Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
370
 

Alemsin Türkiyem

Alemsin Türkiyem
 

Âlemsin Türkiye’m

Televizyonu açtığımda bir kanalda MKE tarafından yapılan bir muharebe silahının tanıtımı yapılıyor. Silahın teknik özellikleri, kullanılan mühimmatın yok edici gücü derken bir sürü teknik askeri bilgi. İnsanın hoşuna gidiyor elbet iki büyük kurtuluş savaşı yaşamış küllerinden yeniden doğan bir ülkenin vatandaşı olarak.

Lakin bu anlatılanlar hani bir milli savunma sanayi fuarının stantlarında sergilenip ihtiyacı olan ilgili devlet veya kurumlara tanıtımı yapılsa anlaşılır. Derken sıcak yaz mevsiminin arada bir esip sevindiren rüzgârından faydalanmak için açılan pencereden oldukça yoğun korna sesleri ile gürültü yapan düğün konvoyunun curcunası içinde geçen araçlar.

Öyle ya dünyada tek evlenen kendileri cümle âleme korna basarak ilanen tebliğ ediliyor. Herkese davetiye bastırıp gönderemedi ya diğer insanları da böyle haberdar ediyorlar muhteremler.

Peşinden arabaların camlarından meskûn mahal falan düşünmeden, çıkartıp silahı sözüm ona havaya başlıyor ateş etmeye. Ha bu arada abart egzozların çıkardığı gürültü, alabildiğine çevreyi gürültüye boğarak basıyor gaza. İlla arabaların hepsini solamaya çalışırken trafik kuralı falan tamamıyla yeniden yazılıyor cani şoför tarafından. Eskiden Emniyet vardı hiç olmazsa şikâyet edebildiğin. Şimdi onu da takan hiç yok.

Bu arada düğün konvoyundaki genç kızlarda aaaa!.. Kim bu abart egzozu ile tüm arabaları sollayan delikanlı, bir de silah bilem atıyor nede mert, yiğit bir delikanlı diyerek arabanın camından kafasını dışarıya çıkartıp kur yapıyor delikanlı. Kızın Babası kızıyor kızım kapat camı diyor ama nafile illa o magandayı görecek.

Bu arada atılan silahların gerçek mi? Sahte mi? Olduğu da anlaşılmıyor. Gürültü çıkarıyor ya sen ona bak. O çıkardığı gürültüden korkutup rahatsız ettiği insan varsa o silahı sıkan cahile öyle bir endorfin salgılıyor ki ego tavan.

Ya hu Kent toplumu olmaya başladığımız yetmişli yıllardan itibaren taşra ve köy kültürünü metropollere öyle bir entegre etmişiz ki ne idüğü belirsiz, bir kültür oluşturmuşuz.  Düğün dernek çalakaşık gidiyoruz.

Diğer taraftan Sifili, Taslaman açık oturumunda deve sidiğinin helal mi? Şifa mı tartışması süre dursun, kim haklı, kim haksız tartışmaları üzerine onlarca muhabbet….

Bunlar olurken,

Mescidi Aksa da bile Cuma namazı kıldırmamak için bin bir türlü eşkıyalığa teşebbüs eden Yahudiler. Kimsenin dediğini dinlemeden bildiklerini okumaya devam ediyorlar.

Adamların elindeki teknolojiye yapılan yatırım, bilim ve teknoloji laboratuvarların da geliştirdikleri teknoloji ile tüm bitkilerin genetiğini değiştirip Klonlarken, neredeyse insanların genlerini bile paçavraya çevirecekler.

Diğer taraftan Amerika lazer silahı ile cehennem topu geliştirip balistik füzelerin yüzlerce kat daha güçlü silahı ile dünyayı yakmaya hazırlanırken, nötron, hidrojen silahları ile uğraşırken, biz dünya ekonomisinin ilk yirmisine girme Projeksiyonumuzu 2050 yıllarına kadar ancak gerçekleştirebileceğimizi tahmin ediyoruz.

Bir de Bodrum depremini orada ki yaşam kültürü ile ilişkilendirip işi yine demagojiye çekenlere ne demezsin. Yok! Efendim orada ahlaka mugayir yaşantılar var diyenler mi dersin, yok başka şeylere bağlayanlar mı dersin. Ya hu ne kadar marj aralığı geniş bir toplum kültürümüz var bizim anlamak mümkün değil billahi….. ‘’İbretle âlemi seyre devam’’!...... Sevgiyle kalın.. Adil Bozkurt

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 177
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 404
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster