Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Ahmet YILMAZ

Bayram en güzel duyguları başkalarıyla paylaşmaktır. Bizse en güzel duyguların sadece bize ait olduğunu sanıyoruz, sadece kendimizi beğeniyoruz, tek doğru düşünen kişi olduğumuzu zannediyoruz, başkalarına burun kıvırıyoruz, “ötekiler” deyip herkesi dışlıyoruz. Bayram, karşımızdaki insanın cinsiyetini, yaşını, mesleğini, sosyal, siyasal ve ekonomik durumunu sorgulamadan, ona el uzatmaktır, uzanan eli sıkmaktır, gerekirse öpmektir. Bayram, ortak sevincimizi ve mutluluğumuzu dışa vurmaktır, güven vermektir, dost kazanmaktır, sevmektir, sevilmektir, hoş görmektir, affetmektir. Bu duygularla bayramınızı kutluyor, bu mutluluğu anlayabildiğimiz ve yaşayabildiğimiz sürece samimi bir insan ve sonuçta bu insanların oluşturduğu gerçek demokrat, çağdaş, ilerici ve yenilikçi bir toplum olabileceğimizi ifade etmek istiyorum efendim. Selâm ve saygılarımla…

09 Eylül 2010 11:00
Ahmet YILMAZ

Normal günlerimizi “bayram”a döndürme gayreti içinde olmamız gerektiği halde, biz 3-5 günlük bayramlarımızı bile ağız tadıyla kutlayamıyoruz. Her türlü imkânlara ve şartlara sahip cennet vatanımızda, sanki bilerek veya bilmeyerek hayatı kendimize zehir etmeye, cehennem ıstırabı çekmeye bayılıyoruz. İnsan olmanın meziyetiyle aklımızın mantığımızın gösterdiği aydınlık yolda, sorumluluklarının ve görevlerinin bilinciyle hareket eden şuurlu vatandaş olarak daha güzel günlerde bayramlar yaşama azmi ve heyecanıyla dolmanızı arzusuyla, bayramınızı (maalesef zamanında yetiştiremediğim içingecikmeli olarak) kutluyor, güzellikler diliyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.

01 Aralık 2009 02:40
Ahmet YILMAZ

Sevinç günlerimizdir bayramlar… Durup dururken “bugün bayram” diye sevinemeyiz. Sevindiğimiz gün, bizim için bayramdır. Hayatımızda böyle mutlu olduğumuz, heyecan duyduğumuz, sevinçten havalara uçtuğumuz günler vardır değil mi? Aynı duyguları toplum olarak yaşayabildiğimiz günlerdir işte bayramlar… Ramazan bayramınızı bu coşkuyla yaşamanız dileğiyle kutluyor, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

18 Eylül 2009 12:11
beenmaya

33 Köy 3003 Öğrenci İçin El Ele verdik. http://www.birmilyonkalem.com/?p=17439 Şimdiye kadar çeşitli kırtasiye ürünleri topladık. Aşağıdaki linke tıkladığınızda görebilirsiniz. http://www.birmilyonkalem.com/?p=18166 Hala da toplamaya devam ediyoruz. Ancak, kimse kalem kutusu almadı, pahalı! Ama el emeği, göz nurunun yerini hiç bir şey tutmaz. Belki öğrenciler için dikersiniz/diktirirsiniz ve yollarsınız. Emek ve ilginiz için teşekkürler 1MK Sitesi Kampanya Editörü Özlem Baki Ayrıntılı bilgi için birmilyonkalem@gmail.com adresine yazabilirsiniz

03 Eylül 2009 15:16
cihan keskin

Canımmmm, çok sevindim amaçlarını gerçekleştirmeye başladığın için:) Giderek içindeki İlhan'ı çıkarıyorsun ve eminim bu sana haz veriyor:) Devamını diliyor ve bekliyoruzzzz dostum:)

20 Temmuz 2009 09:45
CEVAP

sizin gibi değerli dostlarım oldukça ve ben vakit buldukça devamı gelecek inşallah:)

20 Temmuz 2009 23:13
seheryelii

selam.Ben de 2000 İktisat mezunuyum.brokerlık sertifikam var ama işe yaramadı.o alanda deneyimim yok.2006 ocak ayında SMMM Belgemi almaya hak kazandım.Sizin profilinizi okudum da ,dolu dolu geçen yıllar.Ben çok boş geçirmişim.Yanlış yönlendirme,yönlendirilmeme,benim ne istediğimi tam olarak bilmeyişim.Boşa akıp giden 9 yıl.Deloitte ile görüşmeye gittim 5 ay önce.keşke 7 yıl önce tanışsaydık sizinle dediler.Geç kalmışsınız demek istediler kibarca.İngilizce istiyorlardı gerçi,ben de o da yok.biraz da imkanlar.yükseklisans yapmak istedim.kaldıraç görevi görsün diye.boşa zaman harcama dedi kimi üstadlar.Şu an bir özel şirkette muhasebe departmanındayım.Hayalim aslında iç veya dış denetçilikti.SPK nın sınavınamı hazırlansam geç mi kaldım sizce de.sizin de fikrinizi almak istiyorum.muhasebe bürosu istediğimi sanmıyorum.denetimden yana gönlüm.

16 Temmuz 2009 23:45
CEVAP

Merhaba, Valla öncelikle herkesin söylediği birşey gibi klişe gelebilir size ama önemli olan öncelikle istediklerinizi belirlemek ve bu hedefte azimle çalışmaktır. Gönlünüz denetimden yana ise denetimde nasıl başarılı olabilirsiniz bunu düşünmek lazım. Siz ne kadar iyi olursanız olun, karşınızdaki insana bunun pazarlamasını yapamadıktan sonra bir önemi kalmıyor. Sizinle 7 sene önce tanışsaydık diyen firmaya öle birşey deseydiniz ki mesela sizi almak zorunda hissetselerdi kendillerini, sizi kabul etmemekle yanlış bir şey yaptıklarını düşündürebilmek önemliydi, olmamış ama bu olmayacak anlamına gelmiyor. Yüksek lisans önemli ama denetim işinde çok önemli değil, sizi farklı kılmaz yani. İnşallah her şey istediğiniz gibi olur.

20 Temmuz 2009 22:56
leyla ötker

İlhan bey.. fazla vaktinizi almadan sizin tercihlerinizi ve önerilerinizi bilmek isterim .. bir çalışan olarak iş ortamını da biliyorsunuz.. abisi haklı mı yoksa küçük oğlum hayal mi kuruyor??ne dersiniz?. selamlarımı ve başarı dileklerimi iletiyorum bu arada..Leyla Ötker

16 Temmuz 2009 23:35
leyla ötker

İlhan bey. Milliyet blog üyesiyim ,doğal olarak blogla ilgili haberler bana da geliyor.. Siz ilgimi çektiniz..iki yönden biri büyük oğlumun meslektaşısınız diğeri küçük oğlumla ilgili sorunlarıma bir çare ,bir açılım getirebilirmisiniz acaba.. bu düşüncelerle sizden yardım almak istedim .Benim küçük oğlum bu sene Paris Sorbonnedan (aes bölümünden ) mezun olcak inşllah eylulde. ancak bu sene ne yapacağınla ilgili olarak abisiyle çelişmekte. kendisi ingilterede işletme ya da marketing de master yapmak istiyor. bunun için de ing. cesini tescil etirmek üzere kursa devam ediyor. sonra 3. 4. sınıf okullara müracaat edip master başvurusunda buluanacak. çünkü not ort.sı açısından daha iyi okullara kabul edilememe riski var. Büyük oğlum ise ona işe girip iş tecrübesi ile şansını artırmasını öneriyor. kardeş ise bu ortamda zaten iş bulmasının zorluğundan bahsederek pek sıcak bakmıyor iş hayatına atılmayı..ve ocak ayında başlayan okullara müraccat etmeyi düşünüyor.. anne olarak iki aradayım

16 Temmuz 2009 23:31
CEVAP

Merhaba, Öncelikle 2 çocuğunu okutup bununla yetinmeyen ve bugün hala eğitiminde çok hassas davranan bir anneye saygılarımı sunuyorum. Anladığım kadarıyla küçük oğlunuz Fransa'da ve Fransızcası belli seviyeye ulaşmıştır. Ancak ingilitereye gitmek ve eğitimine orada devam etmek istiyor. Eğer oğlunuz gelecekte yurtdışında yaşamayacaksa ya da akademik kariyer yapmayacaksa Türkiye'de işe ilk başlayanlar için bir çok kurumsal kurumun yaş sınırı olan 27'yi aşmamalı, ancak ingilizce açısından kendisini yetersiz görüyorsa mutlaka 1 yıl yurtdışında kalmasında fayda var, çünkü inglizce şuanda iş dünyasının olmazsa olmazı. Yurtdışında kendisini ne kadar çok geliştirise geliştirsin başlayacağı nokta Türkiye için aynı olacak, bazı konularda çok kaliteli olsada pratikte bu ona zarar verebilir. En önemlisi ise ne yapmak istiyorsa kendisi karar versin ki gelecekte içinde uhte kalmamış olur. Saygılarımla...

20 Temmuz 2009 23:09
turan Yalçın

bloha hos geldınız sızınle aynı fakulte mesunu sıır hıkaye ve kısısel gelısım yazn bır ınsanım yazdıklarımın sıze faydalı olmasını dılerım Turan yalçın

16 Temmuz 2009 17:15
CEVAP

Merhaba Turan Bey, Fikirlerimizi paylaşmak için buradayız, inşallah birbirimize karşılıklı fayda sağlarız. saygılarımla

20 Temmuz 2009 22:59
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1310
Kayıt tarihi
: 17.06.09
 
 

İstanbul Üni. İngilizce İktisat Bölümünden mezunum. İstanbul Üni. Para, Sermaye Piyasaları ve Finans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster