Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Veliler karnelere nasıl hazırlıklı olmalıdır?

sayın yasemin hocam, davranış notları konusunda bence kanayan bir yaramıza parmak basmışsınız. senelerdir istanbul'dasınız, ben de adana'dan üniversite için geldiğim istanbul'da 3. senemi geçiriyorum. demek isteyeceğim şu ki, lise bitimine kadar yaşadığım yerde bu notlar verilirken ben şimdiye kadar kimsenin dikkat ettiğini görmedim. lise 2'de sınıf öğretmenim karneme "daha dikkatli bir çalışmayla..." şeklinde yazdığında eğitim konusunda örnek gösterdiğim babam "bu da yazılır mı?" dedi. ben, karnelerin o bölümünde iyi'den düşük not görmedim, ama daha ilkokulda kavga için okula adam getirenler vardı. istanbul'u daha pek bilemiyorum, ama umarım durum böyle değildir. (özel okullarında notların adil dağıtıldığını düşünmekteyim.) karnenin dersler bölümüne değinmemişsiniz. o konuda da velinin beklenti içinde olmasını beklemem, veli zaten hangi notların geleceğini biliyor olmalı. (hatta bu davranış notları için de geçerli olmalı.)

14 Temmuz 2008 16:57
Kişilik oluşumunda anne babaya düşen görevler.

çocuk, çalışma zamanını kendi isteğine göre ayarlayamıyor? peki ne oldu kendisi karar verebilen çocuklara? bence bu program ortak olarak yapılmalı. daha ilkokul çağındaki bir çocuk haftanın iki günü sevdiği bir diziyi izlemek istiyorsa buna engel koymanın gereği yok. ama bu gün sayısı beşe altıya çıkacaksa anne-baba kontrol mekanizması oalrak devreye girebilmeli. ayrıca ilk çalışma programları ortak hazırlandıktan sonra diğer çalışma programlarını hazırlamak çocuğun görevi olmalı. bir de çalışma programı mı, yoksa yapılması gerekenlerin listelenmesi mi? buna şimdilik hiç girmiyorum. :)

14 Temmuz 2008 16:08
Tutarlı anne baba nasıl olunur?

ben de tutarlı olmanın en büyük temel doğru olduğuna inanıyorum. bir de bununla beraber çocuk, sizin iyi niyetle söylediğiniz yalanı yakaladığı zaman tutarlılığın, güvenilirliğin büyük yara aldığı da ortadadır. iki noktaya daha değinmek isterim. "Tutarlı olan ebeveynin bütün emekleri zarar görür." yazarken herhalde minik bir el sürçmesi olmuş. "Tutarlı olmaya devam ederseniz. ÇOCUK SİZİN DOĞRUNUZU KABULLENİR." bunun en güzel örneği de manevi kardeşim. ne kendi anne-babası, abisi ne de anne-baba bildiği kendi anne-babam... tutalılığı ilgiyle birlikte sürdürdüğüm için beni örnek almış. haberini aldım ki kreşte adım sürekli geçiyormuş. hayatımda yaşadığım en güzel duygulardan birisidir, anlatılmaz, yaşanır. :) elinize sağlık.

14 Temmuz 2008 15:46
Abant İzzet Baysal Üniversitesinde Eğitim Yönetimi Profesörleri biraraya geldi

gülfer hanım'a katılmadan edemiyorum. neticede eğitim ve öğretim konusunda dinleyen ve anlamaya çalışan öğretmenlerle, öğretim görevlileriyle tartışmaktan hiç çekinmem. tabi tecrübelerinin de büyük getirisiyle genelde onlar haklı çıkarlar. lakin şunu da az duymadım. "evet, haklısın aslında." koca anfileri dolduran profesörlerin bile derslerine gitmeyerek ufacık şeylerden şikâyet eden öğrencilerin sayısı az değil. ama yine de içlerinde öğretmenlere eksiklerini gerçekten de anlatabilecek çok sayıda genç var. ve bunları dinlemek istemeyen çok sayıda öğretmen, öğretim görevlisi... eski bloglarınızı okumakta çok geç kaldığımın farkındayım, ama bu tip haberleri öncesinde bildirebilirseniz daha yararlı olabileceğini düşünmekteyim. belki öğrenci katılımı bir iki kişi de olsa artar, belki birisi söz verildiğinde elini kaldırır da çarpıcı bir şeyler söyler? saygılarımla,

14 Temmuz 2008 15:33
Eğitimde Yedi olması gereken kural.

kasım ayının son günlerinde matematikçiler derneğinin düzenlediği 6. matematik sempozyumuna katıldım. orada istanbul dafüşşafaka lisesinin öğretmenleri ile ayak üstü sohbet ederken şunu bir kere daha anladım. "anlayan öğrenci, eğer gerçekten bir konuyu anladıysa, aklında almasa bile bir başka öğrenciye anlatabilmeli." okulun öğretmenleri bunu temel prensip olarak belirlemişler. ne kadar da doğru, değil mi? peki kaç öğretmen buna dikkat ediyor sizce???

14 Temmuz 2008 15:25
Türk tipi,Avrupa tipi ve Afrika tipi annebabalık.

paylaşımınız için teşekkür ederim. dinlemiş olduğum bir seminerinde doğan cüceloğlu da amerikalı bir annenin ağlayan çocuğuna ilgi göstermediğinden, bunu türk annenin insafsızlıkla karşıladığından bahsetmişti. o zaman aklıma, "yaptıkları yanlış değil, ama acaba ilk seferde de bu kadar katılar mı?" sorusu gelmişti... manevi kardeşimden gözlemlediğim kadarıyla çocuk; ağladığı için kendisinin (çocuğun) dediğini yapmaya başlayan ebeveynden çok, tutarlı davranışlar göstere evebeyne ya da abi-ablaya yakın hissediyor kendini.

12 Temmuz 2008 05:18
Otoyolda bip bip!

yorumlar hep memleket özleminden gelmiş. yazı kadar onlar da ilgimi çekti açıkçası. liseyi bitirinceye kadar hayatım adana'da geçti, hatta ailem hâlâ orada yaşar. bense eğitimim iyi olsun diye 5-2 senedir istanbul'dayım. özellikle gurbetin ilk yılı çok zor oluyor. ilk tatilimde şalgamı çok sevmesem de gördüğüm her şalgamcıda bir bardak şalgam içtiğimi hatırlarım. hele ki adana'dayken ayda bir-iki defa yesem de buradayken burnumda tüten adana kebabının lezzetini hiçbir şeye değişmez oldum. daha adana kebabın vazgeçilmezi olan soğan salatasını adana'dakinin yakınından geçecek şekilde yapan yer bulamadım. bizde mangal soğansız olmaz, buradaysa varsa yoksa pilav... diyeceğim o ki, aynı dilin konuşulduğu gurbette bile sıla buram buram tüterken allah yardımcınız olsun. izniniz olursa ekim ayındaki minik maaşımla türkçe klavyenizi istediğiniz şekliyle ben hediye etmek isterim. elleriniz dert görmesin, sağlıcakla kalın.

12 Temmuz 2008 05:03
Meslek seçimi ve ipuçları.

belki de yaramı kaşıdığındandır, yazınız hoşuma gitti. pek âdetim değildir ama benim de geçen sene yazdığım bir yazı var bu konuda, "benim dilim yanık". belki ilginizi çeker. mesut bey'in yorumuna verdiğiniz cevaptaysa her neslin daha iyi geldiğini söylemişsiniz de, ben katılmıyorum. mesut bey'in dediği gibi her geçen gün "taş koyanlar"ın sayısının arttığını, öğrencilerin de etkinliklere öncülük etme isteklerinin azaldığını görmekteyim ben. zamanında liselerdeki, kolejlerdeki öğrenciler ülke çapında öncülüklerde bulunurlarken şimdi il çapında bile bir şey yapmak istemiyorlar. 3 sene önce okul çapında seçimlerle temsilciler seçilmeye başlandı (aslında eskiden beri olması gerekiyordu meb'in tüzüğüne göre), ama neye yarar. sınıf içindeki seçimi 1 oyla nasıl kaybettiğimi duymak istemezsiniz. neredeyse seçime amerika'nın bile parmağı karışacaktı. sağ olsunlar(?), amaca bağlı kalarak(?) demokrasiyi öğrettiler. her ne ise... bazen abartılı bulsam da yazılarınızı okumaya devam edeceğim.

12 Temmuz 2008 04:27
Satın alınan eğitim hizmeti ve artı, eksileri...

koskoca bir öğretim yılı boyunca okula ve kulüplere koşturmaktan bakamadığım yazılarınızın haberleri posta adresimde mevcut olduğundan teker teker bakıyorum artık. ve ilk baktığım yazınız da yine kızınızdan yola çıkarak yazılmış, ne güzel. maşallah görmeyeli epey de büyümüş. :) eğitimi de işin içine katınca bende akan sular durdu bir anda. mühendislik ve akademik kariyer hedelerimden yeniden öğretmenlik hedefine kaymaya başladığım şu günlerde (ki, işin ucundan da başladım kendimi yetiştirmeye) öğretmenlerin stratejileri daha da ilgimi çekmeye başladı. aslında derste pek de okulun stratejisini uygulamıyor çoğu öğretmen. kendi bildiği gibi, kendini yetiştirdiği gibi dersine devam ediyor. ta ki yukarıdan bir uyarı gelene kadar. mahmut hocaları da unutmamak gerekir tabi: "çocukların hayatlarıyla ilgili kararları da ben veririm." sağlıcakla kalınız.

12 Temmuz 2008 01:51
Kamondo merdivenleri

öncelikle çok uzun bir süre (sekiz - dokuz ay kadar) blog'dan uzak kaldığımdan yazılarınızı okuyamadım. ama habercime gelenlere yeni yeni göz atmaya başlıyorum. çok hoş bir yazı olmuş. birilerine bilinmeyen tarihi anlatma yoluna girmişsiniz, teşekkür ederim. istanbul'un bir yerinde göze çarpan tarihi bir merdiven görürsem aklıma geleceğinizden ve sizi de haberdâr edeceğimden emin olun. uğraşınızda başarlar dilerim.

12 Temmuz 2008 01:36
Toplam blog
: 0
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
:
Kayıt tarihi
: 15.07.07
 
 

Yazılarımı kendi yönetimimdeki kişisel bloguma taşıyorum.  Buradaki yazılarımı ise arama motoru opt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster