Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Aysegül Akbay Yarpuzlu

Ortak özellikleri inançsızlık olan 5 HIV + kadının siyasal aktivasyonunu konu alan bir senaryo çalışması üzerinde zaman geçiriyorum bu günlerde. Bitince SİNEMATEK ve dikkate değer yapım şirketleriyle paylaşmayı istiyorum. Sizin de önerilerinizi dinleyebilmeyi çok isterim. Şimdi, yavaş yavaş, eski yazılarınızı okumaya başlayacağım..Bir kaç haftaya kadar da birey-toplum-gelenek üzerine uzun bir deneme-uyarlama çalışmamı bu kez kendi bloguma koyabileceğimi sanıyorum. Cesaret verici desteğiniz için tekrar teşekkürler..İlk mesajımı sizden aldım. Ve gerçekten çok değerli..Yine yazışalım..En iyi dilek ve saygılarımla..

17 Ağustos 2012 19:23
CEVAP

Sayın Hocam neden olmasın.Ancak bir senaryonun 'filme alınması' çok karmaşık ilişkiler bütünüdür.Bir de bizde ‘telif hakları’ özellikle öykü,roman,tema,treatman,senaryo,karşılıklı konuşmalar (lirik ya da diyaloglar) bakımından yeteri kadar korunmadığından sorun daha da çetrefilleşmektedir.İlk olarak Metin Erksan Hocamdan duyduğumda 1981’de irkilmiştim.Çünkü piyasaya elimde bir konu var, bir senaryo var dediğiniz anda kimi hırsızlara yem olmamak işten bile değil.Siz istediğiniz kadar noter onaylı bir senaryo ile yola çıkınız,bir şey değişmez.Çünkü onu inceleyecek olan yargıçlar da senaryo nedir,bir eser nasıl yazılır,bir konu ya da bir sahne nasıl çalınmış olabilir konularında yeteri kadar ne eğitilmiş ne de kendileri bu konular üzerinde çalışmış olabilirler.Siz hiç bir kaç makale yazan, şiirleri dışında öyküleri,romanları,meslek anıları buluna bir yargıç ya da savcı duydunuz mu?Bu konularda avukatlar daha güçlü!Sizden öğreneceklerimiz var bence.Tekrar hoş geldiniz Hocam.Saygılarımla..

19 Ağustos 2012 02:08
Aysegül Akbay Yarpuzlu

Sayın Yılmaz, Öncelikle, yazımı okumak için değerli vaktinizi ayırdığınız ve cesaret verici 'start-up' yorumunuzu benimle paylaştığınız için yürekten teşekkürler. İtiraf etmeliyim, özgeçmişiniz heyecan verici..Ben de hemen özgeçmişimi tazeliyorum. Hacettepe Tıp sonrası 90'larda ABD'de Fen-Edebiyat Fakültesinde Futuroloji ve Bilim-Kurgu üzerine Yüksek Lisans yapmıştım. Sonraları, yoksulluk sosyolojisi ve küresel sistemde yoksul ülkeler ve Birleşmiş Milletler konusunda gelişen ilgi alanım beni silahsızlanma ve biyoterör temasından Halk Sağlığı Bölümüne sürükledi. O esnada Kamu Yönetimi alanında 2. Lisans derecemi aldım ve eski bir Kolejli'ye yakışır şekilde, Liberal siyasi örgütlenmelere katıldım. Milliyet Blog'u gerçekten düşünmeyi, tahlili ve yazılı kültürle paylaşmayı becerebilen entellektüelleri tanıma fırsatı bulabilmek için kendime yazın ortamı olarak seçtim. Ve mesajınızla yanılmadığımı kendime kanıtlamış oldum.Son 3 yıldır,cinsel ayrımcılık ve cinsel özgürlük konusuna yoğunlaştım

17 Ağustos 2012 19:16
CEVAP

Sayın Hocam ben de size ilginiz için teşekkürü bir borç bilirim.Halk Sağlığı uzmanı olup da toplum bilimden,kamu yönetiminden kopmak olmaz ki!Bütüncül yaklaşımlarınızda bu alanlardaki birikiminizi sezmiştim.Futuroloji ile bilim kurgu pek de uzak olduğum alanlar değilse de yeteri kadar uğraşamadım.Bilim kurgu tütünden bir kaç senaryo taslağım vardı.Özellikle antropoloji kökenli yönetmenlik ustam Tuncay Öztürk ile BBC drama kursundaki ilk çalışmamızda takdir toplamıştık.İlgilerinizin yoğunluğu karşısında ne diyeceğimi bilemiyorum inanın.Bu kapsamda cinsellik üzerinde yoğunlaşmamak mümkün değil bizi toplumda.Böylesine çelişkili,böylesine kendisini savunmaya düşkün bir toplum sanırım başka hiç bir yerde yoktur.M.Mead'in Sex and Temperature adlı eserinin bir bölümünü özetlemiştim saygıdeğer Hocam Doç.Dr.Bozkurt Güvenç'in bir ders ödevi için.Bir de Wilhelm Reich'ın Cinsel Devrim adlı eserini okumuştum.Belgesel çekimlerim sırasında duyduklarımla bazı araştırmalar dehşet verici boyutta bence..

19 Ağustos 2012 01:42
Canmehmet

Değerli Ömer Faruk Bey, "Stratejik ortak" sorunuza cevabımızı aşağıdaki yazımızda bulabilirsiniz. (http://blog.milliyet.com.tr/bati-ya-gore-turkiye-acil-olarak-kalkinmalidir---ya--cin--rusya---iran-ve-turkiye--oh--my-god---5-/Blog/?BlogNo=341869) Umarım açıklayıcı olacaktır. Sağlıcakla kalınız.

14 Ağustos 2012 12:05
CEVAP

Canmehmet Bey ilginiz için teşekkürler.Osmanlı'yı yarı sömürge durumundan nice iç kargaşalar ile isyanlardan sonra giriştiği sıcak savaşlar ile parçalayarak batıran Türkiye'ye neden bu kadar yakınlık gösteriyor dersiniz?İçin içinde pek çok hinlikler olduğu açık.Çünkü Türkiye olmadan ne Orta Doğu'ya ne de Orta Asya'ya egemen olmayacağını biliyor bir bütün olarak Batı.Ben de biliyorum ki o Batı TSK subay ve askerleri ile kurtardığı G.Kore'yi sanayide ve ticarette ilk ona sokarken Türkiye bugün ne yerli arabasını ne iş makinesini ne cep telefonunu ne de ileri teknolojileri gerektiren diğer araç gereçleri üretebiliyor.G.Kore'de özelleştirme yapılamadığı halde Türkiye küresel sermayenin büyük pazarlarından biri.Görülüyor ki siyaset-ticaret ve savaş üçgeni nice çıkarlar ve aba altından sopa göstermeler ile hükm-ü ferma eylemektedir.Bu amaçla kendi bendelerini de öne sürerek satrançtaki başarısını sağlıyor.M.vekili Hüseyin Aygün'ün kaçırılması da bu bağlamda düşünülmelidir.Ya sabır!

14 Ağustos 2012 13:12
Canmehmet

Değerli Ömer Faruk Bey, 25 Temmuz 2012 tarihinde yazdığınız (iki) mesaj ekrana yeni düştü. Bunlar blog ortamında ayrıca yayınlandığı için herhalde görevlerini yapmış olmaktadırlar. Değerli görüşlerinizi paylaştığınız için tekrar teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.

03 Ağustos 2012 11:41
CEVAP

Mehmet Bey bazı açıklamalarınızı yayınlamıştım o günler.Ancak size yollamış olduğum ikinci cevabım tarafınızdan onaylanmadığı için ben de konu kopmasın diye 01 ve 02 nolu açıklamalarımdan sonra 'böylece belki Saltanat da' kelimeleri ile başlayan yorumumun yayına düşmediğini görünce 25.07.2012 14:37'de 03 nolu açıklamamı yollamıştım zorunlu olarak.Oysa siz o açıklamaya ancak 26.07.2012 -15:34'de cevap yazabilmiştiniz.Sanırım yazışmalardaki bu peş peşe gelen çakışma sizi rahatsız etmiş bulunuyor.Ne ki o gün tek başına asılı duran o yorumumu yayından almak istediysem de MB alanı buna izin vermediğinden orada yama gibi durmaktadır.Ne yapılabilir bilemem.Yazışmalarımızı izleyen Editör arkadaş sanırım gereğini yerine getirecektir bu durumda.26.07.2012'de 01/02 sıra nolu olarak yazdığım açıklamamın devamını da size yollayacaktım ki benim naçizane sormuş olduğum bir tek soruya karşılık vereceğinize siz başka konulara daldığınız için vazgeçtim.Açık sorum şudur:Stratejik Ortak kim?Esen kalınız.

04 Ağustos 2012 12:39
Süleyman Akyürek

İyi günler, Acaba Milliyet blog'ta de blog editörlüğü yapıyor musunuz ?

02 Ağustos 2012 21:49
CEVAP

Süleyman Bey iyi günler.Yazılarım ya da yorumlarım için göstermiş olduğunuz ilgi için teşekkürlerimi sunarım. Öyle bir görevim yok efendim. O iş sanırım İstanbul'da bulunmayı gerektiriyor. Milliyet Blog için yazıyorum. Her şey gönlünüzce olsun kardeş.

03 Ağustos 2012 00:03
Ömer Faruk Hüsmüllü

Ömer Faruk bey merhaba. Gene ben! Sayfanızda uzunca bir süre dolaştım. Çok beğendim. Daha önce sizi fark etmediğim için doğrusu üzüldüm. Sanırım bundan sonra sık sık sayfanızı ziyaret edeceğim. Sosyoloji mezunu olduğunuzu gördüm. Ben de Sosyoloji mezunuyum.(1974 İst. Üni. Ed. Fak.) 13 sene devlette ve 20 sene de özel sektörde(dershane) çalışıp emekli oldum. Şimdi internette vakit geçiriyorum. Kendimce bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Bir de fikiryolu.net sitem var. Kültür-edebiyat üzerine yayın yapıyor. Mütevazi bir şey... Bilgilenmemi/okumamı düşündüğünüz yazılar/yazılarınız konusunda beni haberdar ederseniz çok sevinirim. Mesela sayın Turan Güven'in eserini sizin sayenizde tanımış oldum. Teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla.

18 Temmuz 2012 22:31
CEVAP

Sevgili Adaşım ilginiz için teşekkürü bir borç bilirim.Felsefe öğretmenliğinden emekli olduğunuzu okumuştum. Benim de Felsefe Mantık Sertifikam vardı:Prof.Dr. Nusret HIZIR, Prof. Dr. Necati ÖNER ile Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ'den dersler almıştım.Meslektaşız.Boş durmadığınızı anlıyorum.Emekli olduktan sonra, daha çok yazmak gerek gerektiğine inandım.Gözlemlerimizdeki güzellikleri de çarpıklıkları da yazmalıyız.Daha çok çelişkiler ile çarpıklıkları yazmalıyız ki yurttaşlarımızın canı da malı da geleceği de karartılmasın.Ne ki huysuzlar,soysuzlar ile siyasetçiler hiç boş durmuyor.Enekli olduktan sonra olan bitenleri daha iyi görmeye başlıyoruz.Önceleri boş ver Allah belalarını verir diyerek geçip gittiğim olayları artık kendimce yorumlamak çabasına giriştim.Sizde de bu çabanın var olması beni sevindirdi.Ayrıca roman ve öykü yazarak daha etkili bir yolda olduğunuzu gördüm. Allah (c.c) yardımcımız olsun kardeş.Umarım Ramazan ülkemize İslam Kardeşliğini egemen kılarak soysuzları temizler...

19 Temmuz 2012 11:53
Birsen İNAL

Merhaba Ömer Faruk Bey,sayfamı ziyaret edişiniz benim için onurdur. Bunu sayfanızı inceledikten sonra bir kez daha onayladım. Beğeniniz de onurumdur teşekkürler, sağ olunuz. Necdet Beyi tanırım, akrabalığımız yoktur. Araştıracağaım iletişim bilgilerini edinirsem size ulaştırırm. Yazılarınıza yorum yazmak istedim ama kendimi bu konuda yeterli bulamadım af ola. Sayfanız yakın takibimdedir bundan böyle. Sanalda da olsa tanışıklığınız beni mutlu Etti. Diyarbakır'dan selam ve saygılar.

19 Haziran 2012 12:08
CEVAP

Birsen Hanım size yazmış olduğum konulardan dolayı teşekkürü bir borç bilirim.Umarım Necdet Beye ulaşabileceğim bir imkan doğacaktır.Bende zengin içerikli o güzelim yazılarınız ile güzel haberlerinizi okumayı devam ettireceğim. Bu vesile ile ben de bir zamanlar köşe bucak adım adım dolaştığım bütün Diyarbakır'a ve orada tanışmış olduğum tuz ekmek yediğimiz bütün Diyarbakırlılara en içten selam ve saygılarımı sunarım. Bu bağlamda eğer hayatta iseler Merhum Celal GÜZELSES'in son senelerindeki saz arkadaşlarına da en içten muhabbetlerini sunarım.Her şey gönlünüzce olsun efendim.

21 Haziran 2012 23:16
Hanife ÇITA

MERHABALAR.. NASILSINIZ? Bu benim yazdığım bir hikaye..Hayati tehlike içinde olan bir annenin bebeğini dünyaya getirme mücadelesi...ARKADAŞIM Okuyup yorumlarsanız ve tavsiye ederseniz sevinirim teşekkürler..Mutlu bir haftasonu dileğimle... http://blog.milliyet.com.tr/kurtaj---oyku-/Blog/?BlogNo=366449

15 Haziran 2012 19:12
CEVAP

Hanife Hanım hepimizi ilgilendiren konulardaki çabalarınızı kutlarım.İlginiz için teşekkürü bir borç bilirim. Yazılarınızı arkadaşlarımla paylaşmaya çalışıyorum. Yeni öykülerinizi de bekliyorum. Her şey gönlünüzce olsun. Saygılarımla.

16 Haziran 2012 15:17
Hesaplıca

Yorumlarınıza teşekkür ediyorum. Bölgeyi ve insanlarını tanıyan biri olarak değerlendirmelerinize çok sevindim.

31 Ocak 2012 16:44
CEVAP

Ben de sizin cesur yorumlarınızı okuyunca sevindim Aziz Elâzizli! Yıllar yıllar önce Rahmetli Mustafa TEMİZEL ile de uzun uzun sohbetimiz olmuştu. GAP TV'de ilk kez Harput'u ben tanıtmıştım. Seyyid Battal Gazi'den Arap Baba'ya kadar. Bir de Şavak Aşireti'nin kitabını yazan Antropolog Muhtar KUTLU da arkadaşımdır. Öğrenciliğimde bazı arkadaşların evlerinde karşılaştığım Elazığlı kardeşlerimi de hiç unutamam; o kaytan bıyıkları ve tok konuşmaları ile. Elâzığ Musiki Cemiyeti Başkanı Necmettin SÖNMEZ Bey ile de tanışmış ve Ankara'da onların güzel bir konserini çekmiştim 1991'de olsa gerek. Elâzığ Spor ile Van Spor'un bir maçını da çekmiştik soğuk bir Ekim günü. Ayrıca Masal yazarı Suzan ÇATALOLUK da yöreden derlediği bazı masalları minyatürlerle resimlemiş ve evinde kameramıza anlatmıştı 1990'da...Beni yıllar öncesine götürdünüz. Zülküf ALTAN arkadaşım olup; Fatih KISAPARMAK da ilk drama filmimin müziğini ilk sazı ile çalarak yapmıştı 1977 sonunda... En içten sevgilerimle...

31 Ocak 2012 19:31
SELMA GÜNEŞ

Yazınızı okuyunca bu konuda paylaşımda bulunmak istedim. Selamlar. İyi komşular varsa, karşılaşmanız dileği ile hoşçakalın. http://blog.milliyet.com.tr/komsuluk-neden-mi-oluyor-- /Blog/?BlogNo=318582

12 Ocak 2012 12:00
CEVAP

Selma Hanım siz de son değişim açmazları çerçevesinde değerlerimizin nasıl darmadağın olduğunu anlatmışsınız.Bu konuda çoğunluk çok dertli de olsa siyasilerce Küçük Amerika olmak yolunda sürülenildiğini bilmiyor,diyemem!Çünkü 'komşuluk ölünce' şeffaflık da ortadan kalkacağı için kimin eli kimin cebinde belli olmayacağı için yeni zenginler çok mutlu!Bu ülkede vurgun var,paylaşım yok.Değerlerimizin ölmesi Batı'nın işine yarıyor.İşte 'bedelli askerlik' konusunda gördük:Vatan,millet,milli birlik yok.Oysa batı en küçük sorununda 'vatansever' ordusu ile 'milli silah sanayii'ne dayanarak denizleri aşıyor.Böylece petrol,ün,dış ticaret ve siyasi egemenlik alanlarını genişletiyor.Biz Batı'nın oyunlarına getiriliyoruz bu açık.Batı bir taşla iki değil beş on kuş vurmadan dönmez avından.Bizdeki siyaset ise ne yazık ki dengeler üzerine değil teslimiyet üzerine kurulmuştur.Böylece sorunlar üst üste geldiği için ne Kıbrıs ne Ermani ne Kerkük ne işsizlik ne liyakat ne de adil paylaşım var.Zarardayız

12 Ocak 2012 16:09
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 

 
 
     
     
     
    • Siyaset sosyolojisi [198]
    • Hukuk sosyolojisi [44]
    • Güncel [31]
    • Sosyoloji [27]
    • İletişim Sosyolojisi [26]