Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '18

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
73
 

Adsız Savaş

Adsız Savaş
 

Eski yazıların zaman zaman güncellenmesi,...önemli!


Dil, canlıdır!

Tıpkı diğer canlılar gibi doğuyor, yaşıyor ve ölüyor. Örneğin; "National Geographic dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre her 14 günde dünya üzerinde konuşulan bir dil yok oluyor"muş. Farklı yanları da var diğer canlıların hayatından. Yaşama süresi belli değil, diğer dillerle karışıyor, yazma dili-konuşuma dili diye ayrılıyor vb.

Her ne kadar "Türkçe, konuşulduğu gibi yazılan bir dildir" denilse de bunun istisnaları o kadar çok ki "yazım/imlâ kuralları" diye kurallar dizisi oluşmuş. Bunlara "dilin kemiği" de diyebiliriz belki. Hani "yoktur" deniliyor ya… ;)

Gerçi, her dilin, kendine göre bir grameri var. Olmak zorunda! Çünkü, konuşma dili yazıya geçince ister istemez değişiyor. Söyleyenin kafasından geçenlerin/demek istediklerinin doğru anlaşılabilmesi için; kısacası yazılı iletişimin sağlıklı yapılabilmesi için gramer/dil bilgisi şart!

Ancak; dil bilgisinin de kuralları değişiyor zaman içerisinde. Başka ulusların dilleriyle etkileşim, teknolojinin gelişmesi vb. zaman içerisinde ve hatta farkına bile varmadan değiştiriyor/geliştiriyor kuralları!

Yazı dilinin daha çok kişi tarafından kolaylıkla okunabilir ve anlaşılabilir olması gerekli. Bunun da istisnaları yok değil. Söyleyen/yazan kişi, dediklerinin çok kişi tarafından anlaşılmasını istemez ya da başka bir nedenden -deyim yerindeyse- bulmaca gibi yazılar yazar. O, onun keyfine kalmış. Zaten bambaşka bir konu. Bu yazının ilgi alanının dışında…

Bir de "hayvanlar koklaşa koklaşa; insanlar, konuşa konuşa anlaşır," denmiş. Başka dillerde de var mıdır bilmiyorum ama bunu söyleyen arkadaşın yazışma dilinden haberi yokmuş, galiba.

***

Eski yazıların zaman zaman güncellenmesi, yeni kuşağın rahatlıkla anlayabileceği biçime sokulması işlemi gerekmekten öte çok çok da önemli! Hani en başta "dil, canlıdır" demiştim ya… İşte dilin hayatını sağlıklı bir biçimde sürdürebilmesi buna da bağlı görünüyor.  

Ham maddesi selüloz olan basılı medyada (kitap, gazete vb.) bu işlem zor hatta olanaksız. Kitabı güncellemek, sonradan fark edilen hataları düzeltmek için yeni baskısını yapmak tek çözüm yolu ve bu da hem zaman alıyor, hem de pahalıya mal oluyor. Oysa, sürekli gelişen bilgisayar ve internet teknolojileri bu tür işlemleri kolaylaştırıyor, ucuzlatıyor ve daha çok kişinin üstesinden gelebileceği duruma getiriyor. E-kitapları okurken güncellemek, hata ve hatacıkları düzeltmek bu işlemin bir parçası.

Yazılı nesneler ile söz, müzik ve görsel sunumlar + bilgisayar oyunları arasında adı konulmamış bir savaş var. Oysa iki grubun da beslendikleri kaynaklar ve ulaşacakları kitle üç aşağı beş yukarı aynı. Ve de işin ilginç yanı biri olmazsa diğeri de olmaz! O halde neyin savaşı bu, paylaşamadıkları şey nedir? Bu savaştan yazılı nesnelerin sağ salim çıkabilmesinin -galip gelmesinin demiyorum- ancak sözünü ettiğim güncelleme olayının ciddi anlamda ele alınmasıyla olanaklı olabileceği görünüyor buradan.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 506
Kayıt tarihi
: 01.01.11
 
 

Milliyet Bloga taşınmam kolay olmadı.. Varlığını aşağı yukarı başlangıcından beri bildiğim bu dev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster