Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Neden Ben?

sen 1996 yani, o zaman kadar tabiki vapura binmiştim ama tek tük. Her sabah eminönüne gidip, her akşam Kadıköy2e geri gelmece türünde değildi. Daha sonraları bu durumun 10 sene süreceğini de bilmiyordum o zamanlar. Dolayısıyla çok keyifli ve heyecanlı bir macera gibi geliyordu. İlk zamanlar vapurdan ilk inen kadın olmak gibi bir yarış başlatmıştım kendi kendime. Erkeklerin daha halat bağlanmadan atlamadaki ustalığı ile bu çömez halimle başa çıkamam diye sanırım. Daha sonra bu yarışta tecrübe kazandıkça ilk atlayan olmaya dair yeni hedefler belirledim. İlk atlayan olmak için çok öenmli şartlar vardır. Önce vapurun hangi taraftan yanaşacağını hemen anlamak gerekir, sonra halatlara ve vapurun yanaşış açısına uygun bir yerde beklemek, bu atlamaya uygun bir kıyafet giymiş olmak gibi...Sekiz-on birinciliğim, bir o kadar ikinciliğim, sayısını hatırlayamadığım kadar çok üçüncülüğüm vardır:) Güzel bir yazı olmuş, ellerine sağlık...

05 Kasım 2007 10:03
Dilenci Vapuru için son çağrı !

Çok beğendim. Çok beğendim. Çok beğendim.

19 Ekim 2007 09:34
Severim...

annem şimşekten korkar, ben sevmem yağmuru. Ben o korkmasın isterim çünkü. O korkmasın ki ben korkayım, o bana sarılsın, sakinleştirsin. Yıllar geçiyor kimse anne gibi teselli edemiyor insanı. Çok sıkıldım derdim küçükken ben, çok yolumuz kaldı mı anne? Gittiğimiz kadar daha derdi o hep bana...İyi gelirdi bu cevap bana. Şimdilerde kimsenin cevapları anneminkiler gibi iyi gelmiyor bana. Annem uzakta, sorularım ona sorulabilecek sorular değil artık...Annemi severim ben, hem de çok severim!

16 Ekim 2007 16:35
Trafikteyim, pek asabiyim!

gidin derim ben herkese. Gidin İstanbul'dan . Huzur geliyor insanın içine...trafik değil, hangi caddede daha az ışık varsa oradan gidelim diye düşüneceğiniz yerlere gidin..yollar kısalır, hayat güzelleşir...:)

03 Ekim 2007 10:26
Müthiş ikililer...

yiyeceklerden: döner - ayran, simit - peynir, (kötü örnek ama kahve-sigara), şarap-peynir, rakı-balık Giyeceklerden: lisede giyilen düz gri etek-baklava desenli bordo çorap Genel: Zeki alasya-metin akpınar bi çırpıda bunlar geldi aklıma...aklıma geldikçe yazarım. Tabi aaayrıca teşekkür ederim:)

10 Eylül 2007 17:33
Oğlum kreşe başlarken

sürecinde zaman zaman gitmek istemediğini ifade eder. Buna karşı anne baba izin verici yaklaşırlarsa, çocuk okula gitmenin alternatifi mevcut bir durum olduğunu düşünüp, uyuma direnç geliştirebilir. Anne babanın bağrına taş basmak değilsede, kararlı, ana okulunun yararlılığına inanmış ve gittikleri eğitim kurumuna son derece güvenen bir durumda olmaları gerekiyor. (özellikle eğitim kurumu dedim, çünkü çocuğun yaşı kaç olursa olsun bu şekilde hizmet veren yerlerin misyonunun bakım değil "eğitim" olması gerektiğini düşünüyorum. Yaşadığınız süreci çok iyi gözlemlemiş ve ifade etmişsiniz. her şeyin en iyisini dilerim. Sevgiler.

10 Eylül 2007 14:25
Oğlum kreşe başlarken

Her zaman okul öncesi eğitime ne kadar erken başlanırsa o kadar faydalı olacağını düşünüyorum. Çocukların anne babalarından kısa ayrılıklar yaşamaya alışmaları her yaşta zordur. Eskiden ilkokul 1. sınıfa başlayan tüm çocukların anneleri kapılarda bekler, çocuklar ağlaşırdı. Şimdilerde böyle bir süreç yaşanmıyor. Çünkü bu süreç daha erken geride bırakılıyor. Çocuğun yaşına göre değişecek olan tek şey, uyumun aldığı süre. 3 yaşlarında bir çocuk ortalama 1 ayda uyum sağlarken, 4 yaşında bir çocukta bu sürenin 1-2 hafta, 5 yaşlarında 1 hafta, 6 yaşında ise 1 kaç gün içinde sağlanmasını beklenir. Size sunulan radikal söylemler aslında "kolaycı" yaklaşımlar. Çocuğun kısa sürelerle sınıfına gitmesi, yavaş yavaş bu sürelerin uzatılması, bulunduğu ortama güven duyması, duygusal ilişki geliştirmeye çalışmasını sağlamak daha yoğun ve dikkatli çalışma gerektiren bir uygulama. Bir önemli nokta da, çocuğun gitmek istemediği durumlarda anne babanın nasıl davrandığı ile ilgili. Çünkü çocuk uyum

10 Eylül 2007 14:20
Severim (V)

çifte kavrulmuş bisküviler var, onları da çaya bandırmak suretiyle yemesi pek leziz oluyor. Komik olan ne çifte kavrulmuş pötibör bisküviyi ne de çayı aslen tek başlarına tüketememem. Tek tek sevmediğim iki şey birleşip nasıl böyle çok fazla sevdiğim bir şey oluşturabiliyorlar bilemiyorum...

10 Eylül 2007 14:01
Kesişen kümelerin kesişemeyen noktası...

1-seneler geçtikten sonra anladığım insanlar oldu. Kendime kızdım. Ben nasıl görmemişim de yanında kalmaya devam etmişim dedim yada tam tersi, nasıl görmemişim de uzağında durmuşum 2-Bostancıdan üsküdara gitmek için kadıköyden geçerek yolu uzatmak çok güzeldi. (12a > 2) 3-üsküdardan kadıköyde hasıra gitmek için binilen otobüsten bir durak erken inip koşarak otobüsle yarışan arkadaşlarım vardı.ne güzel bişey. 4-Eğer tüm söylediklerimizin uzayda bir yerlerde kaldığı doğruysa uzaya en çok kahkaha gönderdiğim yıllardı, halbuki her şey o kadar da yolunda olmuyordu çoğunlukla. 5-Derslerim süper ötesi kötü olduğu için müdür yardımcılarının en sevmediklerindendim. Bedenci saçlarımın peşindeydi. Ayşe ise eteğimin. 6-Şimdi bir okulda çalışmak bazı bazı tuhaf geliyor. Müdür yardımcısı her an eteğime saldırabilirmiş gibi. 7-Artık oralara uzaktayım, ancak ve ancak çok isteyenler gelebilecek yanıma 8-Bazen kimsenin gelmeyeceğini bilmek çok korkutuyor. 9-Ptesi sabahı hediyesine saçmalamayan yorum:)

10 Eylül 2007 09:52
Seviş benimle...

bu bloğa benimde içimden tam da ama gerçekten tam da sabiha rana'nınki gibi bir yorum yapmak gelmişti. Yannış annarsın diye sustumdu...soona dedimdiki kendime gir kız yap yorumunu, soonacııma bir baktım, bir de ne göreyim, benim yorum yapılmış benden önce...freni patlak, tekerleği hoplak kamyon gibiyim bugün. Dur deseler hobaaa geçti diiceemm...böyle gaydırı kuppak bir ruh hali. Bir psikoloğa gitmek istiyorum. Hiç tanıdığım psi psi yok. Halbuki gitsem, kurulsam bi koltuğa şööle rahet rahet, anlatsam kendimi. Desem hanıımmm hanımmm bende bööle bi kızgınlık hali oluo bazı bazı, ensemden başlıo beynimin ta tepesine kadar vuruo, allah sizi inandırsın ayak parmak uçlarım bile sızlıo. Desem şehri terketmek bi ...a yaramıo dünyayı terkedesi geliyo insanın. Sonra desem rakı vaaar, şaraappp var, içsem, uyusam, uyansam geçse. uyusak uyansak değişse herşeyler. hiç bi kıymetlim üzülmese. kıymetlilerimin kıymetlileri de üzülmese. Bunları düşünmekten içim şişmese...mese...masa..offf offff. yer bitti

07 Eylül 2007 16:59
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2397
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

2000'de psikoloji bölümünde lisansımı, 2003'de yine psikolojide yüksek lisansımı bitirdim, doktoramı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster