Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '07

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1915
 

İzmir' in pembe tramvayları [3]

İzmir' in pembe tramvayları [3]
 

Geçen yazımızın sonunda değindiğimiz Haydar Yücel' in Mithatpaşa Sanat Okulu anılarında, bir de flama tuttuğu izci grubu vardır:

“ En kalabalık grup bizimkiydi. Mithatpaşa Caddesi inlerdi biz geçerken. ”

Tekstil Mühendisi Özdener Güleryüz’ ün zihnine o kadar çok şey kazınmıştır ki, zorlanır anlatırken:

“ Beyaz kollukları, şatafatlı şapkaları ile öğrencileri karşıdan karşıya geçiren trafik kolumuz vardı. Bugün de hâlâ sürüyor. Sonra denize sıfır bir parkımız. Eğildiğimizde balıkları görürdük. ”

O günlerde İzmir’ e eğilebilseydik, İzmir’ e önce atlı tramvayların, sonra da elektrikli tramvayların çok yakışmış olduğunu görecektik...

“ İzmir’ i Sevme Sanatı ” adlı kitabın da yazarı olan Yaşar Aksoy da, İzmir’ de tramvaya değinmiştir:

“ İzmir delikanlıları tramvaylara asılıp yol boyu sahildeki köşklerin balkonlarındaki veya cumbalarındaki kızlara caka satmanın şampiyonu imişler. Tramvay giderken atlayarak binmek veya aşağı bocalamak, bir efelik gösterisi sayılırmış.

Tabii ki, şap diye yeri öpenlere, kolunu bacağını trak diye kıranlara bol bol rastlanırmış. Hatırlıyorum. Rahmetli eniştem büyük milli futbolcu Göztepeli Emcet Sayar (kemik Emcet) bir maç sonrası tramvaydan düşüp bacağını kırmış, kırık bacakla Güzelyalı’ daki evine omuzlarda taşınmıştı.

Tramvaylar, pek de tekin değillerdi hani. Huyuna suyuna gitmesini bilmeyenler ya vatmandan azar işitir, ya da tramvayın tekmesini nazik yerlerinde hissederlerdi. ”

İzmir’ deki tramvayların 1930’larda “tevakkuf mahalleri”, yani durak yerleri Konak’tan itibaren Güzelyalı yönüne doğru şöyledir:

Hükümet Kışla Parkı, Çobanoğlu Zeki Bey Caddesi’nde Omega Saatçi önü, Bahribaba Parkı, Karataş, Salhane, Hastane, Karantine, Sadıkbey, Göztepe ve Reşadiye...

Kışla Parkı denilen yer, Konak’ta yıkılmış olan Sarı Kışla’dır...

Çobanoğlu Zeki Bey Caddesi ise, şimdiki Kütüphane Caddesi’ne denk gelmektedir. Bu cadde üstündeki Omega saatçisi, 1930’larda, şimdiki SSK bloklarının bulunduğu yerdedir...

Salhane ise Asansör’e yakın bir duraktır.

Hastane durağı, Dr. Hasan Yusuf Başkam’ın hastanesiyken, Reşadiye, Güzelyalı’nın önceki adıdır.

İşte bu duraklara uğrayan Elektrikli tramvaylarda birinci ve ikinci mevkiler vardır. Birinci mevkide Konak’tan Karantina’ya kadar gidilirse 7.5 kuruş, Güzelyalı’ya kadar gidilirse 10 kuruş ödenir. İkinci mevki için aynı koşullarda 5 ve 7.5 kuruş ödenir...

Konak-Alsancak hattında çalışan atlı tramvaylarda ise tek mevki vardır. Tramvaya binen herkes 6 kuruş öder. Durak noktaları ise şu sıraya göre isimlenir:

Konak, Dolma, Gümrük, Saman İskelesi, Pasaport, Güzeyler, Alsancak Vapur İskelesi, Alsancak Gar meydanı...

Karşıyaka tramvayları ise, iskele önünden üç yöne doğru gitmektedir...

Soğukkuyu’ya giden tramvay, Kemalpaşa Caddesi’nden gidip gelmektedir o zamanlar. Tren İstasyonu durağından sonra Osmanpaşa Camii ve Soğukkuyu durakları vardır.

Alaybey’e giden atlı tramvay, bir süre sahilden gidip sonra şimdiki Anıt’ın oradan denize paralel uzanan İkinci Kordon sokağına sapar ve Alaybey’e (Tersaneye) uzanır...

Deniz Bostanlısı ya da Papaz denilen yöne sahilden giden atlı tramvaylar, Penetti Köşkü, İplikçizade Köşkü, Reşadiye girişi, Osmanzade gibi duraklara uğrayarak son durağa ulaşır.

Yaşar Aksoy’dan dinleyelim:

“Şimdi bütün bu bilgiler hayal gibi geliyor. Evet İstanbul tramvaylarından o kadar çok söz ediliyor ki, sanki İzmir’in bir zamanlar ‘pembe tramvayları’ yokmuş sanmakta. Oysa ‘pembe hayaller’ gibi İzmir’in sahillerinde, caddelerinde çalımla dolanan nazlı ve çapkın tramvaylarımız vardı. Ben, bu İzmir çapkınına ‘pembe tramvay’ ismini takmışımdır.

Ne yazık ki, şimdilerde aklımız yeni yeni başımıza geliyor. Kentin tarihi caddelerinde sabah akşam yolcu taşıyan, talebeleri, yaşlıları, akşamcıları bağrına basan ‘tarih yadigarı tramvayların’, tıpkı İstanbul’daki gibi, bir anda, bir gece içinde raylarının acele ile sökülüp depolara, ahırlara tıkılışlarını hayretle karşılıyoruz. O günleri eskiler hüzünlü yorumlarla anlatıyorlar.

Tramvaylar neleri anımsatıyor?... Her şeyden önce kentin bozulmamış ‘eski körpe ruhunu’ yansıtıyor.

Arkadaşlıkları, komşulukları, hemşehrilikleri, sahildeki yalıları, sakız evleri, bahçeli köşkleri, yaseminleri, akşam sefalarını, fesleğenleri, türküleri, şarkıları, udlu ve kemanlı musikişinas toplantılarını, fayton sefalarını ve tertemiz bir körfez ile yemyeşil mesire yerlerinin, belki de belleklerde kalan ‘en keskin’ simgesi tramvay...

Tramvay deyince tüm bu ‘hayaller’, bir anda canlanıp ipliğe dizili tesbih taneleri gibi gelip ‘pembe tramvayın’ koltuklarına kuruluyorlar. Ve sonra candan, esprili, insan sever ‘vatman amcaların’ babacan yüzleri canlanıyor belleklerde. Vatman portreleri, tramvayların dümenine geçiyor ve kentin bitkin cadde ve sokaklarına doğru ağır ağır hareket ediyorlar. Bir görseniz, o bitkin İzmir sokaklarının nasıl da sevinç içinde kıpır kıpır oluşunu.

Ah bir görseniz! Hiç… Eski sevgili unutulur mu?”

Peki ya hiç eski İzmir ve tramvaylar unutulur mu?!...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 380
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2553
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster