Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '10

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
524
 

Adalet yolculuğumuzda devlet zor durumda. Çünkü AİHM var artık.

Adalet yolculuğumuzda devlet zor durumda. Çünkü AİHM var artık.
 

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ(AİHM) simgesi


ADALET kavramı en sorunlu kavramlardan biri olsa gerek. Tutarlı bir tanımını da bulamadım. Tutarlı bir ugulamasını da görmedim bu yaşıma kadar. Herkes şikâyetçi adalet'ten! Gözlemlerime ve duyumlarıma göre ''ADALET mağduru'' onbinlerce değil yüzbinlerce yurttaşımızın var olduğunu öne sürebilirim. Kısaca: Adalet yerini bulmuyor, bu ülkede.

Mağara, yol kesme, orman kanunlarından sonra ortaya çıkan Hammurabi Kanunları ile Solon Kanunları da insanlığa pek birşeyler veremediği için, insanlık her yerde ADALET arıyor. Emek sömürüsü yanında paylaşımdaki adaletsizlik günden güne yaygınlaşıyor. ''Şeriat'ın Kestiği parmak acımaz'' hükmünün ise ne kadar bulandırıldığı ortada.

Zembilli Ali Efendi ile Ebussud Efendi artık çok eskilerde kaldı. Onlar ne geri gelebilirler ne de onların boşluğunu doldurabilecek bir kaç yiğit gelebilir bu ülkeye artık. Bilindiği gibi geriye kala kala içi bir türlü doldurulamayan: Adalet mülkün temelidir, sözü kaldı. Buradaki ''adalet'' de ne yazık ki ya Devlet'in ya da zenginin haklılığını sağlıyor, anlamında çok yaygın bir düşünce doğurmuş bulunuyor. Biliyoruz ki ''geciken adalet'' o beklemekte olduğumuz İLÂHÎ ADALET değil. Bu gidişle sonsuza kadar beklenileceği çok açık!

Adalet'in tesisi için gerekli olan soruşturma, kovuşturma ile hak arama konularındaki her iş paraya ve çevreye dayalı kılınmış olduğu (!) için; sade vatandaşın Hak Arama yolculuğu ya kursağında kalmakta ya da ''itle köpekle boğuşarak'', karşı tarafı tuttuğundan kuşkumuz olmayan ''adaletin pençesine'' düşmektedir. ''Bir (kaç) çiçek ile bahar gelmez'' denildiğini de bildiğimizden, kimi örnekler de yürekleri soğutmamaktadır. Bu yüzden İç Hukuk adı verilen Türkiye İçi Hukuku ne yazık ki toplumun beklentileri ile değer yargılarından olduğu kadar, ortadaki örnekleri bakımından da pek iç açıcı değildir. Yine de kapıldık gidiyoruz ADALET'in peşine : Hiç yoktan iyidir, diyerek.

Oysa her ne hikmet ise içinde bizden de kimi yargıçların görev almakta olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bizdeki anlı şanlı İç Hukuk'a rağmen çok çarpıcı kararlar verebilmektedir. Bu da uygulanagelen nice yanlışların Kanun Koyucu için çok utanç verici olduğu anlamına gelse de mer'i kanunlar, değiştirilmiyor.Verilen kimi kararlara göre anlaşılıyor ki Devlet görevlileri, her türlü işi de belgeyi de kendilerini korumak adına düzenliyorlar. Yer yer de eğitimsizlik yüzünden yaşanan nice savrukluklar yüzünden en olmadık biçimde can ve mal kayıpları almış başını gidiyor. Dayanılan kaynak ise içinde bin bir zorluklar ile çelişkiler barındıran nice kanunlar ile tüzüklerdir, bence. Uygulamada ise doğruluk, dürüstlük, vicdan, merhamet gibi kavramlar unutulmuş.

Kuruluş kanunu bile ancak 1984'te çıkartılabilen Adalet Bakanlığı da ''ismi ile müsemma'' olmadığı için ''adalet dağıtmak'' yerine, Türkiye çapında noterlik, avukatlık ve adli sicil tutulması gibi bürokratik işler ile kimi atamalar yanında Adalet Sarayları ve tutukevleri türünden bazı bina ihaleleri ile uğraşmaktadır, kısaca. Bize ''adalet dağıtmak mevkiinde bulunan savcılar ile yargıçlar'' da bilindiği gibi Adalet Bakanlığı'nın atama işlemlerinden sonra, göreve başlayan ve başvurularımızı kimi kara kaplı kitaplara göre inceleyerek karar veren kişilerdir.

''Sen (eğer ömrün yeter ise) İç hukuk yollarını tüket önce. Sonra da nereden bir başka karar getirirsen getir, '' deniliyor hepimize. Çünkü bir yönü ile Devlet demek olan ADALET değişmemekte direniyor. Onun bu direnişi işleri zorlaştırmak bir yana, her işin başı ''paradır'' diyerek, hak aramak konusunda yola çıkmak zorunda kalan yurttaşlarımız için ''adaleti tevzi edebilmek'' anlamında ne yazık ki gerektiği gibi kadar kolaylıklar sunulmuyor. Kaldı ki tapu kadastro konuları ile bazı bakanlıkların da benzeri güçlük çıkartmak gibi direnişleri çıkıyor karşımıza. Biz de usul usul değişsek bile atı alanlar değil Üsküdar'ı geçmek Balkanları da geçerek İsviçre Bankaları'nda alıveriyorlar (mış!) soluğu.

Biliniyor ki nice hak yeme ve sömürü çarkı var bizde. Çünkü ''kanunlardaki boşluklar'' ile ''ince ayarlar'' çerçevesinde dönüyor düzen. Anlaşılan kanunlar da kimi fason mallar gibi kaliteli çıkmıyor (muş), ne yazık ki! Belki de bile bile tavşan kaç, tazı tut, demek istiyor Devlet kimilerine iş kapısı açılsın diye! Bu yüzden içinde nice sorunları taşıyan Adalet Yolculuklarımız; kanunların boşluklarından yararlanmasını bilenlerin direnmeleri durumunda onalrın çıkarına hizmet edildiğini görerek, hüsrana kapılmamıza yol açmaktadır.

Oysa AİHM kılı kırk yararak ve bin dereden su getirterek çoğu Avrupalı Devletler ile T.C. Devleti'ne de kök söktürmekte; kısaca kimi düşüncelerimiz yanında terör dahil canlarımız ile mallarımızın da güvencesi olmaktadır. AİHM Kararları'nı okuduğumda, peşinde koşmaktan yorulamamız gereken ADALET'in zaman zaman da olsa tecelli etmekte olduğuna inanmaya başlıyorum. Çünkü anlıyorum ki AİHM Yargıçları, kabaca daha çok maddi delillere ağırlık veren Roma Hukuku'nun peşinde geliştirmeye başladıkları yeni yeni yaklaşımlar ile çoğu zaman yüreklere su serpebiliyorlar.

Özellikle kendinden menkul Kanun Koyucu'nun günden güne kendince biçimlendirmeye çalıştığı Devlet'in ''kanun'' adı altında dayatmakta olduğu nice yazılı buyruklarının, gerçekte içinde nice hukuksuzluklar ve hatta zorbalıklar taşımakta olduğunu öğreniyoruz bazan.

Unutmayalım ki ülkemizde ADALET ''kara kaplı kitaplar'' ile Yargıçlar Heyeti'nin kafa kafaya vererek ulaşacakları kararlar yerine, ne yazık ki kimilerine göre ''Vicdan ile Cüzdan arasındaki uzlaşmaya göre'' (!) çözülegelmektedir! İşte bu çerçevede Düşünce Özgürlüğü yanında ''mal canın yongasıdır'' sözümüze de bağlı olarak AİHM'nin atalarımızdan kalan nice tarlalarımızı: Orman alanları açmak bahanesi ile elimizden alan Devlet'in yine haksızlık etmekte olduğunu öğrendim az önce.

Kısaca: Tapu belgelerinin ormanlık alan içerisinde kaldığı gerekçesi ile iptal edilmesi, bizdeki meş'um astığı astık, kestiği kestik İç Hukuk'a rağmen AİHM kararlarına göre aykırı imiş!

Benden duyurması!

Bu ve benzeri sorunlarınız için, aşağıdaki alanı tıklayınız.

http://www.aihm.info/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkemizde hukuk, " karar vericinin yani hakimin cüzdanı ile vicdanı arasında kaldığı ayrıca davalı-davacıdan hangisinin cüzdanı bonkörce saçtığına göre neticelenen absürt bir durumdan " öteye değildir. Zamanında haksızlığa uğradığımız bir durum sebebiyle verilen kararı, talep edilen afaki bir meblağı ilgili yerlere saçamadığımız için aleyhimize karar kesinleşti, haksız durumumuz bir kere daha haksız olarak tescil edilmiş oldu. Yaşantımızdaki olayları uç boyutlara taşımadan, hukuka bulaşmadan, ince bir çizgide dengelemeye gayret etmekten başka yapılacak herhangi bir şey yok, selamlarımla...

Yurdagül Alkan 
 30.06.2010 13:40
Cevap :
İşte bizdeki Hukuk Guguk bu! Nice acıklı olay var yaşanmş olan. Tarafgir olarak hazırlandıklarını düşündüğün kanunların uygulayıcıları olmaları bakımından az da olsa vicdanlarının sesine teslim olmaları gereken savcılara da yargıçlara da güvenim kalmadı giderek. ALLAH (C.C.) düşürmesin ellerine. ADLET'leriiii kendilerinin olsun. Ülkemizdeki her türlü olumsuzluğun; trafikten teröre, ders kurs parasından işsizliğe hepsinin kaynağı HUKUK bence...Katkınız için teşekkürü bir borç bilirim GÜL Hanım. var olunuz efendim.  30.06.2010 17:21
 

Sizin bu yazınızdan hareketle HUKUKSUZ KANUNLAR blogunu yazdım, ilginize...

Kadri KANPAK 
 29.06.2010 10:03
Cevap :
Kadri Bey karşılıklı etkileşim bu olsa gerek. Sorunlar hepimizin bu açık. Özellikle HUKUK olmadan yaşamak ne mümkün. Bir de ''avukutlara bağlı'', 'zenginden ve güçlüden yana'' var olduğunu gördüğümüz HUKUK değişmeli artık. TEK DEVRİM konumuz var bence: O da HUKUK!  29.06.2010 12:35
 

Özelikle hak ve hukukun tarafsızlık olması gerektiğini kanununda tek yanlı dayatma olduğunu vurgulayan cümlenizi çok sevdim. Ve özellikle kanunla düzenlenmiş olan verginin baştan aşağıya haksızlık olduğunu vurgulamak istedim. Emek vererek hazırladığınız öğreten yazılarınıziçin teşekkür ediyorum..

Kadri KANPAK 
 27.06.2010 10:11
Cevap :
Kadri Bey siz de bu konularda çok yazdınız.Ben de sizden çok şey öğrendim,inanın.Maliye Bakanlığı ne yazık ki ''hak hukuk ve tarafsızlık''yanında''vergilemelerde ve geicikmelerdeki Unakıtan'ın katlanarak arttırılan''gecikme faizleri''dayatması olacak gibi değildir.ADALETadlı ''deve''de''hasbel kader'' binbir kurnazlık ile çıkartılmış olan ''yazılı kaynaklara dayanmak zorunda'' olduğundan, ilk hukuk derslerinde öğrendiğimiz:Kanunu bilmemek,suçu da cezayı da hafifletmez dayatmasını,her alanda uygulamak gibi bir ''aymazlık'' içine düşmüştür.Malavecana karşı bu hüküm doğrudur;kişi aklını da kullanarak, kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapmamalıdır, kısaca.Vergi bildirimlerindeki gecikmeler çerçevesinde, muhasebecileri de içine katmayan; kazanca göre orantısızvefaiz ağırlıklı ''gecikme cezaları'' küçük işletmeleri yıkmaktadır.ADALET de buna göre hüküm veriyorsa ne olacak bu sorunlar?Kısaca bir türlü kavuşamadığımız sevgili ''hak hukuk,tarafsızlık,adil ve dengeli vergiler''yanınd  28.06.2010 1:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 987
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster