Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Ben de Audi istiyorum...

Çok değerli hocam, önce emekliliğiniz hayırlı olsun. Huzurlu ve mutlu bir emeklilik hayatı diliyorum. Fakat, tüm bu isteklerinize ulaşabilmek için, keşke emekli olmadan önce hükümete karşı bir muhtura yazıp internet sitenizde yayınlasaydınız. O zaman size de dilediğiniz her şeyi armağan ederlerdi. Ama, bu muhtura özde değil sözde olmalıydı. Aradan zaman geçip de size bu muhtura sorulduğunda "Vallahi sarhoşken yazdım"dı derdiniz. Bu konuda "Büyüklerimizden" ders almalıyız. Herşey dilediğinizce olsun. Elbette sizin gibi değerlerin bu ülkeye verdiği büyük hizmetlerin bedeli hiç bir şekilde ödenmez. Çetin Altan'ın bir değerlendirmesi vardı. "Bazı insanlar önemlidir bazı insanlar değerlidir." derdi. Değerli insan olmak gerek, önemlilerin önemi yatsı namazına kadar. Sevgilerimi gönderiyorum.

01 Ağustos 2010 09:48
Hatırdakiler

İlk deneme türündeki yazınız güzeldi. Ne yalan söyleyeyim, anlattıklarınızla sanki ben de anlatılan ortamın içindeymişim gibi geldi bana. Ne zor koşullar altında yaşadık ve büyüdük değil mi? İnsan, bir ömrü geçiriyor ama, bu ömrün kaç zamanlık bölümünde mutlu olabiliyor? Neyse, karamsarlığa gerek yok: "Yeter ki açık kalsın pencere". Güzel denemelerinizi her zaman merakla bekleyeceğim. Sevgi ve saygılarımla.

14 Temmuz 2010 00:28
“Aptal saptal”

Her ortamda illa bir "sap gelip saman gitmeyi" kendisine ilke edinmiş insanlar olacaktır. Onlara aldırış etmeyin diyeceğim ama, her insanın da bir sabrı var. Kendilerini dev aynasında gören cücelere gülüp geçeceksiniz. En güzeli bu. Yazmaya devam. Bundan sonra ben de sizin sadık okurlarınızdanım. (Saygı ve sevgilerimle)

13 Temmuz 2010 11:42
(MB) Arkadaş trenimdeki duraklarım ve yolcularım

Değerli dost, sizin dostluk ve arkadaşlık treninizde olmak, benim için büyük bir onurdur. Lutfedip beni de bu treninize almanızdan dolayı teşekkür ederim. Sizin yazılarını okumak, gazetenizde yer almak ve hele hele kara kalem çalışmalarınızla resimlediğiniz o güzelim blog yazılarınızı okumaktan büyük bir tat alıyorum. İyi ki Milliyet Blog var ve iyi ki sizin gibi gerçekten kaliteli, değerli yazarlar bu blogda var. Sanal bir dünyada da olsa böyle güzel dostların hayatımızın bir yerlerinde olduğunu bilmek çok hoş. Dediğiniz doğru, kırgınlıklara ve kavgalara yer vermememiz gerekiyor. Çeşitli nedenle hepimiz birgün bu blogdan gideceğiz. Ama, ardımızda hoş bir "sada" bırakarak gitmiş olmayı, imzamızın ve adımızın hep güzelliklerle anılmasını isterim. Umarım, treninizdeki yolculuğumuz uzun süren. Ben inmeyi hiç istemem. Ama, lütfen siz de indirmeyin. Herşeyin gönlünüzce gerçekleşmesini dilerim. Sevgi ve saygılarımla.

14 Haziran 2010 13:01
2010 Orhan Kemal Öykü 3. lük ödülümü almaya gidiyorum....

Ezgi Hanım, kazanmış olduğunuz Orhan Kemal 2010, üçüncülük ödülünüze inanın çok sevindim. Umuyorum bundan böyle başka yarışmalardan da çok değerli ödüller alacaksınız. Çünkü, siz buna lâyıksınız. Bu arada Murat Bardakçı gibi kendinden başka hiç kimsenin bir şey bilmediğini sanan ve blog yazarları ile dalga geçen başka kim varsa, sizin gibi değerli örnekleri görerek utanacaklarını sanmak isterim. Nitekim, Milliyet Blog yazarları içinden gerçekten çok değerli yetenekler çıkmış ve hattâ gündem yaratmışlardır. Bugün, yazarlığa Milliyet Blog'da başlayıp, değişik gazete ve dergilerde yazılar yazan dostlar olduğu gibi, birçoğu da radyo-TV programlarında konuk olmuş ve yazarlıklarından söz etmişlerdir. Sizin gibi bazı değerli dostlar da ödül alacak edebiyat eserleri üretmiş ve bazıları kitaplarını yayınlamışlardır. Bu, MB'da yazan dostların ne kadar önemli ve değerli olduklarını da ortaya koymaktadır. Sizi bir kere daha tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum. Saygılarımla.

30 Mayıs 2010 01:05
“TÜRK MALI” REYTİNG İÇİN Mİ KÖTÜ ÖRNEKLERLE DOLU?

Bu dizideki Kuzu ailesi yani Erman ve Abiye Kuzu ile çocukları mı toplumdan örnek alınarak böyle bir tipleme yaratılmıştır, yoksa bu tipleme mi topluma örnek olmaktadır? Bence, bu toplumda Kuzu ailesinden ve onların komşuları olan aileden bin beter aileler yaşamaktadır. Biri, cahil ve içlerinden geldikleri gibi davranan ve konuşan; diğeri ise iyi eğitim almış, entellektüel ama, görüş, davranış, konuşma ve hattâ eşler arasında bile konuşmalarda zorla seviyeyi koruma mücadelesi. Bana kalırsa bütün toplumlarda bu tip insanlar ve aileler vardır. Bu dizi bir komedi türüdür. Dünyanın bir çok komedi dizi ve filimlerinde olduğu gibi bazı davranış ve konuşma biçimleri abartılmış olabilir. Fakat, bir olumlu bir de olumsuz tiplemeyi izleyiciye sunan programlardan, izleyici olumsuz olan tiplemeyi kendisine örnek alıyorsa, bu o dizinin sorunu değil, örnek alan kişinin sorunudur. Kısaca, bir TV programı bile eleştirilirken her açıdan ele alınması gerekir. Sansür istemek en azından ayıptır.

29 Mayıs 2010 08:26
“TÜRK MALI” REYTİNG İÇİN Mİ KÖTÜ ÖRNEKLERLE DOLU?

Böyle programları "Sayın yetkililer" gelsin de sansürlesin düşüncesi, bizi internet gibi bir iletişim ve bilgi ağını sansürlemede, İran ve Suudi Arabistan'la aynı kategoriye yerleştirdi. "Ne ilgisi var" diye bana sormayın. Eğer, bizler sözlü ve yazılı basında kendimize ters düşen görüş ve programları beğenmeyip sansürlenmesine alkış tutar ya da sansür istersek, devir değişir, bir başkaları da bizim beğendiğimiz görüş ve programları sansürler. Bu iletişim çağında artık sansürlerle bir yere varamayız. Sevmediğiniz, beğenmediğiniz, sakıncalı bulduğunuz bir programlar varsa, cihazınızın da hem "Power" düğmesi var hem de program seçme düğmesi var. Hattâ, izlemek istemediğiniz kanalları cihazınızın hafızasından silme hakkınız da var. Bu nedenle sansür istemeyelim. Hiç kimsenin izlemediği programlar zaten kendiliğinden kaldırılır, fakat izlenmede birinci olmuş bir programı kaldırmak yayıncılık ve reklâmcılık ilkelerine aykırıdır. (En içten sevgi ve saygılarımı gönderiyorum)

29 Mayıs 2010 08:11
“TÜRK MALI” REYTİNG İÇİN Mİ KÖTÜ ÖRNEKLERLE DOLU?

Yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil. Hele, o eski sıcacık insan ilişkileri dolu dizileri nasıl unuturuz? Ancak, "Türk Malı" adlı dizi, bugün en fazla izleyiciyi ekran başına toplayan bir program. İzleyici demek reklâm demek. Reklâm demek o programın daha da şevkle çekimi demek. Bizler, işin kolayını "Sayın yetkilileri" göreve çağırmakla buluyoruz. Elbette o sayın yetkililerin de denetleyeceği programlar vardır. Ancak, bir komedi programında bildiğiniz gibi bir çok unsur gülünesi hâle getirilebilir. Buna, konuşalan dilli farklı yorumlama da dahildir. Hattâ, Levent Kırca gibi sanatçıların bile ne ulaşılmaz insanları nasıl gülünç hâle getirdiğini izliyoruz. Yine de, "Sansür gelsin bu program kaldırsın" demek bence çok sakıncalı. Daha önce sevgili Özlem'e de yazmıştım, bugün TV'lerde yüzlerce kanal var. Türk Malı gibi dizileri seyretmek zorunda değiliz. Örneğin dini kanallarda sizin arzuladığınız programlar çok. Onları izleyebilirsiniz. Aileler de çocuklarına program tercihi yapabilir.

29 Mayıs 2010 08:00
Öğretmene soruşturma açıldı ya Beyaz'a ne olacak?

Hiç kimse sesini çıkarsın istemiyoruz. Aslında hepimizin haykırmak istediğini bir kişi haykırınca kıskanıyoruz. Çocuklar, kendi psikolojilerini değil ama, hepimizin psikolojisini bozdu. Oysa o çocuklar susturulmalıydı. Onlara mı düşmüştü koskoca Türkiye'nin acıklı durumu. Bir de seviniyorsunuz öğretmene soruşturma açıldı diye. Ben olsam o öğretmene ödül verirdim böyle çocuklar yetiştirdiği için. Sesini duyuran, hakkını arayan çocuklar. Öğretmen elbette "Aferin" diyecektir. Ben olsam aynısını derdim. Korkmayın hakkını arayan insanlardan sevgili iletişimci kardeşim. Bir de iletişimci olacaksın yazık! Sen iletişim kuran insanlara şimdiden sansür uygulamak gerekir diyorsun. Yandı senin eline geçecek iletişim sektörü. Bu çocuklar gibi daha ne çocuklar kimbilir feryat ediyor ama duyan yok. Ne yapsın çocuklar, gençler gidip canlarına mı kıysınlar? Korkmayın bırakın konuşsunlar. Sayın iletişimci, yaşınız genç ama düşünceleriniz yaşlanmış. Susturun şu çocukları! Kükre aslanım.Devlet senden yana

31 Ocak 2010 14:27
Eyüp-Sütlüce, Buyrun İzleyin

Sevgili Özlem, henüz tanıştığın fotoğraf makinenle ilk görüntüler hiç de fena değil. Ancak, o makinenin gerçekten çok güzel özellikleri var. Sanıyorum sen tüm bunları otomatik ayarda çektin. Yakında manuel ayarlarda enstantane ve diyafram ayarlarını da istediğin gibi yaparsan sanatsal fotoğraflara ulaşman hiç de zor olmayacak. Çünkü sen yetenekli bir insansın. Güzele bakmasını bildiğin için güzel şeyler yaratacağından eminim. Sen bakma Ara Güler bile "Fotoğraf sanat değildir" diyor fakat sanıyorum o da "ironi" yapıyor, çünkü fotoğraf bal gibi sanattır. Çünkü, bir emek ortaya koyuyorsun. Sonra en iyi ışığı, en iyi konuyu, en iyi açıyı, en iyi enstantane ve diyafram açıklığını bulmaya çalışıyorsun. Bütün bunlar fotoğrafın bir sanat olduğunu ortaya koymaz mı? Sen zaten başarılıydın. Ama, bundan sonra daha da başarılı olacağından eminim. Yeni makineni güle güle kullanmanı temenni ediyorum. Gezdiğin yerleri bundan böyle senin objektifinden görmek güzel olacak. Herşey gönlünce olsun.

16 Ocak 2010 13:35
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2950
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster