Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
861
 

Aldatmaya farklı bakışlar

Emme basma tulumba gibi yerleşik düzenin koruyucusu olan şablon bakışları, düzen koruyucu sahte bilgileri ve ezberlenmiş düşünme yöntemleri ile aldatılmanın ne kötü bir şey olduğunu tekrarlayacak değiliz. 

Aldatılan kadın ve erkeklerin tepkilerine hep şaşırmışımdır. Bana nedense garip ve aşırı gelir. 

Oysa oldukça doğal bir durumdur. 

Olaya farklı açılardan bakılabilir. 

Birisi mesela kişinin kendisini kendi doğasına karşı aldatmasını ne yapacağız? Yani evlilik tam da kişinin kendi doğasına karşı kendini aldatması değil midir? 

İnsan doğal olarak birden fazla kadına ve erkeğe ilgi duyuyor. Aldatmayan insanlar ilgi duymayan değil, ilgisini dizginleyen insanlardır. (Şimdilik dizginleyen diyelim, yoksa altında kimbilir neler yatıyordur.) 

O halde neden bir insan kendi doğasına karşı çıkarak kendisini aldatıyor ve neden bu aldatmayı kimse dikkate almıyor da, şu anki anlamıyla aldatmaya karşı aşırı tepki verilmesi gerektiği düşünülüyor? 

Eşine karşı seni aldatmayacağım diye söz verdiği için mi? İyi de bu sözün mantığı nedir ki? Niye bir kişi sonsuza kadar böyle bir söz versin? (Sonsuz derken, hayatı ya da evliliği boyunca.) 

İnsanın geleceğine ipotek koyması normal de, gerçek bir arzusunu yaşaması mı anormal? 

Peki mesela kişi güya namuslu kalarak, sevmediği bir adamla ya da kadınla beraber olmayı sürdürünce, ahlaklı kadın ya da erkek mi oluyor? 

Böyle süren bir evlilikte, bedenine tecavüz ettirmesi, ya da tamamiyle şişme bebek haline gelmek ahlaklılık mı oluyor? Ki bu kişi dışardan ahlaklı kadın ve erkek oluyor, çünkü kimseyle aldatmıyor. Peki bu aldatmayıştan çıkan ahlaklılık tecavüz olarak sayılabilecek ilişkiye varan ahlaksızlıktan daha mı yüce? Neden? 

Hadi diyelim kadın ya da erkek, eşini aldatmıyor, ama bedenine de tecavüz ettirmiyor, peki bu kişi gerçekten de kimseyi aldatmamanın ahlaklılığını mı yaşıyor? Yoksa yaşamadığı bir ilişkiyi yaşıyor gibi göstererek, yakın çevresini ve ailesini mi aldatıyor? Bu niye gidip bedenini, ruhunu, arzusunu istediği biriyle yaşamaktan daha az kötü ahlaksızlık olsun? 

Bana kalırsa, bütün bu ahlaksızlıklara yaşamaktan ve evlilik kurumunun insanı soktuğu ahlaksızlıklara itaat etmektense, salt bir yalan söyleme ahlaksızlığına düşerek kendini yaşamak, geleceğini ipotekten kurtarmak, evlilik denilen baskı aracının boyunduruğundan çıkıp ilişki denen şeyin daha insani kollarına kendini bırakmak çok daha yeğdir. 

Eğer evlilik değil de ilişki yaşıyorsan, ilişkide olduğun kişi başka biriyle olmuşsa, aldatmışsa demiyorum, o kişiye ne kızma ne sövme, ne abartılı, kendinizi yücelten, aldatıldım demenize ve haklılığınıza inançtan çıkan hüngürdemelerine gerek olacaktır. 

Eşiniz başkasıyla birlikte olmuşsa aldatılmış olmazsınız, belki de sizinle birlikteliğinizden kaynaklanan kendinini aldatıştan bir özgürleşmedir bu. Neden aldatma olsun? Siz tercih edilmiyorsunuz da demektir, neden aldatılmış olasınız? 

E imza attı o ne olacak? Evlilik cinselliği düzene sokan ve insanı özgürlüğünden alakoyan bir canavardır zaten, ona boyun eğmek insanın kendini aldatmasıdır. Doğrudur sosyalleşmenin ve toplumsallaşmanın aracıdır, ama insanlığını bu düzeyden alan da zaten pek matah değildir. 

E söz verdi o ne olacak? Geleceğe söz verilmez. O an yaşanır. Nasıl yaşanıyorsa öyle devam eder, ya senle, ya sensiz. 

Beni aldattı zırıldanışlarının kökeni, varlığını cinselliğinden alan, varlığını kağıttaki imzaya bağlayan, kişiye değil de, ilişki ya da evliliğe bağlayan insan psikolojisine dayanıyor. Bu nedenle, birlikte olduğu kadın ve erkeğin başkasıyla yatmasını bu yapının bir bozuluşu olarak bir ego meselesi haline getiriyor, zaten toplum da ona bunu öğretmiş, aldatılmış olmayı karşı tarafı suçlama haline getiriyor, oysa mesele basitçe kişinin özgür iradesidir. Ya sizi tamamiyle tercih etmekten vazgeçmiştir ya da kısmen. İlk durumda geride kalan sizsinizdir. İkinci durumda geride kalan o olacaktır. Belki. 

Aldatmak verili koşullarda bir tanımlamadır. İçinde aldatma olmayan ama aldatmanın daniskası olan ne aldatış ve aldanışlar içerebilir. 

Şu an bir düzen içindeyiz ve yaygın anlamında kullanılan aldatma bu düzenin ya da oyunun bir parçasıdır, ama pek çok başka şeyi gizleyen, saklayan, üzerini örten bir oyundur bu. 

 

 

 

sitara, sariyerli1 bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ufuk Kesici arkadaşımız da benzer bir yazı yazmıştı ve yorumlamıştım. O yorumda Emre Yılmaz'ın Şeytanın Fısıldadıkları kitabından birkaç cümle aktarmıştım. Aynısını aktaracağım size de; Erkeğin o..pusuna çapkın, kadının çapkınına o..pu denen bir toplumda yaşıyoruz...Sadakat ihanettir! Nasıl mı? Canım çeker ama, yapamam. Yani? Sana sadık kalırken kendime ihanet ederim. Yani? Yani, sadakat ihanettir!... Kötülük iyilikten her zaman daha dürüsttür, kimse mahsuscuktan kötülük yapmaz. İşte bu yüzden bütün günahlarımız masumdur...Üslubunuz ve yazınızın içeriği Emre Yılmaz'ın sözlerini destekler nitelikte. Evlilik kurumunun gün gelip tariha karışacağına inananlardanım ben de. Sevgi ve dostlukla...

Tülin Aksoy 
 22.04.2011 11:17
Cevap :
Toplumda birey olarak üzerimize çöken ve pek çok yük vardır. Evlilik genelde kutsanır, ama hiç masum değildir. Kadın erkek ilişkisi doğal bir şey ama evlilik onun suni ya da ekinsel bir şeklidir. her türlü toplumsal kuruma karşı birey bağımsızlığımızı korumak için yaşadığımız şeyleri sorgulamak gerekir. Sadakat bireyler arasında elbette önemlidir. Benim eleştirim daha çok kurumsallığa. Kurumsallığın gizlediği aldanışlara idi. Yoksa, yalan söylememek, arkasından dolap çevirmemek, seksüel arzuları gidermekten çok daha erdemlidir. İnsan işte bu iki şey arasında sıkışır, birey olmak ile toplumsal olmak. Kurumları eleştirerek bu alanı biraz açmak da fayda var. Kötülük iyilikten daha dürüst olamaz çünkü dürüstlük kavramı buna izin vermez. Ama şöyle denebilir, kötülük iyilikten daha gerçektir, çünkü kötülüğün sahtekarlığı olmayabilir ama iyiliğin olabilir. Ki bu ifade de sorunlu, iyiliği yalakalık ile karıştırmamak lazım. Aç birinin karnını doyuruyorsa biri, bu en az kötülük kadar gerçektir.  22.04.2011 12:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 968
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster