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster